Block title
Block content

Üstad, "Ahir zamanın eşhas-ı muhimmesinden olan Süfyanın eli delinecek." hadisini, israf edenlerin Süfyana esir olacakları şeklinde yorumluyor. Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın sahip olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı tüketmesidir, israf. Bu tür bir davranış, İslâm tarafından uygun görülmemiş ve insanoğlunun yeme, içme ve harcama konusunda belirli bir denge içerisinde kalması istenmiştir. Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerîm'in çeşitli yerlerinde bu hususa işaret etmiştir:

"Elini bağlı olarak boynuna asma. Onu büsbütün de açıp saçma. Sonra kınanmış pişman bir halde oturup kalırsın."(İsra, 17/29).

Burada "boynuna asma" tabirinden cimrilik etmenin kasdedildiği belirtilmektedir. "Açıp saçma" tabirinden ise, israf olduğu belirtilmektedir. Bu iki husus da birbirinin zıddı olan fakat tasvip edilmeyen alışkanlıklardır. İkisinde de hem kişiye hem de topluma sayısız zararlar bulunmaktadır.

İnsanları dinden uzaklaştırmanın en tesirli yollarından birisi de insanları israfa, yani tüketim bağımlılığına teşvik etmektir. İnsan ne kadar tüketir ise o kadar dünyaya ram olur. Onun emrine ve meşgalesine dalar. Bütün bunlar ücretli olduğu için, insan bütün mesai ve enerjisini bu ücretin temininde harcar.

İsraf ve tüketim çılgınlığı, beraberinde geçim sıkıntısını ve haramlara girmeyi getirir. İnsanın gerçek ihtiyacı dört beş iken, bu israf ve tüketim bağımlılığı yüzünden ihtiyaç yüze, belki bine çıkar. Bu da insanı kuşatan ve sarmalayan bir hastalık haline gelir ve dinin emirlerine uymaya ne vakti ne de enerjisi kalır. İnsan adeta geçim çukuru ve kısır döngüsü içinde kaybolup gider. Arabasının markasını yükseltmek için kolayca rüşvete ve hırsızlığa düşer.

Süfyan, israfın bu çekici ve tesirli yolunu gördüğü için, hem kendini hem de başkalarını içine atıyor. Sigara, içki, kumar, esrar nasıl insanı kendine bağımlı ve tiryaki yapıyor ise, israf ve savurganlık da aynı şekilde insanı kendine bağımlı yapıp, sonra başka haramlara girmesine basamak ve vasıta oluyor. Hiçbir cihetle israfta hayır yoktur.

Risale-i Nurlarda iktisat ve israf konusu bir bütün olarak On Yedinci Lem'a'da izah edilmiştir. Orada israf şöyle izah edilmektedir.

"İKİNCİ NÜKTE"

"Fâtır-ı Hakîm, insanın vücudunu mükemmel bir saray suretinde ve muntazam bir şehir misalinde yaratmış. Ağızdaki kuvve-i zâikayı bir kapıcı, âsâb ve damarları telefon ve telgraf telleri gibi, kuvve-i zâike ile merkez-i vücuttaki mide ile bir medar-ı muhabereleridir ki, ağza gelen maddeyi o damarlarla haber verir. Bedene, mideye lüzumu yoksa 'Yasaktır.' der, dışarı atar. Bazan da, bedene menfaati olmamakla beraber, zararlı ve acı ise, hemen dışarı atar, yüzüne tükürür."

"İşte, madem ağızdaki kuvve-i zâika bir kapıcıdır; mide, cesedin idaresi noktasında bir efendi ve bir hâkimdir. O saraya veyahut o şehre gelen ve sarayın hâkimine verilen hediyenin yüz derece kıymeti varsa, kapıcıya bahşiş nev'inden ancak beş derecesi muvafık olur, fazla olamaz. Tâ ki, kapıcı gururlanıp, baştan çıkıp, vazifeyi unutup, fazla bahşiş veren ihtilâlcileri saray dahiline sokmasın."

"İşte, bu sırra binaen, şimdi iki lokma farz ediyoruz. Bir lokma, peynir ve yumurta gibi mugaddî maddeden hediye kırk para, diğer lokma en âlâ baklavadan on kuruş olsa; bu iki lokma, ağza girmeden, beden itibarıyla farkları yoktur, müsavidirler. Boğazdan geçtikten sonra, ceset beslemesinde yine müsavidirler. Belki, bazan kırk paralık peynir daha iyi besler. Yalnız, ağızdaki kuvve-i zâikayı okşamak noktasında yarım dakika bir fark var. Yarım dakika hatırı için kırk paradan on kuruşa çıkmak ne kadar mânâsız ve zararlı bir israf olduğu kıyas edilsin."

"Şimdi, saray hâkimine gelen hediye kırk para olmakla beraber, kapıcıya dokuz defa fazla bahşiş vermek, kapıcıyı baştan çıkarır. 'Hâkim benim.' der. Kim fazla bahşiş ve lezzet verse onu içeriye sokacak, ihtilâl verecek, yangın çıkaracak. 'Aman, doktor gelsin, hararetimi teskin etsin, ateşimi söndürsün.' dedirmeye mecbur edecek."

"İşte, iktisat ve kanaat, hikmet-i İlâhiyeye tevfik-i harekettir; kuvve-i zâikayı kapıcı hükmünde tutup, ona göre bahşiş verir. İsraf ise, o hikmete zıt hareket ettiği için çabuk tokat yer, mideyi karıştırır, iştihâ-yı hakikîyi kaybeder. Tenevvü-ü et'imeden gelen sun'î bir iştihâ-yı kâzibe ile yedirir, hazımsızlığa sebebiyet verir, hasta eder."(1)

(1) bk. Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, (İktisat Risalesi).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Makam, Birinci Mesele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3951 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...