Block title
Block content

"Sünneti seniyye düsturları emrazı kalbiyede, ruhiyede, akliyede ve içtimaiyede bir devadır." cümlesini izah eder misiniz? Ayrıca sünnetin hususiyetinden bahseder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mesail-i şeriat ve sünnet-i senniyenin her bir prensibi; gerek kalbi, gerek akli, gerek ruhi ve gerek ise içtimai hayatımızın en istikametli ve doğru prensipleridir.

"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hilkaten en mutedil bir vaziyette ve en mükemmel bir surette halk edildiğinden, harekât ve sekenâtı itidal ve istikamet üzerine gitmiştir. Siyer-i Seniyyesi kat'î bir surette gösterir ki, her hareketinde istikamet ve itidal üzere gitmiş, ifrat ve tefritten içtinap etmiştir."

"Evet, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm فَاسْتَقِمْ كَمَاۤ اُمِرْتَ  ["Emrolunduğun gibi dos doğru ol."(Hud, 11/112)] emrini tamamıyla imtisal ettiği için, bütün ef'al ve akval ve ahvâlinde istikamet, kat'î bir surette görünüyor."

"Meselâ kuvve-i akliyenin fesat ve zulmeti hükmündeki ifrat ve tefriti olan gabâvet ve cerbezeden müberrâ olarak, hadd-i vasat ve medar-ı istikamet olan hikmet noktasında kuvve-i akliyesi daima hareket ettiği gibi; kuvve-i gadabiyenin fesadı ve ifrat ve tefriti olan korkaklık ve tehevvürden münezzeh olarak, kuvve-i gadabiyenin medar-ı istikameti ve hadd-i vasatı olan şecaat-i kudsiye ile kuvve-i gadabiyesi hareket etmekle beraber; kuvve-i şeheviyenin fesadı ve ifrat ve tefriti olan humud ve fücurdan musaffâ olarak, o kuvvenin medar-ı istikameti olan iffette, kuvve-i şeheviyesi daima iffeti, âzamî mâsumiyet derecesinde rehber ittihaz etmiştir. Ve hâkezâ, bütün sünen-i seniyyesinde, ahvâl-i fıtriyesinde ve ahkâm-ı şer'iyesinde hadd-i istikameti ihtiyar edip, zulüm ve zulümat olan ifrat ve tefritten, israf ve tebzirden içtinap etmiştir. Hattâ tekellümünde ve ekl ve şürbünde iktisadı rehber ve israftan kat'iyen içtinap etmiştir." (1)

Emraz-ı kalbiye meselesine gelince; Hadisin ifadesiyle; kalbimiz; rüzgârın önündeki bir kuş tüyü gibidir. Esen rüzgâra göre şekil alır. Yani insan kalbi, bulunduğu çevre ve ortama göre hal alır. Bu haller birbirine zıt olabilir. Çelişki ifade edebilir. Böyle bir çelişki ise mümini tedirgin eder ve karamsarlığa sevkeder. İşte böyle bir durumda yapılması gereken şey, sünnet-i seniyyiye müracaat etmektir.

Bir örnek vermek gerekirse; sahabe efendilerimizden biri, Hz. Ebu Bekir (ra)'e, münafık olduğunu söyler ve şöyle devam eder;

"Ben Resulullahın huzurunda iken yaşadığım duyguları ve hisleri, onun huzurundan çıktıktan sonra hissetmiyorum. Bu da demektir ki; ben samimi değilim, münafığım."

der. bunu üzerine her ikisi kalkıp Resulullah (asm)'ın yanına giderler ve durumu olduğu gibi arz ederler. Resulullah (asm) ise bu durumun bir sakıncası olmadığını, insanın fıtratının bir gereği olduğunu onlara hatırlatarak onları rahatlatır.

"Eğer her zaman yanımda iken hissettiğiniz halet-i ruhiyeyi hissetseniz, melekler sokak başı sizinle kucaklaşır."

diyerekten hem çare, hem de bir ufuk göstermiş olur.(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.
(2) bk. Müslim, Tevbe, 12 (2750); Riyâzus-Sâlihîn, 14. bab, 151. hadis, s. 140.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Sekizinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5539 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...