Block title
Block content

"Tâ ki, onun Sultan-ı Zülcelâli, ona ihsan ettiği hedâyâyı ve letâifi ve âsâr-ı nuraniyesini müşahede etsin." cümlesindeki "hedaya", "letaif", "asar-ı nuraniye" kavramlarını izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hedeya, hediyeler demek olup, Allah’ın sanatları ve eserleri üstündeki ihsan ve ikramlardır. Mesela arıyı yaratıp onu aza ve cihazlar ile donatıp, o aza ve cihazlara münasip rızıklar ve nimetler yaratması, ihsan ve ikram manasında birer hediyedirler. Çiçeklerin o güleç ve güzel yüzleri arılar için birer hediye, birer ihsandır. Arı o çiçeğe konup rızkını aldığı zaman, Allah o halden münezzeh bir keyif duyar.

Letaif, mahlukata verilmiş olan aza ve duygulardır ki, Allah’ın sayısız nimet ve ihsanları, ancak bu aza ve duygular ile tadılıp tartılabilir. Mesela dil olmasa tatların bir manası olmaz, kulak olmasa sesler aleminin manası gizlenir. Bu sebeple Allah mahlukatını kainat sofrasından istifade edecek latifeler ile donatmış. O latifeler işledikçe Allah bu işlemekten büyük ve mukaddes bir lezzet alır.

Asar-ı nuriye, nurani eser ve sanatlar demek olup, kainattaki her bir şey Allah’ın mükemmel ve muhteşem birer eser ve sanatlarıdırlar. Çiçek ve böceklerin o nakışlı ve ilimli güzellikleri, Allah’ın sanatı ve eseridir. Nasıl sanatkar sanatına bakmaktan müthiş bir heyecan ve keyif duyarsa, aynı şekilde -fakat mukaddes ve münezzeh bir şekilde- Allah da mahlukat sanatını müşahede etmekten öylece heyecan ve keyif duyar. Özellikle bayram havasında olan bahar mevsimi bu hallerin dorukta olduğu bir mevsimdir. İnsanların nevruz kutlamaları bir cihetle o münezzeh bakış-ı İlahinin zımni bir tezahürü ve tecellisidir, denilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...