"Şu risalelerde teşbih ve temsilleri hikâyeler suretinde yazdığımın sebebi, hem teshil, hem hakaik-ı İslâmiye ne kadar makul, mütenasip, muhkem, mütesanit olduğunu göstermektir." Hikâyelerle hakikatleri nazara vermenin önemini nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Buna benzer bir sual risalelerde yer almış ve Üstad hazretleri bu konuda gerekli açıklamayı yapmıştır.

Biz sadece şu kadarını söyleyelim Mantıkî deliller insanın aklını ikna içindir. İnsanda esas olan kalptir. Kalp imanın mahallidir. Üstadın da nazara verdiği gibi,

“Neticenin kayyumu imandır. Burhan, ancak onu görmek için bir menfezdir veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür.”(Mesnevî-i Nuriye)

Bir meseleyi teşbih, temsil ve hikâyelerle ders vermekte insanın kalbi ve his âlemi daha çok hisse alıyorlar.

Mazide bu yolu en güzel şekilde kullanan büyük zatlar çıkmıştır. Bunların başında Hazret-i Mevlâna, Şeyh Sa’di ve Feridüddin Attar gelir. Hz. Mevlâna birçok ince hakikatleri ve ahlâk derslerini hayvanları konuşturarak kalplere yerleştirir. Bu noktada Üstad Bediüzzaman hazretlerini diğer mürşitlerden ayıran en önemli özelliği iman hakikatlerinin en derin meselelerini temsil yoluyla kalbe kabul ettirmesi, akla yaklaştırmasıdır.

On Dokuzuncu Sözde, “Rabbimizi bize tarif eden üç büyük küllî muarrif var” denilmiş ve bunlar kâinat, Kur’an ve Hazret-i Peygamber (asm) olarak ortaya konmuştur. İşte Üstad hazretleri Rabbimizin ulûhiyetine ve rububiyetine dair çok ince ve derin hakikatleri kâinat kitabından temsiller getirerek anlatmış ve akla yakınlaştırmıştır. Takip ettiği bu yolun ehemmiyetini bizzat kendi ifadelerinden okuyalım:

“İlm-i Mantıkça çendan "Kıyas-ı temsilî, yakîn-i kat'î ifade etmiyor" denilmiş. Fakat kıyas-ı temsilînin bir nev'i var ki; mantıkın yakînî bürhanından çok kuvvetlidir ve mantıkın birinci şeklinin birinci darbından daha yakînîdir. O kısım da şudur ki: Bir temsil-i cüz'î vasıtasıyla bir hakikat-ı küllînin ucunu gösterip, hükmü o hakikata bina ediyor. O hakikatın kanununu, bir hususî maddede gösteriyor. Tâ o hakikat-ı uzma bilinsin ve cüz'î maddeler, ona irca' edilsin. Meselâ: "Güneş nuraniyet vasıtasıyla, birtek zât iken her parlak şeyin yanında bulunuyor." temsiliyle bir kanun-u hakikat gösteriliyor ki, nur ve nurani için kayıd olamaz. Uzak ve yakın bir olur. Az ve çok müsavi olur. Mekân onu zabtedemez."

"İşte bütün Sözlerdeki kıyasat-ı temsiliyeler bu çeşittirler ki, bürhan-ı kat'î-yi mantıkîden daha kuvvetli, daha yakînîdirler.”
(Sözler, Otuz İkinci Söz)

“Felillahilhamd sırr-ı temsil dûrbîniyle, en uzak hakikatlar gayet yakın gösterildi. Hem sırr-ı temsil cihet-ül vahdetiyle, en dağınık mes'eleler toplattırıldı. Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi. Hem sırr-ı temsil penceresiyle; hakaik-i gaybiyeye, esasat-ı İslâmiyeye şuhuda yakın bir yakîn-i imaniye hasıl oldu.” (Mektûbat, Yirmi Sekizinci Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...