Block title
Block content

"Şu teşhirgâh-ı dünyada, mahlûkat nazarında, esmâ-i İlâhiyenin sana taktıkları garip san'atlarını ve latîf cilvelerini bilerek, hayatınla teşhir ve izhâr etmektir." Bu cümleyi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, kainatı kendi isim ve sıfatlarını gösterip sergilemek için, bir ayna suretinde yaratmıştır. Ya da kainat bir fakültedir, ders konusu ise; Allah’ın isim ve sıfatlarıdır.

Kainatta her mahluk ve mevcut, hakkı ile Allah’ın isim ve sıfatlarını üstünde teşhir edip ilan ederken, kainatın en önemli ve en kapsamlı aynası hükmünde olan insanın, bu vazifeyi ifa etmemesi elbette büyük bir cürümdür.

İnsan kainatın küçük bir numunesi olması yönünden, kainatta azametle tecelli eden isim ve sıfatlar, insanda daha mütevazi ve okunaklı bir şekilde tecelli ediyor. Bize düşen görev; bu tecelli eden isim ve sıfatları üstümüzde görünür hale getirmektir. Bu da; ancak iman ve ibadet ile mümkündür.

Allah’ın her bir şuunatı, sıfatları ve isimleri, insanın mahiyetinde bir nakış suretinde  tecelli etmiştir. Mesela; Allah’ın mukaddes lezzet şuunatı, bizde cüzi lezzet olarak; sem ve basar sıfatı, bizde göz ve kulak olarak; Adl ve Rahim isimleri, bizde hem nakış hem de hayatımızda adaletli ve şefkatli olmak şeklinde tecelli etmişlerdir.

Bizim buradaki görevimiz; iman ve marifet nuru ile bu tecelli ve nakışları hem okumak ve hem de başkalarına, hayatımıza tatbik suretinde okutmaktır. Yani birisi bize ve hayatımıza  baktığı zaman, Allah’ın bu mukaddes vasıflarını bizde görmesi gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...