Block title
Block content

"عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةً ٭ cümleleriyle Hazret-i Dâvud ve Süleyman Aleyhimesselâm'a, kuşlar envâının lisanlarını,.." Buradaki âyetler hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Metindeki birinci ayetin meali:

"Ey dağlar ve kuşlar, onunla beraber tesbih edin" dedik. Demiri de onun için yumuşattık.”(Sebe', 34/10) 

Âyet-i Kerîmede önce, “Andolsun ki, biz Davud’a tarafımızdan bir lütufta bulunduk.” buyurarak, onun diğer insanlara bir peygamber ve rehber olarak gönderildiğine dikkat çekildikten sonra, dağların ve kuşların onunla beraber tesbih ettikleri, demirin de ateşte eritilmesine gerek kalmadan, onun elinde dilediği şekle sokulabildiği haber verilir.

Hz. Davud (as.) “Beytü’l-Mal’dan bir şey almaya muhtaç olmaksızın kendi emeğiyle geçineceği bir yol ihsan etmesini” Allah’tan istemişti. Cenâb-ı Hak da ona demirden zırh yapma sanatını ihsan etmiş; bu sanatı icra edebilmesi için de demiri bal mumu gibi kolayca yumuşatma ve dilediği şekle sokabilme mu’cizesine mazhar kılmıştır.

Tefsir alimleri, zırhın korunma için olduğuna ve zırh yapmanın kılıç yapmaktan daha hayırlı olduğuna da özellikle dikkat çekerler.

Metindeki ikinci ayet:

 “Bize kuşların dili öğretildi.” (Neml, 27/16)

Konunun devamında şu ayet-i kerimeye de yer verilir:

“Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik.” (Sâd, 38/19)

Alimlerimiz, bu âyetlerde dağların ve kuşların zikredilmesini şöyle yorumlarlar:

"Dağlar cansız varlıkları, kuşlar da canlıları temsil ederler. Hazret-i Davud’a (as.) sadece dağlar ve kuşlar değil, başka varlıklar ve canlılar da hizmet etmişlerdir."

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...