Sünnet-i seniyyenin emrazlara deva olup felsefenin yerini tutamadığı ve bunun delilinin Nur eczalarında var olduğu, Mirkatü's-Sünne'nin Sekizinci Nükte'sinde söyleniyor. Hem Üçüncü Nükte'de "pusla gibi hatt-ı hareketi gösterdiğini" ifade ediyor. İzah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sünnet-i Seniyye, Peygamber Efendimiz (asm)'in yolu olup, bütün fiil, hâl ve sözlerini kapsamaktadır. Bu yol görünüşte Peygamberimizin yolu olarak görünse bile, hakikatte Allah'ın ona talim ettiği bir yoldur. Bu nedenle Sünnet-i seniyyenin asıl sahibi, sonsuz hikmet ve ilim sahibi Allah'tır. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asm)

"Rabbim beni en güzel edeble edeplendirdi." (Süyüti, el-Camiu's-Sağîr 1/14)

buyurmaktadır.

Felsefe ise, insanın aklı ile elde edilen her türlü bilgi ve yolu içermektedir. İnsan aklı hem nakıs ve hem de nefis ve hevadan etkilenen bir özelliğe sahiptir. Deneme ve yanılma esasına göre doğruya ve neticeye ulaşmaya çalışır. Dolayısıyla insanlığı tüm dertlerine ilaç olması düşünülemez. Ama sünnet-i seniyye ise, öyle değildir. Çünkü, İnsanı yaratan, onun ihtiyaç duyduğu her türlü şeyi bilen ve o ihtiyaçları karşılayacak ilme ve kudrete sahip olan Allah'ın razı olduğu yoldur.

Bu nedenle felsefe hiçbir zaman sünnetin yerini tutacak kabiliyette ve kudrette değildir. Sünnet-i seniyye ise insanlara her zaman doğru ve istikametli yolu gösterebilecek bir pusula gibidir.

İlave bilgi için tıklayınız:
- Sünnet-i Seniyenin Hayatımızdaki Yeri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...