Block title
Block content

"Terbiye-i İslâmiye yerine mimsiz medeniyet terbiyesi yüzünden, ondan belki yirmiden, belki kırktan bir çocuk, peder ve validesinin çok ehemmiyetli hizmet ve şefkatlerine mukabil, mezkûr vaziyet-i ferzendâeyi gösterir." Buna göre bekâr kalmak mı gerek?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur'an’ın ve hadislerin hükümleri genel anlamda şartlara bakar. Bazen zaman, hadisat ve başka hükümler, kaide ve kuralları hudutlayabilir.

Evlilikten maksat, neslin çoğalması ve devamıdır. Neslin çoğalması ve devamı ise; dinin ve ilahi hakikatlerin yayılması ve inkişafıdır.

Yani her şeyde olduğu gibi, evlilikte de esas gaye ve maksat Allah’ın davasına ve marifetine, kul ile Allah münasebetine hizmet etmek ve çalışmaktır. Evliliğe verilen ücret anlamındaki zevk ise, mezkûr hakikatlerin tahakkuku için bir teşvik ve bir taltif makamındadır.

Demek ki evlilikten maksat ve gaye neslin çoğalması; ücret ve vesile ise, ondaki lezzettir.

Her zaman her işte, birinci derecede önem arz eden, o şeyin gayesi ve neticesidir. Yeri geldiğinde gayelere, sebep ve vesileler feda edilebilir. Fakat gaye ve neticeler sebepler için feda edilemez.

Mademki evlilikten maksat maddi ve manevi olarak, sağlıklı ve mükemmel neslin çoğalması ve devamıdır. O halde bu gayeyi tahakkuk ettirecek şartların da oluşması ve bulunması lazımdır.

Muazzez Üstadımız sualdeki mektupta, bu zamanda sağlam bir evliliğin şartlarının tam olmadığını, bilakis terbiye noktasında menfi şartların daha fazla ve hakim olduğunu söylüyor. Sadece kısa bir zevk için evlenmeyi ise; mahsurlu ve zararlı gördüğünden bu manadaki namzetlerin, ibadetle, marifetle ve Risale-i Nur'un zevki ile iktifa etmelerini tavsiye ediyor. Kısa bir zevk için uzun süre, maddi ve manevi, sıkıntı ve musibetlere girmeyi bu zamanda tavsiye etmiyor.

Demek ki hem evlenmek, hem de neslin çoğalması zamana; şahıslara ve şartlara göre değişmektedir.

Muazzez Üstadımız'ın Kastamonu Lahikası'ndaki mektubu(1) birkaç cihetten hususiyet arz etmektedir.

1. Her şahıs için genelleştirilemez, bazı hususi şahıslarla hudutludur.
2. Zamanın vaziyeti itibariyle hudutludur.
3. Eğitim ve terbiye açısından beklenileni veremeyeceği açısından hudutludur.

Kastamonu Lahikası'ndaki o mektup dikkate alındığında, muazzez Üstadımız'ın tavsiyelerinin ne kadar önemli olduğu anlaşılmakla beraber, Peygamber Efendimiz (asm)'in, “Ahir zamanda en hayırlınız evlenmeyip yükü hafif olanınızdır.” (bk. İhya, II/24) hadis-i şerifinin hakikati de zuhur etmektedir.

Evliliğin gaye ve hikmetlerini mahveden, bu zamana ait sebepleri, Üstadımız o mektupta şöylece sıralamaktadır:

1. Gençlik darbesini ciddi manada alan bir nesil.
2. Marifet ve hakikat derslerinden mahrum yetişen insanlar.
3. Evliliğin çoğunlukla suiistimal edilmesi.
4. Evlilikte esas olan gaye ve maksadın bilinmemesi.
5. Sefahatin hakim olması ve sadakatin ciddi manada sarsılması.
6. Evlilikteki zevk ile neticesi arasındaki, vahim olan uçurum ve dengesizlik.
7. İslamiyeten esas olan küfüv ve denkliğin olmaması veya asgariye inmesi.
8. Terbiye-i islamiyenin alınmamasından medyana gelen cehalet..
9. Aile düzeninin sağlıklı işlemesine mani olan çevre.
10. Çocukların maddi ve manevi zayıf yetişmesinden dolayı, ebeveyn hakkında dünya ve ukbada muhasebe ve ahirette davacı olma gibi mühim sebeplere binaen; Üstadımız bu zamanda evlenmeye ihtiyatlı yaklaşıyor.

Hususi olarak bu zaman hakkında ciddi ikazlarda bulunuyor. Burada hem evlilik, hem de çok çocuk sahibi olmanın maddi ve manevi sıkıntı ve zorluğunu ortaya koyuyor.

Ancak bu değerlendirmeler herkes için genel anlamda değildir.

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 162. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...