"Tasavvuf" ve "tarikat" kavramları arasındaki fark nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tasavvuf, İslam’ın bir terbiye metodudur. Bu terbiyenin çeşit çeşit yolları vardır. Bu yollara tarikat denir. Bir nehrin kolları gibi... Nakşi, Kadiri, Şazeli gibi farklı kolları vardır. Ama sadece bir tek tasavvuf vardır. Onun için Nakşilik, Kadirilik tasavvufu denilmez...

Tarikatlar hakikate giden yollardır. Elbette bazı yollar, bazı yollara göre kısa, selametli, umumi, yüksek ve parlak olabiliyor.

"Tarîkatlar, hakikatlerin yollarıdır. Tarîkatların içerisinde en meşhur ve en yüksek ve cadde-i kübra iddia olunan tarîk-ı Nakşbendî..."(1)

Tasavvuf bir menba ve özdür; kaynağı vahiy ve ilhamdır. Tarikat ise bu menbaın, zaman ve mizac gözetilerek insanlara ilaç misali verilmesidir. Bundan dolayı bazı yollara "tarikatı Muhammediye" denilir.

"Tarîkatlar ruhunda ve tasavvuf menbaından çıkacak bir güneştir ki; şimdi Şeyh-i Geylanî timsaliyle mana gösterilmiş..."(2)

Ayrıca tarikat, tasavvuf yolundaki zatlara nispeten kullanılabilir. Bundan dolayı tasavvuf ayrı, tarikat ayrıdır.

Tasavvuf mükemmeldir, ama tarikatta yani zatlarda ve onların bazı adablarında kusurlar olabilir. Bu kusurlar na-ehillerin girmesiyle olur. İslam ile Müslümanlar gibi... Ayrıca ilim sahibine yani ehli ilme, âlim denildiği gibi, tasavvuf ehline ve sistemine de tarikat denir.

Tasavvuf bir sırrı insanîdir. Bu sıra tarikat yoluyla vakıf olan da beşeriyetin kemaline vasıl olur. Velayet makamı kazanır. Onun için bazen tarikat yolundaki yolculuğa "kendine yolculuk" diye tabir ederler. Nitekim şu pasaj buna işaret eder.

"Sual: Tarîkat nedir?

"Elcevab: Tarîkatın gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mi'rac-ı Ahmedî'nin (asm) gölgesinde ve sayesi altında kalb ayağıyla bir seyrü sülûk-u ruhanî neticesinde, zevkî, halî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'aniyeye mazhariyet; 'tarîkat', 'tasavvuf' namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemal-i beşerîdir."(3)

Tarik; takip edilen yol, meslek demektir. Diğer bir deyişle, bir maksada ulaşmak için icrâsı lâzım olan hususların tamamıdır. Tarikat, bir hakikat ehli tarafından açılmış olup imânın inkişafı, nefsin tezkiyesi, kalbin tasfiyesi, ruhun manevî hastalıklardan kurtulup terakki etmesi gibi gayelerle intisap edilip takip olunan yoldur. Tarîkat, Resulullah’ın mi’racının gölgesinde kalb ayağıyla ruhanî bir seyr ü sülûktur.

Tarîkat, hakîkate giden bir yol olmakla beraber, tek yol değildir. Tarîkatlardaki metot farklılıkları bunu isbat eder. Bütün hak tarikatlar, esaslarını Kur’ân’dan almışlardır. Tarîkatı kabul etmek istemeyen bazı kimselerin, “Hz. Peygamber devrinde tarikat mı vardı?” şeklindeki soruları bir cerbezeden ibarettir. Zira, tarîkatın bütün esasları, zaten Resulullah’ın tatbikatına dayanmaktadır. Tarikatın belli bir sistem içinde ortaya çıkması, hicrî üçüncü asra dayanır. Cüneyd-i Bağdadî, Bayezid-i Bistami gibi zatlar, tarîkatın ilk önderlerindendir. Daha sonraki dönemlerde gelen Şah-ı Nakşibend, Abdülkadir-i Geylanî, İmam-ı Rabbani, Mevlâna Celaleddin-i Rûmi gibi zatlar ise, tarîkatın en meşhur kahramanlarıdırlar.

İslâmiyet, ana hatlarıyla iman, ibadet ve ahlâktan ibarettir. Kelâm ilmi imanı, fıkıh ilmi ibadeti, tasavvuf ilmi de ahlâkı ele alır. Tasavvuf, ruhî ve vicdanî bir duyuşun mahsulüdür. Şekilden mânâya geçmek, kabuktan öze ulaşmaktır. Nitekim, akıl yönünden dine yönelenler daha çok Kelâm ilmiyle uğraşırken, kalbi yönü ağır basanlar çoğunlukla tasavvufla meşgul olmuşlardır. İnsanın aklı, kâinatın binler hazinelerini açan pırlanta gibi bir anahtardır. Nuranî bir cevherdir. Akl-ı selîm mertebesine ulaştığında, Rabbanî bir mürşit ve hakikat güneşine açılan bir pencere olur. Kalb dahi, insanın manevî hayatının merkezi olan Rabbanî bir latifedir. Binler âlemin manevî bir haritasıdır. Kâinatın hadsiz hakikatlerinin mazharı, medarı, çekirdeğidir. Gayb âlemlerine karşı bir penceredir.

İşte, aklın işletilmesiyle pek çok ilimler ve fenler otaya çıktığı gibi, kalbin işletilmesiyle de, tasavvuf ilmi ortaya çıkmıştır. Tasavvufta yer alan zikir, fikir, nefis terbiyesi gibi esaslar, Kur’ân’da çokça bahsedilen konulardır.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz'ün Zeyli.
(2) bk. Kastamonu, 85. Mektup.
(3) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...