"Tarîk veya Sebil kelimelerine Sırat kelimesinin tercihi, mesleklerinin etrafı mahdut ve işlek bir cadde olduğuna ve o caddeye girenlerin bir daha çıkmamalarına işarettir." Burayı izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Tarîk, sebil, sırat" kelimelerinin birbirlerine nisbetle aralarındaki fark şöyle ifade edilebilir:

Sebil, içerisinde sühulet bulunan tarik (yol) demektir. Veya tarikten teşaub eden fer’i yollardır. Çoğulu ”sübül” olup sebilllerin kesişim noktasına "tarik” diyebiliriz.

Sırat: En geniş tarika (yola) denilir. Veya tüm tarikların kesiştiği en büyük ana yoldur. Kur’an’da hep tekil kullanılır. Çünkü yolların kesiştiği veya en geniş olduğu yer, ya cennete veya cehenneme götürür.

Tarik: Kelime kökünden hareketle, ayakların yola vurulması (طرق); emek harcanarak, gidilmeye alışılmış yol demektir. Müsbet manada kullanıldığında, hak yolunda çekilen meşakkat, cehd ve gayret; menfi manada dalalet yolunun insana verdiği sıkıntı ve azab hatıra gelir.

Zemahşeri sıratın aslının (سرط) olduğundan yola çıkarak, bu kelimenin bir manası olan yutmak kelimesini nazara vermiştir. Yani sanki saliklerini yılan gibi yutarak dışına çıkmasını engelliyor. Yani bir kimse karşısına çıkan hadsiz sübül ve turuklarda sağ veya sol yolu seçerek işlek cadde olan sırata vasıl olur ve o yolda rüsuh peyda eder ve bir daha çıkmaz.

Hülasa sırat bütün tariklerin ve sebillerin başı veya nihayetidir. İnsanı ya cennete (sırat-ı mustakim) ya da cehenneme "صراط الجحيم" (Saffat, 37/23) götürür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

tunayber
: Tarikatin gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mirac-ı Ahmedînin (a.s.m.) gölgesinde ve sâyesi altında kalb ayağıyla bir seyr ü sülûk-i ruhanî neticesinde, zevkî, hâlî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeye mazhariyet; "tarikat," "tasavvuf" namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemâl-i beşerîdir. Ve kalbi işlettirmek için en büyük vasıta, velâyet merâtibinde zikr-i İlâhî ile tarikat yolunda hakaik-i imaniyeye teveccüh etmektir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
tunayber

KUR'AN-I KERİME GÖRE SIRAT-I MUSTAKİM ALLAH'A ULASTIRAN YOLUN ADIDIR. Sırat-ı Mustakim bizim ruhumuzu Allah'a ulaştıran yolun adıdır. Sırât, sebil, tarîk; yol anlamina gelir, mustakim; istikametlenmiş üzere olan demektir. Sırât-ı Mustekîm ise istikamet üzere olan bir yoldur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
tunayber

Said-i Nursi Hazretlerinin acikca ruhun seyr-i sülukundan, yolculuğundan bahsettigini görüyoruz. (seyr ü sülûk-i ruhanî, hareket-i ruhaniye ) Said-i Nursi Hazretlerinin 9. telvihde söylediği gibi (şeriatın imanî ve amelî cenahlarıyla makamât-ı âliyede uçmak) veya Yunus Emrenin de söylediği gibi kanatlandık kuş olduk, uçtuk elhamdülillah.Bu seyr ü sülûk-i kalbînin ve hareket-i ruhaniyenin miftahları ve vesileleri, zikr-i İlâhî ve tefekkürdür. Bu zikir ve fikrin mehâsini tâdâd ile bitmez. Sırat-ı Mustakimi zamanımızda doğru yol olarak açıklıyorlar. Her yolun bir hedefi, sonu olduguna göre, acaba bu doğru yol olarak yorumladıkları yol nereye ulaştırıyor. Necm 42 ye göre de Allah kendisinin yolun sonunda olduğunu açıklıyor. 53/NECM-42: Ve enne ilâ rabbikel muntehâ. Ve muhakkak ki; senin Rabbin olan Allah, yolun (Sıratı Mustakîm'in) sonudur. Said-i Nursi Hazretlerinin dokuzuncu telvihte tarikatın faydalarından bahsettigini görüyoruz. Ve bu meyvelerin (semerât) faydaların ISTIKAMETLI TARIKAT vasıtasıyla oldugunu görüyoruz. Yani Allaha ulaştıran Sırat-ı Mustakim üzerinde olan istikamet ve hidayet üzere olan kişi. DOKUZUNCU TELVİH Tarikatin pek çok semerâtından ve faydalarından yalnız burada dokuz adedini icmâlen beyan edeceğiz. BİRİNCİSİ: İstikametli tarikat vasıtasıyla, saadet-i ebediyedeki ebedî hazinelerin anahtarları ve menşeleri ve madenleri olan hakaik-i imaniyenin inkişafı ve vuzuhu ve aynelyakin derecesinde zuhurlarıdır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Adem68474

O caddeye girenlerin bir daha çıkmamalarına işarettir diyor ,ZAHİREN İman  dairesine giripte çıkanlar var burası Nasıl anlaşılmalı 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Zahiren girenler aslında o yola girmiş olmuyorlar girmiş gibi görünüyorlar bu yüzden bu girenlerin girmesi de çıkması da önem arz etmiyor hükmü bozmuyor. İmanı hazmettikten sonra çıkmak mümkün değildir. Mesela Hazreti Ömer (ra)'ın o makama eriştikten sonra küfre girmesi mümkün değildir. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...