Block title
Block content

"Şu rahmet-i İlahiyenin âsârıyladır ki; her zîhayat, kendine mahsus tesbih ve namazın dersini alıyorlar." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yedi gök ve yer ve onların içindekiler Onu tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki, Onu hamd ile tesbih etmesin."(İsrâ, 17/44)

"Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halîm'dir, çok bağışlayandır." (İsrâ, 17/44)

Konuşmak hâl ve kal diliyle olmak üzere iki türlüdür. Kal dili kafa ve ağızla yapılan konuşmadır, insanların konuşması gibi. Birde hâl dili ile konuşmak vardır.

Mesela, duvarda asılı duran bir resim tablosu, yani hareketsiz duran bir tablo bazen sahnedeki tiyatro oyunundan yani hareket halinde olan tiyatroculardan daha çok şeyler anlatabilir. Burada esas olan hâl dili ile verilen mesajlardır.

Bizim namazda Allah’a yapmış olduğumuz dua ve zikirleri diğer cansız varlıklar hâl dili ile yapmaktalar.

İster semada olsun ister zeminde olsun her şey ve her mahluk Allah’a şuurlu bir insan gibi ibadet ve tesbihte bulunuyorlar. Allah’ın isim ve sıfatlarını kainatta ilan ve izhar vazifelerini görüyorlar. Kainattaki her türlü ses bir cihetle zikr-i İlahidir.

Kedilerin mırmırları nasıl "Ya Rahim, Ya Rahim" demek ise, semanın şimşek ile gürlemesi "Ya Celil, Ya Celil." demektir. Bunun gibi kapının gıcırtısı, taşın taktatası, denizin gamgaması, havanın demdemesi kuşların civcivesi, yağmurun zemzemesi hep birer zikr-i İlahidir. Hiçbir ses alelade ve tesadüfi olmayıp yukarıda ayetin de ifade ettiği gibi, gök ve yer ve onların içindekiler Onu tesbih eder, Onu zikrederler. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Yedinci Sözün İkinci Makamı | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 470 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...