Block title
Block content

Sünuhat eserinde Üstad'ın, sosyalizm hakkında müsbet ve faydalı olduğu anlamında ifadeleri var, bunları nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Demek, biz mağlûbiyetle ikinci cereyana takıldık ki, mazlumların ve cumhurun cereyanıdır. Başkalarından yüzde seksen fakir ve mazlumsa, İslâmdan doksan, belki doksan beştir."

"Âlem-i İslâm şu ikinci cereyana karşı lâkayt veya muarız kalmakla hem istinatsız, hem bütün emeğini heder, hem onun istilâsıyla istihaleye mâruz kalmaktan ise, âkılâne davranıp onu İslâmî bir tarza çevirip, kendine hâdim kılmaktır. Zira düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur. Nasıl ki, düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır."

"Şu iki cereyan birbirine zıt, hedefleri zıt, menfaatleri zıt olduğundan; birincisi dese "Öl," diğeri diyecek "Diril." Birinin menfaati zarar, ihtilâf, tedennî, zaaf, uyumamızı istilzam ettiği gibi; ötekinin menfaati dahi kuvvetimizi, ittihadımızı bizzarure iktiza eder. "Şark husumeti, İslâm inkişafını boğuyordu; zâil oldu ve olmalı. Garp husumeti, İslâmın ittihadına, uhuvvetin inkişafına en müessir sebeptir; bâki kalmalı."(1) 

Üstad Hazretlerinin bu tespitleri, bulunduğu dönemin siyasal ve sosyal yapısını yansıtıyor. Batı emperyalizmi boğazımıza çöktüğü bir hengamda, onun muhalifi olan sosyalizmden faydalanmak siyaseten olabilir. Lakin bu siyasal zaruretten ideolojik bir ittifak çıkarmak doğru olmaz.

İslam ile sosyalizmin birleşmesi yerine, sosyalizm içindeki doğru ve İslam ile örtüşen kavramaları ön plana çıkararak, o tabanın siyasi kuvvetinden faydalanabiliriz, demektir. Yoksa dine afyon diyen sosyalist ideoloji ile İslam dininin hakiki anlamda fikri bir ittifak kurması mümkün değildir. Nitekim daha sonraları siyasi ve sosyal konjonktör değiştiği bir dönemde İslam’a en ziyade zarar veren bu ideolojinin ifratı olan Komünizm olmuştur. Ve Risale-i Nur en büyük ve tehlikeli düşman olarak bu ideolojiyi göstermiştir.

 "Zira düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur. Nasıl ki, düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır.”

Üstad Hazretlerinin bu ifadeleri, olayın ideolojik ve fikri bir nitelikte değil, siyasi ve sosyal bir nitelikte olduğunu gösteriyor. Bu sebeple sosyalizm ile İslam’ın fikri bir temelde ittifak kurması mümkün değildir. İslam, mutlak kemalde olan bir dindir.  Sosyalizmin içinde bulunan doğrular zaten İslam’da vardır, neden kendi hakikatleri dururken harici bir şeye ihtiyaç duysun? Hariçten faydalanmak ancak siyaseten olabilir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asv) siyasi mülahazalar ile Yahudi ve Hristiyanlardan istifade etmiştir.

Blok halinde İslam ile sosyalizmin birleşmesi kabil değildir. İslam dininin bazı noktalarda ideolojilerle benzeşmesi onunla özdeşleşmesi anlamına gelmez ve gelmemelidir. Nitekim bu benzeşmeler diğer ideolojiler için de geçerlidir.

Özet olarak, Üstad Hazretleri Osmanlının Birinci Dünya Savaşı mağlubiyetinden sonra, İslam toplumunun İngiliz emperyalizmine karşı sosyalizmin siyasi gücünden istifade edebileceğini öngörüyor. Sosyalizmin savunduğu emek ve eşitlik ilkelerinin zaten temel noktalarda İslam ile çelişmediğini ve bu uyumdan İslam dünyasının siyasi olarak istifade etmesi gerektiğini öngörüyor.   

(1) bk. Sünuhat, Rüyada bir hitabe

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

timetrick
Yaptığınız yorumlardan ötürü insanlar Üstad'ı ve Risale-i Nur'u yanlış anlamakta.İlk olarak Üstad orada emperyalizme karşı gelinmesinden bahsetmiyor.Orada Kapitalizme karşı gelinmesinden bahsediyor.Zira şöyle der: "İşte, onun için bu medeniyet-i hazıra, beşerin yüzde seksenini meşakkate, şekâvete atmış; onunu mümevveh saadete çıkarmış; diğer onu da, beyne beyne bırakmış. Saadet odur ki, külle, ya eksere saadet ola. Bu ise, ekall-i kalilindir ki, nev-i beşere rahmet olan Kur’ân, ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Hem serbest hevânın tahakkümüyle, havâic-i gayr-ı zaruriye havâic-i zaruriye hükmüne geçmişlerdir. Bedavette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Sa’y, masrafa kâfi gelmediğinden, hileye, harama sevk etmekle, ahlâkın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Cemaate, nev’e verdiği servet, haşmete bedel, ferdi, şahsı fakir ahlâksız etmiştir. Kurûn-u ûlânın mecmu vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu!" Burada görüldüğü gibi direkt Kapitalizm hedefte.Ve Üstad komünizme yani ikinci cereyanı takıldığımızı söylüyor.Yani mazlumların ve cumhurun cereyanı. Ama Üstad'ın da dediği gibi: "Zira düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur. Nasıl ki, düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır.” Komünizmin şuanki hali de bazı esaslarını medeniyet-i hazıradan almaktadır.Dolayısıyla bizim bunu Üstadın emrettiği gibi "İslami bir tarza" çevirmemiz lazım.Ayrıca komünizm ideoloji değildir!! Birgün olur elbette doğar şems-i hakikat Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet-i âlem?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
timetrick
Emekçinin nasırlı yumruğu elbet bir gün sermayenin kafasında patlayacaktır!!
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ilyas26125
Yukarıdaki ifadelerde "Sosyalizmin içinde bulunan doğrular zaten İslam’da vardır, neden kendi hakikatleri dururken harici bir şeye ihtiyaç duysun? Hariçten faydalanmak ancak siyaseten olabilir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asv) siyasi mülahazalar ile Yahudi ve Hristiyanlardan istifade etmiştir." bahsedilmiş. Peygamber Efendimiz'in (asv) siyasi mülahazalar ile Yahudi ve Hristiyanlardan istifade ettiği durumlara örnekler verebilir misiniz? Teşekkürler.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bedir, Uhud savaşında anlaşma yapılıyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...