"Sûre-i Fethin âhirinde sitayişkârâne tavsifât-ı Rabbâniyeye mazhar ve Tevrat ve İncil ve Kur’ân’ın medih ve senâsına mazhar olan sahâbelere, fazilet-i külliye nokta-i nazarında yetişilemez." Misallerle izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sahabenin derecesine diğer insanların yetişememesinin üç sebebi vardır.

Birinci sebep: Peygamber sohbetinin tesiri. Resul-i Ekrem Efendimizin sohbetinde öyle bir iksir ve öyle büyük bir tesir vardır ki, O’nun tek bir nazarı kişiyi anında velayet-i kübra makamına çıkarıyor.

“Bâzı olur bir nazar, fahmi elmas ediyor.

Bâzı olur bir temas, taşı iksir ediyor.

Bir nazar-ı peygamber, birden bire kalbeder bir bedevî cahil, bir ârif-i münevver.

Eğer mîzan istersen: İslâm’dan evvel Ömer, İslâm’dan sonra Ömer.
Birbiriyle kıyası: bir çekirdek, bir şecer.

Def’aten verdi semer, o nazar-ı Ahmedî, o himmet-i Peygamber. (Sözler)

İkinci sebep: Sahabe zamanında doğru ile yalanın birbirinden uzaklığı ve sahabenin doğruluğu. İslâm’ın meydana getirdiği inkılabın sahabeler üzerindeki tesiri ve tazeliği.

Sahabeler doğruluk ile yalan, iman ile inkârın arasındaki farkı bizatihi yaşayarak, tadarak görüyorlar.

Üçüncü sebep: Nübüvvet ile velayet, evliya makamı ile sahabenin makamı arasındaki fark.

Sahabeler vahyin gelişine bizzat şahit oldular. Dıhye suretinde, defalarca Cebrail'i (A.S.) gördüler. Allah Resûlü’nün ayı ikiye yarması, parmaklarından su akması gibi binlerce mucizesine şahit oldular. Bütün insanlık âle­mini nura, hidâyet ve saadete eriştirmek için gönderilen Kur'ân-ı Kerîm'i ilk defa Habib-i Kibriya Efendimizin mübarek lisanından dinlediler, ilk talebeleri olma şerefine nail oldular Ulvî hakikatları bizzat Habib-i Edib Efendimizden (sav.) ders aldılar, ahlâk-ı aliyesinden kemaliyle istifade ettiler. O’nun (sav.) etrafında adeta bir pervane gibi dolaşarak, ondaki manevî güzelliklere ayna olmaya çalıştılar.

Velayet makamı nasıl nübüvvet makamına yetişemez ise, velayet terbiyesi de nübüvvet terbiyesine yetişemez.

Birinci vecih: Sahabe zamanındaki içtimaî muhitin insanlar ve kabiliyetler üzerindeki tesiri. Çarşı, pazar, aile, komşu, savaş meydanı vesaire her vasat sahabeye iman ve ahlak telkin ediyordu. Günümüzde durum tam tersine dönmüş, her ortam insana inkârı ve ahlaksızlığı telkin ediyor.

İkinci vecih: Allah’a yakınlık ve “zahirden hakikate geçme” konusunda sahabenin yolu ile tasavvuf arasındaki fark. Sahabe yolu veraset-i nübüvvetle velayet-i kübra makamına ulaşmak şeklinde iken, tasavvuf yolu ise, uzun ve çileli bir yolla velayet-i suğraya ulaşmak şeklindedir.

Üçüncü vecih: İslâm’ın başlangıcındaki hizmetleri yönünden sahabenin üstünlüğü. "Sebep olan işleyen gibidir." kaidesine göre, sahabeler saff-ı evvel olmaları ciheti ile ümmetin bütün sevapları onların amel defterine işleniyor. Haliyle sahabeye sevap noktasından yetişmek imkânsızdır.

"Muhammed Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise pek merhametlidirler. Sen onların rükû ve secde ettiklerini görürsün. Onlar Allah'ın lûtfunu ve rızasını ararlar. Yüzlerinde ise secde izi vardır."

"Onların Tevrat'taki vasıfları budur. İncil'deki vasıfları ise şöyledir: Onlar filizini çıkarmış, sonra git gide kuvvet bulmuş, kalınlaşmış ve gövdesi üzerinde yükselmiş bir ekine benzer ki, ekincilerin pek hoşuna gider."

"Allah'ın onları böylece çoğaltıp kuvvetlendirmesi, kâfirleri öfkeye boğmak içindir. Onlardan iman eden ve güzel işler yapanlara Allah mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir."(Fetih Suresi, 48/27-29).

Görüldüğü üzere Fetih suresindeki ayetlerin bazıları sahabeye sıfatları ile işaret ediyor, bazıları ebced ve cifir hesabıyla, bazıları da genel bir unvan ile işaret ediyor.

Ayrıca İncil ve Tevrat gibi daha önceki semavî kitapların sahabeden sitayişle bahsedildiği ayette açıkça bildirilmektedir. Ebced ve cifir hesabıyla sahabeden nasıl bahsedildiği zaten Yedinci Lem'a’da tafsilatlı bir şekilde izah edilmektedir. Arzu edenler bu Lem'aya bakabilir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...