Tarikat ehli kardeşlerimiz, kendi şeyhlerini, Allah'ın aynası olarak hayal edebiliyorlar. Nur talebeleri bu konuda neler yapabiliyorlar veya yapmalılar?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur mesleği, tasavvuf mesleği gibi sadece kalbi veya kelam ilminde olduğu gibi sadece aklı esas almıyor. Akıl ve kalbin birlikte hareket etmesi ile bütün manevi latife ve cihazların işletilmesini esas alıyor. İnsan mahiyetinin bütün madenlerini tam kapasite işlettiriyor. Sadece bir iki cevher üstünde gitmiyor. Ayrıca bu işletme ve istihdam metotlarını Kur’an'dan alıp, onun delil ve tarzlarını kullanıyor.

Mesela tevhidi ispat noktasında, kelam ilminin tam itminan vermeyen devir ve teselsül yolunu kullanmak yerine, herkesin istifade edeceği ve Kur’anî bir yol olan inayet ve ihtira delillerini istimal ediyor. Yani Risale-i Nur mesleği, sahabe mesleği olduğu için, akıl ve kalp uyumu içinde bütün maddi ve manevi cihazlar tam işlettirilip istihdam etmekle, bin cihetle kulluk edilme yoludur; sadece kalp ve akıl yolu değildir.

Risale-i Nurlar; bir Nur talebesi için, hem bir şeyh-i ekber, hem bir mürşid-i kamil, hem en sadık bir rehber-i Kur’an'dır. Tasavvufta müridin mürşitte bulduğu her şeyi, bir Nur talebesi Risale-i Nur'da ziyadesi ile bulabilir. Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor:

"Sen Isparta vilâyetindeki kahramanlara benzemek istiyorsan, tam onlar gibi olmalısın. Hapishanede -Allah rahmet eylesin- mühim bir şeyh ve mürşid ve cazibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risale-i Nur'un elli altmış şakirtleri içinde celbkârâne sohbet ettiği halde, yalnız birtek şakirdi muvakkaten kendine çekebildi. Mütebakisi, o cazibedar şeyhe karşı müstağni kaldılar. Risale-i Nur'un yüksek, kıymettar hizmet-i imaniyesi onlara kâfi olarak kanaat veriyordu."

"O şakirtlerin gayet keskin kalb ve basireti şöyle bir hakikati anlamış ki: Risale-i Nur'a hizmet ise, imanı kurtarıyor; tarikat ve şeyhlik ise, velâyet mertebeleri kazandırıyor. Bir adamın imanını kurtarmak ise, on mü'mini velâyet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaplıdır. Çünkü iman, saadet-i ebediyeyi kazandırdığı için bir mü'mine, küre-i arz kadar bir saltanat-ı bakiyeyi temin eder. Velâyet ise, mü'minin Cennetini genişlettirir, parlattırır. Bir adamı sultan yapmak, on neferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise, bir adamın imanını kurtarmak, on adamı velî yapmaktan daha sevaplı bir hizmettir."

"İşte bu dakik sırrı, senin Ispartalı kardeşlerin bir kısmının akılları görmese de umumunun keskin kalbleri görmüş ki, benim gibi biçare günahkâr bir adamın arkadaşlığını evliyalara, belki de eğer bulunsaydı müctehidlere dahi tercih ettiler."

"Bu hakikata binaen, bu şehre bir kutup, bir gavs-ı âzam gelse, 'Seni on günde velâyet derecesine çıkaracağım!..' dese, sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, Isparta kahramanlarına arkadaş olamazsın."(1)

(1) bk. Kastamonu Lahikası, (52. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ihlasnur

Bizler tarikat tarzı gitmiyor ilmi tarzda gidiyor ve gitmek istiyoruz. bu sebeble üstadımızı aynen tarikatta olduğu gibi düşünmek veya resmine bakmak tarzına gitmemekteyiz. tarikatta buna rabıta denir. rabıta irtibat ve bağ manasındadır. bunun bir sebebi ise eseri yani kitapları olmaması sebebiyledir.
biz nur talebelerinde ellerinde risale-i nur gibi ahirzamana has bir üslüba sahib tefsir kitabı bulunması sebebiyle buna ihtiyacımız yoktur. bu konuda üstadımız:
- Benimle hakikat meşrebinde sohbet etmek ve görüşmek isteyen adam, hangi risaleyi açsa; benimle değil, hâdim-i Kur'an olan üstadıyla görüşür ve hakaik-i imaniyeden zevkle bir ders alabilir. Kastamonu Lahikası ( 25 )

- Risale-i Nur'u okumak, on defa benimle görüşmekten daha kârlıdır. Zâten benimle görüşmek; âhiret, iman, Kur'an hesabınadır. Dünya ile alâkamı kestiğim için, dünya hesabına görüşmek manasızdır. Âhiret, iman, Kur'an için ise; Risale-i Nur daha bana ihtiyaç bırakmamış. Hattâ hizmetimdeki has kardeşlerimle de zaruret olmadan görüşemiyorum. Yalnız bazı Risale-i Nur'un fütuhatına ve neşriyatına ait bazı hizmetler için bazı zâtlarla görüşmek isterim. Ne vakit bu noktalar için görüşmek istesem o zaman görüşmek caiz olabilir ve bana sıkıntı vermez.. Tarihçe-i Hayat ( 703 )

bunun gibi daha çok mehaz var fakat uzun gitmemesi için almadım buraya.
temel sebebi budur kardeşim. ellerinde kitab olmaması bu sebebele resme bakma gibi ihtiyaç hissediyorlar.
önemli bir hususta şudur:
Mutaassıblara hücum eden Avrupa'nın kâselisleri herbiri yüz mutaassıb kadar meslek-i sakîminde mutaassıbdır. Bunlardan birisi Şekspir medhinde ettiği ifratı, şayet bir hoca o ifratı Şeyh-i Geylanî medhinde etse idi, tekfir olunacaktı.
Sünuhat-Tuluat-İşarat ( 69 - 70 )

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...