Block title
Block content

"Ubudiyetlerini ve şükürlerini ve bilhâssa o meyvelerin cem'iyetli çekirdekleri olan kalblerini ve zahr-ı kalb denilen kuvve-i hâfızalarını başka kuvvetlere hiçbir cihetle kaptırmaz ve kaptırmakla saltanat-ı rububiyetini kırmaz ve kırmakla mabudiyetini bozmaz." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanda iki türlü ubudiyet ve şükür vardır:

Birisi, lisanıhâl ve fıtridir ki bu anlamda kişi ne kadar küfür ve inkar içinde olmuş olsa da hal ve fıtrat dili ile şuuru olmadan Allah’a arz-ı ubudiyet etmektedir. Çünkü insan her ne kadar tek bir şahıs hükmünde olmuş olsa da mahiyetindeki her bir aza ve cihaz birer bağımsız ve müstakil şahsiyetler gibidir ve hepsi hal ve fıtrat lisanı ile Allah’ı zikir ve tesbih etmektedirler.  Kısacası bu tarz ubudiyet ve şükür, insanın zorunlu ubudiyet ve şükrüdür.

Saat şuursuz ve akılsız olmasına rağmen, saatin kaç olduğunu insanlara bildirir. Kafirin durumu da saat gibidir, kendi şuursuz olsa da fıtrat ve hali şuurlu gibi arz-ı ubudiyet ve şükürde bulabilir. Mesela, bir kafirin iştah ile yemek yemesi, hal ve fıtrat lisanı ile Rezzak ismine bir teşekkür hükmündedir.

Diğeri ise, insanın niyet ve iradesi ile seçtiği şuurlu ve kasti ibadet ve şükrüdür. Ki insan bu noktada mesuldür ve imtihana tabidir. Şayet Allah’a ibadet ve şükrü terk eder ya da yüzünü yanlış yerlere dönerse, bunun vebali ebedi bir azap ve ateştir.

Nitekim Allah bu noktada kesrete değil keyfiyete bakar. Yani kafirlerin çokluğu değil iman edenlerin keyfiyeti önemlidir. Kainat ağacında meyve olarak sadece Hz. Ebu Bekir (ra) olsa idi, o da kainatın misyonu açısından kafi idi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Makam, Birinci Muktazi | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1158 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...