Block title
Block content

"Ulema-i ilm-i kelâm, esbabı, nihayet-i âlemde teselsül ve devrin muhaliyetiyle kesip, sonra Vâcibü'l-Vücudun vücudunu onunla ispat ediyorlar... Amma Kur'ân-ı Hakîmin minhâc-ı hakikîsi ise, her yerde suyu buluyor, çıkarıyor." Örneklerle izahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mesela yağmurun yağması hususunda devir ve teselsülü savunanlar tevhidi şöyle ispat ediyorlar: Faraza yağmur buluttan geliyor, diyen bir maddeciye "Bulut nerden geliyor?" diye soruyor, maddeci adam "Bulut da topraktan geliyor." diyor; "Toprak nerden geliyor?" diye sorunca "Dağların aşınmasından." oluşuyor; "Dağları aşındıran kimdir?" deyince "Şu sebeplerdir." diye sorular uzayarak devam ediyor ve en sonunda bütün maddi sebepler bitince, ilk sebep olan yaratıcıya ulaşmış oluyorlar. "Her şeyin yaratıcısı sebeplerdir." diyen maddeci efendi, şayet ehli insaf ve de sebeplerin içinde aklı boğulmamış ise sonucu kabul ediyor.

Bu yolun çok riskleri ve eksikleri vardır. Risklerden birisi sebeplerin tesiri zımni olarak kabul edilmiş oluyor. "Yağmurun sebebi bulut." denildiğinde, "Bulutun sebebi ne?" denildiği zaman sanki yağmurun hakiki sebebi bulutmuş da ikinci şıkka geçilmiş gibi bir mana oluşuyor ki, bu hakiki tevhidi tam izah edemiyor.

Diğer bir risk de sebeplerin her şeyde olduğu düşünülecek olursa, sonunu bulmak ve orada tevhidi göstermek hem uzun hem de herkesin takip edebileceği bir yol değildir.

Kur’an’ın ve Kur’an’ı takip eden Risale-i Nurların ispat tarzında ise, öyle sebepleri uzun uzadıya takip ederek en sonunda ilk sebebe intikal etmek şeklinde değildir. Her bir sebep üstünde tevhidi göstermektir.

Yine yağmur ve bulut üstünden devam edecek olursak, yağmurun sayısız hikmet ve faydaları yağmur üstünde nihayetsiz bir ilim, irade ve kudretin işlediğini gösteriyor. Yani yağmur öyle bir sanattır ki ona sahip olup onu icat edecek sebebin sonsuz bir ilim, irade ve kudret sahibi olması gerekir; buluta bu sıfatların ve payelerin verilmesi ise imkansızdır.

Yağmurun sadece faydaları ve hikmetleri tevhide işaret ediyor değil, aynı zamanda oluşumunda katkısı olan diğer bütün sebeplerin kontrolünün de onu icat eden sebebin elinde olması gerekir.

Mesela yağmurun oluşumunda güneşin de hizmeti var, öyle ise yağmurun hakiki sebebinin güneşe de hükmü geçen bir zat olması gerekir. Yani bir damla yağmurun icat edilmesi için bütün kainat çarklarının işlemesi ve faaliyet yapması gerekiyor, öyle ise kainat kimin ise yağmurda onundur.

"Yağmurun sebebi bulut." demek için, bulut bütün kainatın çobanı ya da sahibi demek hamakatın en aşağı derecesi olur. Her bir sebep üstünde tevhidi ispat etmenin küçük bir mikyası bu şekildedir ikinci bir sebebe intikal etmeye gerek yoktur. Bütün sebeplere bu şekilde bakacak olursak her şey üstünde tevhidi görebilir, bulabiliriz ve tam huzuru kazanabiliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...