Block title
Block content

"Ulûhiyet; peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir." Bunu açar mısınız, kainatta peygamberlik kurumuna neden ihtiyaç duyuluyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah insanı hiç imtihana tabi tutmadan direkt cennetine de koyabilirdi, bunların hepsi Allah için mümkün şeyler. Ama Allah bu mümkünler içinde, nübüvvet kurumu ile tanınma sistemini murat edip kainatı da o formatta yarattı. Bu format içinde de nübüvvet kurumu ışık ile güneş gibidir.

Yani içinde yaşadığımız dünya hayatında nübüvvet kurumu olmadan insan salt aklı ile Allah’ı bilip tanıyamıyor. Tanısa idi Aristo, Marks gibi dahi insanlar tanırdı. Demek şu içinde yaşadığımız dünya formatında nübüvvet olmadan Allah bilinemiyor. Ve Allah insanları bu şekilde imtihan etmeyi murat etti.

Çünkü nübüvvetsiz ve imtihansız tanıma formatları (melekler gibi) kesretle var. Allah bunun dışında yeni ve farklı bir formatı murat ediyor. O da özgür iradeli bir insanın aklı ile ayeti tercih ederek Allah’ı tanımasıdır. Yoksa Allah hepimizi bir peygamber ayarında yaratıp, mükemmel kullar olarak bizi dünyaya gönderebilirdi. O zaman ne mücadele ne zıtların çarpışması ne çile ve sabır olurdu. Hepimizi melekler gibi Allah’ı tanır Ona tam bir kul olurduk.

O zaman Allah’ın birçok ismi gizli ve anlaşılmaz kalırdı. Mesela, hepimiz melekler gibi olsa idik, günah işleyip Allah’tan af ve mağfiret istemezdik; o zaman da Afuv, Gaffar, Tevvab  gibi isimler de atıl kalırdı.  

Nübüvvetin Gerekliliğine İşaret Eden Deliller:

İnsanların en akıllıları olan felsefeciler ve bilim adamları, kainatı alabildiğine okudukları halde, ekseriyeti tevhide ulaşamıyor. Bu zeki insanlar ya tabiat ya tesadüf ya da sebeplere tapıyorlar. İçlerinde Allah’ı bulan çok az, onlar da Allah’ı sadece ilk sebep olarak kabul edip rububiyet ve uluhiyetini kabul etmiyorlar. Aristo’nun ilk sebep düşüncesine bakabilirsiniz.

Ama Hazreti Muhammed (asm) öyle bir kitapla gelmiş ki, Allah hakkında en ufak bir karanlık nokta bırakmadığı gibi, Onun neyden razı, neyden razı olmadığını da bildiriyor. Demek bu şartlar içinde nübüvvet kurumu insanlığa ışığın güneşe lüzumu gibi lüzumludur.  

Tabiri caiz ise ayetler, akıl ile kainat arasında bir adaptör gibidir. Ayetler olmadan akıl kainatı mana-yı harfi (Allah adına ve Allah’ın isimlerinin bir tecellisi şeklinde) ciheti ile okuyamıyor. Bu yüzden ayet akla lüzum derecesinde gereklidir.

Dünyaca ünlü bir beyin cerrahı, beynin o muazzam yapısını ve mükemmel sanat cihetini bilip gördüğü halde beyni Allah’a değil cansız, şuursuz kör ve sağır tabiata veriyor. Bu nübüvvetin gerekliliğine bir karine değil mi?..

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

cemdemir
Mükemmel bir izah olmuş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...