Block title
Block content

"Tahtiyet, fevkiyeti istilzam eder, ve hâkezâ. Bütün umur-i izafiye tabir ettikleri, birbirisiz olmayan evsâf-ı nisbiye misillü, şu kâinatın cüz’iyatında ve heyet-i umumiyesinde görünen imkân dahi, vücubu gösterir." İzahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Aşağı kavramı, yukarı kavramını, büyük kavramı, küçük kavramını gerektirdiği gibi; imkân kavramı da vücub kavramını gerektirir.

İmkân, “var olmakla, olmamanın eşitliği” hudus ise “sonradan meydana gelme” demektir.

Mümkin, “var olmasıyla yoklukta kalması eşit olan”, hâdis “sonradan meydana gelen” manasına gelir.

Allah’ın varlığı vâcip ve ezelî, mahlukatın varlığı ise mümkin ve hâdisdir.

Vâcip; olması zarurî, olmaması muhal demektir.

Mümkin; olup olmama hallerinden her ikisini de kabul edebilen, yani var olabildiği gibi yoklukta da kalabilen manasına gelir. Bir mümkin, varlık sahasına çıkmışsa, onun var olması yoklukta kalmasına tercih edilmiş demektir. Bu tercih ise ancak varlığı vâcip olan Allah’ın iradesiyle gerçekleşir.

Bütün mahluklar, mümkin olmaları yönüyle birbirine eşittirler; birbirinin yaratıcısı olamazlar.

İlâhî irade, bir mümkini varlık sahasına çıkarmayı dilediğinde, onu yokluktan kurtarır, var eder. Bu sonradan oluşa “hudus” ve bu özelliğe sahip olanlara da “hâdis” denilir. Her mahluk “hâdis”tir, yani sonradan ihdas edilmiş, varlığa kavuşmuştur.

Mümkinlerin yaratıcısı ancak vâcip olabileceği gibi, hâdis olanları yaratan da ancak ezelî olabilir.

İmkân ve hudus hakikatleri, böylece vücub ve ezeliyeti gösterirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...