Block title
Block content

"Şu on beş gün zarfında bunların dediklerini ben bir parça öğrendim; sen de benden öğren." cümlesini yorumlar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, bak, gidiyoruz. Şimdi şu cezireye çıktık. Bak, pek büyük bir içtima var. Şu memleketin bütün büyükleri buraya toplanmış gibi, mühim ihtifal görünüyor. İyi dikkat et. Bu cemiyet-i azîmenin bir reisi var. Gel, daha yakın gideceğiz. O reisi tanımalıyız."

"İşte, bak, ne kadar parlak ve binden (HAŞİYE 1) ziyade nişanları var. Ne kadar kuvvetli söylüyor, ne kadar tatlı bir sohbet ediyor! Şu on beş gün zarfında bunların dediklerini ben bir parça öğrendim; sen de benden öğren. Bak, o zat, şu memleketin muciznümâ sultanından bahsediyor. "O sultan-ı zîşan beni sizlere gönderdiğini" söylüyor. Bak, öyle harikalar gösteriyor; şüphe bırakmıyor ki, bu zat o padişahın bir memur-u mahsusudur."

"HAŞİYE 1: Bin nişan ise, ehl-i tahkik yanında bine bâliğ olan mucizât-ı Ahmediyedir (a.s.m.)."(1)

Bahsi geçen yerdeki reis; Peygamber Efendimiz (asm)'dir. Onu dinleyen ve ona itaat eden memleketin büyükleri ise; başta peygamberler olmak üzere, alim ve evliyalardır. Peygamberler bütün mucize ve hak davaları ile Peygamber Efendimizi (asm) teyit ettiği gibi, alim ve evliyalar da ilmi eserleri ve keşfi kerametleri ile Peygamber Efendimizi (asm) teyit ve tasdik ediyorlar. Onun hak davasında, sarsılmaz ve kuvvetli bir yardımcı oluyorlar.

"On beş gün", daha önce işaret edildiği gibi, insanın sorumluluk yaşı olan sinni mükellefiyete işarettir. Yani on beş gün, on beş yaştır, öncesi ise çocukluk devresidir.

Demek havuzda yıkanan ve bir memlekete düşen iki adamdan iyi bir mütefekkir olanı, olayları ve hikmetleri sinni mükellef olan on beş yaştan önce de yani; çocukluk devresinde de gözlemleyebiliyormuş. Üstad'ın on dört yaşında allame-i cihan olması ve alimlere ders vermesi, meseleye işaret eder kanaatindeyiz.

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...