TESLİMİYET

İnsan için ‘küçük âlem,’ âlem için de ‘büyük insan’ tabirleri kullanılıyor. O büyük insan da bizim gibi, hikmetli bir takdirle bu hazır hâli almış. Altı günde, yâni altı devrede o da bizim gibi safha safha gelişmiş genişlemiş, yayılmış… O da bizim gibi, işin sonunun nereye varacağını bilmeden devam etmiş yolculuğuna. Halden hâle girmiş, nice patlamalara, kopmalara, parçalanmalara ve birleşmelere mâruz kalmış. Aradan milyonlar, belki milyarlarca sene geçmiş ve sonunda, bitkilerin serilmesine, hayvanların yayılmasına ve insanların oturmasına en uygun bir misafirhane, bir köşk, bir saray çıkmış ortaya.

İşte bu iki tabloyu hakkıyla seyretmeye muvaffak olan büyük zâtlar Allah’ın kaderine, takdirine tam teslim olmuşlardır. Onların bu teslimiyetleri kâmil bir imana dayanır. Sebeplere onlar da teşebbüs ederler, lâkin bunu Allah’ın Hakîm ismine mazhar olmak niyetiyle yaparlar. Yoksa, “Ben bu teşebbüsü yapmasam şu netice meydana gelmez.” diye kat’iyyen düşünmezler. Onların neticeye rızaları da bizim anladığımız mânada bir sabır değildir. Onlar üzülmezler ki sabretsinler. Onların yolu rıza yoludur. Hak’dan ne gelirse, baş ve göz üstüne derler.

Ana rahminde geçirdikleri safhaları sık sık hatırlarlar:

“Orada Rabbimiz bize iki göz taktı, bir ağız. Dünyaya geldik gördük ki; gözün çifti, ağzın teki faydalıymış. Orada burnumuzu kısa, kolumuzu ise uzun tuttu. Geldik gördük ki en münasibi böyle imiş. Daha böyle binlerce hikmet delilleri ve rahmet nişanları karşımızda iken, bu âlemde onun işine niye karışalım!?..” derler.

“Bilmeyiz ki bizim hakkımızda malın çoğu mu faydalı azı mı? Ve yine tahmin edemeyiz ki, bizim için sıhhat mı daha verimli, hastalık mı. Rızkımızı helâl dairesinde kazanmaya çalışır, sıhhatimizi bir Hakk emaneti bilerek korur, ama irademiz dışında bir netice ortaya çıkarsa onu rıza ile karşılarız” derler.

Onlar Allah’ın bütün işlerinin güzel olduğuna hakkıyla inanmışlardır. Değişik hâdiseleri ayrı ayrı isimlerin tecellisi olarak bilirler.

“Madem ki Allah’ın bütün isimleri güzeldir, o halde o Esmâ-i Hüsnanın bütün tecellilerini de hoş karşılamalıyız.” derler.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...