Block title
Block content

ŞULE YÜKSEL ŞENLER

 

Ruhun Şâd Olsun Aziz Üstad

“Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi; ittiba-ı Kur’an’dır (Kur’ana tâbi olmaktır).” diyen aziz Üstad!...

“Sultan-ı Kâinat birdir. Her şeyin anahtarı O’nun yanında, her şeyin dizgini O’nun elindedir. Her şey O’nun emriyle halledilir. O’nu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun.” diyen necib Üstad!...

“Ey İnsanlar! Fani, kısa, faidesiz ömrünüzü; baki, uzun, faideli, meyvedar yapmak ister misiniz? Mâdem istemek insâniyetin iktizâsıdır(gereğidir), Bâki-i Hakiki’nin yoluna sarf ediniz.” diyen muazzez Üstad!...

“Ey İnsan! Fenaya, ademe (yokluğa), hiçliğe, zulûmata (karanlığa), nisyana (unutulmaya), çürümeye, dağılmaya ve kesrette boğulmaya gittiğinizi tevehhüm edip, düşünmeyiniz! Siz fenaya değil bekâya gidiyorsunuz. Ademe (yokluğa) değil, vücud-u daimîye sevk olunuyorsunuz. Zulûmata değil, âlem-i nûra giriyorsunuz. Sahip ve Mâlik-i Hakikînin tarafına gidiyorsunuz. Ve Sultan-ı Ezeli’nin payitahtına dönüyorsunuz. Kesrette boğulmaya değil, vahdet dairesinde teneffüs edeceksiniz. Firâka (ayrılığa) değil, visâle (kavuşmaya) müteveccihsiniz!...”

 diyen visâle erişmiş, Sultan-ı Ezelî’nin payitahtına döndürülmüş, Sahip ve Malik-i Hakikî’nin tarafına girmiş olan merhum Üstad!...

“Ey İnsan!... Sen eğer nefis ve şeytanı dinlersen, esfel-i safiline düşersin. Eğer hak ve Kur’anı dinlersen a’lâyı illiyyine çıkar, kâinatın güzel bir takvimi olursun.” diyen muhterem Üstad!...

“Bu insan zanneder mi ki, başıboş kalacak? Hâşâ! Belki insan ebede mebustur, saadet-i ebediyeye ve şekâvet-i daimîye namzettir. Küçük-büyük, az-çok, her amelinden muhasebe görecek. Ya taltif veya tokat yiyecek.” diyen mübarek Üstad!...

“Evet… Eğer kâinattan Risâlet-i Muhammediyenin (a.s.m.) nûru çıksa gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur’an gitse, kâinat divâne olacak ve küre-i arz; kafasını, aklını kaybedecek. Belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak.” diyen kıymetli Üstad!...

“Hakiki zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur.” diyen fazıl Üstad!...

“İman manevî bir cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür manevî bir cehennem tohumu saklıyor. Demek: Selâmet ve emniyet yalnız İslâmiyet’te ve imandadır.” diyen mübeccel Üstad!...

Ve nihayet bir müdafaasında:

“Bir tek gayem vardır: O da, mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda Bolşevik baykuşlarının seslerini işitiyoruz. Bu ses, âlem-i İslâm’ın iman esaslarını zedeliyor. Halkı, bilhassa geçleri imansız yaparak kendisine bağlıyor. Ben bütün mevcudiyetimle bunlarla mücadele ederek, gençleri ve Müslümanları, imana davet ediyorum. Bu imansız kitleye karşı mücadele ediyorum. Bu mücahedem ile inşaallah Allah huzuruna çıkmak istiyorum. Beni bu gayemden alı koyanlar da korkarım ki, Bolşevikler olsun. Bu iman düşmanlarına karşı mücahede açan sizin gibi dindar kuvvetlerle el ele vermek benim için mukaddes bir gayedir. Beni serbest bırakınız… El birliğiyle komünistlikle zehirlenen gençlerin ıslâhına ve memleketin imanına ve Allah’ın birliğine hizmet edeyim.”

diyerek bu hizmet uğruna hayatı müddetince çilelerin en büyüklerine seve seve katlanan, yolunu şaşırmış Müslümanları, Allah’a Peygamber’e ve Kur’ana bağlamak istediği için yine hayatı müddetince hapislerde, zindanlarda, sürgünlerde süründürülen ve buna rağmen son nefesine kadar, gaflet ve dalâlet içinde bulunan Müslümanları iman-ı taklididen, iman-ı tahkikiye kavuşturmak için çırpınan mübeccel, muazzez, asil ve kahraman merhum Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri!...

Yetiştirdiğin nurlu, kahraman, imanlı, ihlâslı, mücahid iman ordusundan dolayı Türk Milleti sana medyun, müteşekkir ve duacıdır.

Aziz Ruhun şâd olsun… Âmin!..

"Yazarların Gözüyle Bediüzzaman'ı Tanımak" eserinden alınmıştır.

Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 341 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...