Block title
Block content

"Taassub iltizamdan, imtisal iz'andan, tasdikten iltizam, taakkulde bîtaraf, bîbehre tasavvurda." Burada geçen "taakkulde bîtaraf" ifadesini açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İtikadın başkadır, iltizamın başkadır. Her birinden çıkar bir hâlet." 

"Salâbet itikaddan, taassup iltizamdan, imtisal iz'andan, tasdikten iltizam, taakkulde bîtaraf, bîbehre tasavvurda, tahayyülde safsata hâsıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir."(1)

"Taakkul" akletme ve düşünme, "bitaraf" ise tarafsızlık ve taraf tutmama anlamına geliyor. Yani bir şeyi akledip düşünürken tarafsız akletmek ve tarafsız bir şekilde düşünmek demektir.

Üstad Hazretleri burada bitaraf taakkul etmeyi yanlış ve olumsuz anlamda kullanıyor. Çünkü inancı zayıf çok insanlar, tarafsız düşünce adı altıda imanını kaybetmişler.

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Ehl-i ilhad ile ve bilhassa Avrupa mukallitleriyle münazarayla iştigal edenler büyük bir tehlikeye mâruzdurlar. Çünkü, nefisleri tezkiyesiz ve emniyetsiz olması ihtimaliyle tedricen hasımlarına mağlûp olur ki, bîtarafâne muhakeme denilen munsıfâne münazarada nefs-i emmâreye emniyet edilemez. Çünkü, insaflı bir münâzır, hayalî bir münazara sahasında, ara sıra hasmının libasını giyer, ona bir dâvâ vekili olarak onun lehinde müdafaada bulunur. Bu vaziyetin tekrarıyla dimağında bir tenkit lekesinin husule geleceğinden, zarar verir. Lâkin, niyeti hâlis olur ve kuvvetine güvenirse, zararı yoktur. Böyle vaziyete düşen bir adamın çare-i necatı, tazarru ve istiğfardır. Bu suretle o lekeyi izale edebilir."(2)

"Bitarafane muhakeme", kelime olarak bir şeyi tarafsız bir açıdan düşünmek ve değerlenmek anlamındadır. Kâfir ve inançsız birisi ile tartışan mümin, şayet kendi inanç dünyasında ve kalbinde imanı ve onun meselelerini tam hazmetmemiş ise, tartışma esnasında yaralanır ve yalpalar. Tarafsızlık kaidesi onun kalp ve ruhunda derin yaralar açıp fikir kirleri bırakabilir. İmana ve küfre tam vakıf olmadığı için karşı tarafın bir itirazı ya da tenkidi karşısında şüpheye düşebilir. En azından nefis o kimseyi taciz edip evhamla huzurunu bozabilir. Bu yüzden ehl-i küfür ile münazaraya girecek bir müminin ilmi ve manevi donanımı tam olmalıdır. Yoksa büyük bir tehlikeye maruz kalabilir.

Objektif tartışmada en önemli bir nokta, empati ile karşı tarafın şekline girip meseleyi o veçheden değerlendirmektir ki, bu donanımsız birisi için çok risklidir. Şeytanın avukatlığını yapıp sonra hakka tekrar dönmek manevi kuvvet ve derin ilim ile olur.

Mesela, şeytan "Kur’an’ı Allah kelamı olarak değil de tarafsız olmak için ne beşer kelamı olarak ne de Allah kelamı olarak değerlendir ve öyle bak, o zaman Kur’an'da var dediğin o yüksek meziyetler ve üstün beyan gücü kalacak mı?" diyerek insanları dalalete sürüklüyor. 

Üstad Hazretleri şeytanın bu ince hilesine karşı, "Kur’an’a tarafsız bir açıdan bakılamayacağını, tarafsız bakışın zımni olarak karşı görüşü kabul manasına geldiğini" ifade etmekle şeytanın bu ince hilesini deşifre ediyor. Kur’an ancak Allah tarafından, yani onun kelamı nazarı ile bakılırsa meziyet ve harikaları görünür. Yoksa tarafsız ya da beşer kelamı nazarı ile bakmak o harika nurları söndürür ve uçurur. O zaman, objektiflik ve tarafsızlık yapıyorum diyen adam dinsizliğe sürüklenir ve karanlık içinde boğulur gider. Çokları bu tarafsız bakış aldatmacası ile imanlarını kaybediyor.

Dipnotlar: 

(1) bk. Sözler, Lemeat.

(2) bk. Mesnevî-i Nuriye, Hubâb.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...