Block title
Block content

"Şu kâinatın Sâni-i Hakîmi, mümkün müdür ki, şu zîşuur meyvelerin meyveleri olan hamd ve ibadeti, şükür ve muhabbeti başkalara verip hikmet-i bâhiresini hiçe indirsin, veyahut kudret-i mutlakasını acze kalb ettirsin, veyahut ilm-i muhîtini cehle..." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir çiftçi tarlasını mahsulat için sürer, eker, sular ve biçer ve nihayetinde de mahsulatını alır. Yani çiftçinin bütün plan ve çabası tarladan kalkacak mahsulat içindir. Şayet çiftçi tarlasını sürüp, ekip, sulayıp ve sonunda mahsulatı ortaya atsa ya da gaspçılara kendi eli teslim etse, o çiftçiye akılsız sefih derler. Özetle çiftçi mahsulatına kimseyi ortak etmek istemez.

Tabiri caiz ise Allah kainat ve dünya tarlasını insanın iman ve ibadet mahsulatı için ekip biçiyor. Şayet insan iman ve ibadetini Allah’tan başka şeylere tevcih ederse, Allah’ın kainatı yaratma gayesine zıt hareket etmiş olur. Bu insan açısından büyük bir zulüm ve çirkin bir küfran-ı nimettir ve Allah, bu zulüm ve çirkinliğin hesabını insandan çok acıklı bir şekilde sorar.

Devlet haksız bir suçluya nasıl kamu davası açıyor ise, zira mahkeme kamusal bir kurumdur bireyler şahsi kusurları ile bu kurumlara maddi ve manevi zarar verirse kamu hakkına tecavüz etmiş sayılır ve cezasını da görür. Aynı şekilde kainat da bir kamusal alandır. İnsan bu alanda vazifesizliği ile yani iman ve ibadeti terk etmek ile bütün kamunun hukukunu çiğnemiş sayılır. Allah da hem kendi hakkı için hem de kamunun hakkı için insana kamusal dava açar ve cezasını keser. Zira insanın imansızlık ve ibadetsizliği şahsi bir cinayet değil kamusal bir cinayettir. 

Allah’ın şirki şiddetle menedip af nazarı ile bakmamasının sebebi bu gibi inceliklerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...