Block title
Block content

"Ulema-i ilm-i kelâm, Kur’ân’ın şakirtleri oldukları halde, bir kısmı onar cilt olarak erkân-ı imaniyeye dair binler eser yazdıkları halde, Mutezile gibi aklı nakle tercih ettikleri için,.." Kelam alimleri neden Mutezile'ye benzetilmiş?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İlm-i Kelam: Allah’ın varlığını ve birliğini akli deliller ile ispat etmeye çalışan bir ilim dalıdır. Konusu Allah’ın zatı ve sıfatlarıdır. Bunun yanında inanca dair konuları da inceler. İmam Taftazani kelam ilminin gayesini; "kesin delillerle dini akideleri bilme" şeklinde tarif ediyor.

Kelam ilmi tarihi sürecinde birçok merhaleler geçirip, değişik felsefi ve tasavvufi ekollerden etkilenmiştir. Her asırda gelen mücedditler de bu ilme önemli katkılar ve değerler sağlamışlardır.

Tarihte kelam ilmini ilk tesis eden Mutezile mezhebidir.

Mutezile, Kur’an'dan ziyade Yunan felsefesini referans almış ve felsefi aklı vahyin anlaşılmasında temel esas kabul etmiştir. Yani Mutezile aklı nakle tercih etmiştir.

Mutezile'nin bu yaklaşımı İslam aleminde büyük bir fikir karmaşasına ve batıl mezheplerin türemesine zemin hazırlamıştır.

Haliyle Ehl-i sünnet alimleri (İmam-ı Eşari bu işin ilk piridir) bu tehlikeye karşı kendi kelam ilimlerini tedvin etmişler ve Mutezile'nin felsefe merkezli görüşlerine karşı mücadeleye başlamışlardır.

Lakin Ehl-i sünnet alimleri kendi kelam ilmini kurarken, Mutezile'nin birçok araçlarını kendi usullerine de tatbik etmişler. Teselsül, devir gibi mantıki deliller bunlardan bazılarıdır.

Oysa Kur’an’ın safi, temiz ve herkesin kolayca kavrayabileceği inayet ve ihtira delilleri Ehl-i sünnet kelamcılarınca yeterince işlenmemiştir. Düşmanı düşmanın silahı ile vurmaya kalkmışlar, yani Mutezile'yi felsefi metotlar ile ilga etmeye çalışmışlar, ama bu da başka arızalara yol açmıştır.

Bu yüzden ilm-i kelamın büyük bir Üstadı olan Fahri Razi’nin tefsiri klasik, yavan ve manevi keşiflerden yoksun kalmıştır. Yani bir Mesnev-i Şerif bir Mekutbat-ı Rabbani bir Risale-i Nur'un etkisini gösterememiştir.

Kelam ilmini bir ağaca benzetirsek, bu ağacın en son ve en mükemmel meyvesi Risale-i Nurlardır. Risale-i Nurlar, bu tarihi sürecin bir birikimi ve  en son mahsulüdür, diyebiliriz. Nasıl maddi ilimlerde terakki ve tekemmül tedricen, yani yavaş yavaş gelişir ve mükemmel bir hal alır; aynı şekilde İmam Azam ile temeli atılan ve İmam Eşari ve Maturidi ile sistemleştirilen ve Fahru Razi ile terakki eden ve İmam Gazali ile kabuk değiştiren kelam ilmi de Risale-i Nurlar ile en son ve en mükemmel halini almıştır, denilebilir.

Risale-i Nurların kelam ilmine kattığı en büyük değer, Kur’anî deliller olan inayet ve ihtira delillerinin yeniden ve mükemmelen ihya edilmesidir. Malum olduğu üzere, klasik kelamda felsefi deliller olan devir ve teselsül ön plandadır ki, bu deliller hakiki huzuru ve marifeti tam temin edemiyor.

Risale-i Nurlar ihtira ve inayet delilleri ile her şey üstünde marifeti ve huzuru göstererek, sağlam ve tahkiki imanı veriyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Şule, Üçüncü Ziya | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 638 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...