Block title
Block content

Şuunat-ı İlahiye mahiyet-i zatiyeye göre sıfat ve esmadan önce mi, sonra mı tezahhür etmektedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şe’n’in Türkçe’de tam karşılığı yoktur. En yakın mânâ olarak hal, kabiliyet deniliyor. Hâlık (yaratıcı) Allah’ın bir ismidir. Hâlıkıyet ise şe’nidir. Yâni, yaratıcı olmak Allah’ın şânındandır. Bu hâlıkıyetini icra etmek dilediğinde halk (yaratma) fiiliyle mahluku yaratır ve o mahlûkta Hâlık ismi tecelli eder. Merhamet sahibi olmak, gazap sahibi olmak da İlâhî şuunattandır. Nur Külliyatı’nda “Zat, Şuunat, Sıfat,…” sıralaması vardır. Şuunat sıfattan önce zikredilmiştir. Çünkü sıfatları icraata sevk eden şuunattır.

Mesela, merhamet etmek Allah’ın şe’nindendir. Bu merhamet ile kişiye nimet ihsan etmeği irade eder ve kudretiyle onun ihtiyacı olan şeyi yaratır. Merhamet etmek şuunat-ı İlahiye, irade ve kudret ise sıfat-ı İlahiyedirler Allah’ın zâtı mukaddes olduğu gibi, şuunatı da mukaddestir.

Yâni, beşer aklı bu hususta ne düşünse, ne tahmin etse, ne hayaller kursa Allah’ın şuunatı bunların hiçbirine benzemez; hepsine benzemekten münezzehtir. “Lezzet-i mukaddese, ferah-ı münezzeh, memnuniyet-i mukaddese” gibi tabirler de İlahî şuunatı ders verirler. İnsanda sevme, lezzet alma, hoşlanma hali ve kabiliyeti vardır. Allah da mahlûkatını sever ama, bizim bir eserimizi sevmemiz gibi değil. İşte bu İlâhî muhabbeti, mahlûkatın sevgilerinden ayırmak için “mukaddes” kelimesi kullanılır. Allah da kulunun ibadetinden memnun olur. Ama, bu memnuniyet bir padişahın kendisine itaat eden bir askerinden memnun olması gibi değildir.

İşte bunu zihinlere yerleştirmek için “memnuniyet-i mukaddese” tabiri kullanılıyor. Allah’ın bütün mahlûkatının ihtiyaçlarını görmekte bir lezzet-i mukaddesesi vardır. Fakat bu lezzet, bizim bir fakiri giydirmekten yahut doyurmaktan aldığımız lezzete benzemez. “Her bir faaliyette bir lezzet nev’i vardır” hakikatından hareket ederek kâinata nazar ettiğimizde, Cenâb-ı Hakk’ın herbir fiilini icra etmekte, her bir ismini tecelli ettirmekte bir lezzet-i mukaddesesi olduğu aklımıza görünür.
Bu lezzetin keyfiyetini ise akıl idrak edemez. Zira, akıl ancak mahlûkat sahasında düşünebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Sekizinci Pencere | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5250 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

MUHAKEMA

Kardeşim ben bu meseledeki cevaba bir ekleme yapmak istiyorum, şöyleki; Allah'ın şuunatı, sıfatı ve isimlerinde ki sıralama akla zaman ve mekan gibi mefhumları getirebiliyor, burdaki mertebe ve sıralama aslında bizim kendi zihnimizdedir. Allah'ın zat ve sıfatları arasındaki bu gibi meratib nisbidir; yani bizim iyi kavramamız içindir, yoksa öncelik sonralık sadece bir anlama aracıdır, Allah hakkında caiz olmaz. Üstad orda sadece akla takrib için o misal ve sıralamayı vermiştir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...