Block title
Block content

"Şu tarîk, hafî tarîkler misillü 'Letaif-i Aşere' gibi on hatve değil ve tarîk-ı cehriye gibi 'Nüfus-u Seb'a' yedi mertebeye atılan adımlar değil,.." cümlesindeki "Letaif-i Aşere" ve "Nüfus-u Seb'a" ifadelerini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Rahmân, Rahîm ve Hakîm isimlerine ulaştıran, Kur’ân’dan alınma “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” yolu; bu yolun şartları ve tarikatten farkları izah ediliyor. Yani Risale-i Nur'un gittiği yolun izah edilmesi ve  tarikattan farkının beyan edilmesidir.

Risale-i Nur yolunun dört adımdan oluşması ve bu adımların da kısaca izahı şöyledir:

1. Hatve: Nefsi temize çıkarmamak.

2. Hatve: Ölüm ve hizmette nefsi düşünmek, zevk ve arzularda unutmak.

3. Hatve: Kusuru kendinde görüp, eriştiği iyilikleri, kudret ve zenginliği Allah’tan bilmek.

4. Hatve: Benliği unutup, kendi varlığını, Allah’ın tecellîsine bir ayna olarak bilmek.

Fakr: İhtiyaç sahibi anlamında kullanılmıştır. Risale-i Nur'daki manası ile insanın zerreden güneşe kadar nihayetsiz ihtiyaçlara muhtaç olması demektir. Yani insan fıtrat olarak kainatta her şeye muhtaç olarak yaratılmıştır. İnsan hayatının devamı, bütün kainat çarklarının işlemesine bakar; böyle olunca insan kainattaki her şeye muhtaç olarak yaratılmış olduğu sabit olur.

İşte insan bu sonsuz ihtiyacından dolayı fakirdir. Allah bu fakirlik halini insana her ihtiyacında, ihtiyacı olmayan Allah’ı bulması için vermiştir. Yani insan bu hali ile nereye bakarsa hangi şeye ihtiyaç duyarsa orada fakirlik penceresi ile fakir olmayan Allah’ı bulabilir.

Acz: Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar zayıf ve iktidardan yoksun anlamında kullanılmıştır. Yani ihtiyaçları hem kainatı kuşatmış hem de ebede uzanmış olmasına rağmen, bunlardan en basitini dahi tedarik edemeyecek kadar acizdir insan.

Burada daha çok insanın iktidarsızlığına vurgu vardır. Bu acizlik penceresi de aciz olmayan Allah’a açılıyor. İnsan acizlik damarı ile aciz olmayan Allah’ı idrak ediyor. Her şeyin acizlik damarı ile Allah’a muhtaç olduğunu görüp tam tevazu ile kulluğa yöneliyor. İşte Risale-i Nur mesleğinin Allah’a giden iki temel esası ve iki temel marifet noktası bu acz ve fakr yoludur.

Letaif-i Aşere hakkında Üstad Hazretleri en kapsamlı izahı şöyle yapıyor:

“Aziz, sıddık, meraklı kardeşim Refet Bey,"

"Mektubunda letâif-i aşereyi sual ediyorsun. Şimdi tarikati ders vermek zamanında olmadığımdan, Tarik-i Nakşî muhakkiklerinin letâif-i aşereye dair eserleri var. Şimdilik vazifemiz ise, istihrac-ı esrar olduğundan, mevcut mesaili nakil değildir. Gücenme, tafsilât veremiyorum. Yalnız bu kadar derim ki:"

"Letâif-i aşere, İmam-ı Rabbânî kalb, ruh, sır, hafî, ahfâ, insanda anâsır-ı erbaanın herbir unsurdan o unsura münasip bir lâtife-i insaniye tâbir ederek, seyr-i sülûkta her mertebede bir lâtifenin terakkiyatı ve ahvâlinden icmâlen bahsetmiştir."

"Ben kendimce görüyorum ki, insanın mahiyet-i câmiasında ve istidad-ı hayatiyesinde çok letâif var; onlardan on tanesi iştihar etmiş. Hattâ hükemâ ve ulemâ-yı zahirî dahi, o letâif-i aşerenin pencereleri veyahut nümuneleri olan havass-ı hamse-i zahirî, havass-ı hamse-i bâtına diye, o letâif-i aşereyi başka bir surette hikmetlerine esas tutmuşlar."

"Hattâ avâm ve havas beyninde teâruf etmiş olan insanın letâif-i aşeresi, ehl-i tarikin letâif-i aşeresiyle münasebettardır. Meselâ vicdan, âsab, his, akıl, hevâ, kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye gibi letâifi, kalb, ruh ve sırra ilâve edilse letâif-i aşereyi başka bir surette gösterir. Daha bu letâiften başka sâika, şâika ve hiss-i kablelvuku gibi çok letâif var. Bu meseleye dair hakikat yazılsa çok uzun olur. Vaktim de kısa olduğundan, kısa kesmeye mecbur oldum.”(1)

Tarik-i Hafi denilen Nakşi Tarikatı, bu on duygu ve latifeyi terbiye ve ıslah ederek hakikate vasıl oluyorlar. Yani bir çeşit bu duyguların ıslah ve terbiyesi birer basamak gibidir, bunlar ıslah ve terbiye edildikçe en son makam olan insan-ı kamil makamına ulaşıyorlar demektir.

Aynı işlemi Tarik-i Cehri denilen Kadri Tarikatı ise; yedi mertebe ve yedi aşama olarak tayin emişler. Bu tarikatta da nefsin yedi makamını tek tek terbiye ve ıslah yolu ile hakikate vasıl oluyorlar.

"Tarîk-ı cehriye gibi 'nüfûs-u seb'a,' yedi mertebeye atılan adımlar değil;.." nefsin yedi mertebesini geçip hakikate ulaşmak yoluna işaret ediliyor. Bu tarikat cehridir, yani sesli zikir olup önce afaki alem olan tabiat putunu kırmaktan başlarlar, sonra nefse ve eneye yönelirler. Bu tarikatı en güzel temsil eden Kadriliktir.

Bu mesleğe göre nefsin yedi mertebesi vardır:

Nefs-i emmare, Nefs-i levvame, Nefs-i mülheme, Nefs-i mutmaine, Nefs-i radiye, Nefs-i mardiye. Nefs-i safiye.

1. Nefs-i emmâre: Daima kötülüğü emreden ve şehvanî arzulara ve şeytanî yollara severek giren nefis.

2. Nefs-i levvame: Kötülükten vicdanen rahatsız olan nefis.

3. Nefs-i mutmainne: Kötülüğe meyilden uzaklaşmış, iyilikleri rahatlıkla işleyebilen nefis.

4. Nefs-i mülheme: İlhama mazhar olmuş nefis.

5. Nefs-i râdiye: Rabbinden razı olmuş nefis. Rabbinin, kahır olsun lütuf olsun, her türlü icraatını rıza ile karşılayan nefis.

6. Nefs-i mardiye: Kendisinden razı olunan, Rabbi katında makbul nefis.

7. Nefs-i safiye: Süzülmüş, katışıksız, temiz nefis.

İşte nefsin son makamı, en mükemmel ve kamil makamdır. İnsanın olgunlaşıp hakikate ulaştığı son adım ve aşamadır.

(1) bk. Barla Lahikası, (270. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Zeyl, Giriş | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 6211 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...