"Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım." Üstad'ın dermanını arayıp da bulamadığı dert neydi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan, nihâyetsiz âciz, fakir ve zaif bir varlıktır. Ancak ihtiyaçları ve arzuları ise sonsuzdur. Yine insan kabir, ecel, musibetler, hastalıklar, belalar, dertler ve elemler gibi tehlikeler ile karşı karşıya olan bir varlıktır. İşte bütün bunlar insan için birer derttir.

Üstad bunları tedavi edecek bir derman arıyor. İlk önce, tevekkülsüz, Allah'tan gafil ve kendine güvenen bir insanın nazarıyla bakarak bir derman arıyor; ancak yarası daha da derinleşiyor. Allah'a tevekkül ile ve onun kudretine dayanarak baktığında ise sıkıntılar sona eriyor ve yaralar tedavi edilmiş görülüyor.

Bu hayalî tablo, insanın hayata olan iki ayrı bakışını temsil etmektedir. Varlık âlemine ve onda cereyan eden hadiselere, bir grup insan birinci gözlükle, diğerleri ise ikinci gözlükle bakıyorlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

İZZET

Sevgili editör kardeşim nazarı müsamaha ile değerlendireceğinizi umarak buradaki cevabınızı çok uygun bulmadığımı bildirmek istiyorum. Üstadımızın muhataplarının durumuna göre bir anlatım tarzı olduğunu görmekteyiz. İmanlı bir insan fakat amellerinde ve düşüncelerinde bir yanlışlık varsa onu tedavi için anlatırken kırmadan, yaralamadan anlatmakta çoğu zamanda ey gafil nefsim,ey sersem nefsim,ey doymak bilmeyen nefsim gibi tabirlerle başlayarak konuyu gayet güzel anlatmaktadır. Biz bunu açıklarken üstadımızın o anda gafil,sersem nefsi olduğunu söylersek hata etmiş oluruz. Üstadımız bize tarz öğretmekte ,usül,prensip anlatmaktadır. sizin < Üstad bunları tedavi edecek bir derman arıyor. İlk önce, tevekkülsüz, Allah'tan gafil ve kendine gövenerek bir derman aramaya başlıyor> tabiriniz biraz ağır düşmüş. Üstadımız bilmeden, yanlışlıkla bu şekilde düşünen birinin yanlışını düzeltmek için bu şekilde bir anlatım yapıyor dememiz lazım. Üstadımız tevekkülsüz,Allahtan gafi,kendine güvenerek derman arayan biriydi dersek hata yapmış oluruz.

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)

Söz konusu ifadelerin geçtiği risalenin baş kısmından bir alıntı yaparak  bir  değerlendirme yapmak istiyoruz:
"Kalbe Farisî olarak tahattur eden bir münacat"
"Yani, bu münacat, kalbe Farisî olarak tahattur ettiğinden, Farisî yazılmıştır. Evvelce matbu olan Hubab Risalesinde derc edilmiş"
"Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert, derman sana.”
"Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat gördüm ki, dünkü gün, pederimin kabri; ve geçmiş zaman, ecdadımın bir mezar ı ekberi suretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi.HAŞİYE 1"
"HAŞİYE 1: İman, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecma-ı ahbap gösterir."
"Sonra soldaki istikbale baktım, derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim; ve istikbal ise, emsalimin ve nesl-i âtinin bir kabr-i ekberi suretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. HAŞİYE 2"
"HAŞİYE 2: İman ve huzur-u iman, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir davet-i Rahmâniye gösterir."
(1)
Yukarıdaki ifadelerin kime ait olduğu gayet açık bir şekilde ifade edilmiştir. Üstad, kalbine farisi olarak gelen bir münacaattan bahsediyor ve devam ediyor: "Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim."
Bunun aksini söylemek ne derece doğru olur, bilemeyiz. Yorum getirilmesi gereken yer ve sizin de altını çizdiğiniz konu şurası olabilir: Acaba Üstadımız bunu gerçekten mi yaşamış, yoksa hayalimidir? Biz bunun hayali bir yolculuk olduğunu düşünüyoruz ve sizin tenkit ettiğniz yorumda da ifade etmiştik. Ancak siz "bu hayali  tablo" ifadesini ya görmediniz ya da farklı yorumladınız. Üstad'ın bunu gerçekten yaşadığını ifade eden herhangi bir ifademiz mevcut değildir.
(1) bk. Sözler, On Yedinci Söz İkinci Makam.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Şahmelik
İman ve hidayetin karşılaştırılmasında üstadımız hep bu tarzı kullanmıştır. Sağ ve sol, hidayet ve dalalet, iyilik ve kötülük gibi hakikatleri anlamak için iki tarafın vaziyetlerini bilmek lazım gelmektedir. Üstad nefsin vaziyetini anlatırken hep kendini muhatap kıldığından dolayı aslında bize de bir ders vermektedir. Yani hakikatleri kendi nefsinize okuyun demektedir. Üstad gibi "iman hakikatlerinde fevkalade bir makamı olan" bir zatın elbette ki tevekkülsüz, gafletli bir vaziyette bulunmasını düşünmek olamaz. Ancak nefsin vaziyetini ifade etmek ve hidayet-dalalet mukayesesinde bu usul hem Kur'an-ı Kerim'in hem de Risale-i Nur'un bir usulüdür.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...