Üstad aklî delil üzerinde çok duruyor. Ancak İmam-ı Gazzalî ve Mevlânâ gibi zatlar, aklî delillerle meşguliyetin vakti zâyî etmek olduğunu, himmetini aklî deliller toplamaya harcayan insanın kuvvetten kesilerek yorulacağını ifade ediyor. Buna ne dersiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İmam-ı Gazzalî ve Mevlana’nın kerih ve lüzumsuz gördüğü deliller, sadece aklı esas alan felsefenin ve kelamcıların delilleridir. Yoksa mutlak mânada delilleri kerih ve lüzumsuz görseler, Kur’an’ın binlerce deliline de hürmetsizlik etmiş olurlar.

Deliller Kur’anî ve felsefî olmak üzere iki kısma ayrılır. Felsefî deliller neticeye ulaştırma bakımından gayet zayıf ve sönük, hem de çok riskli ve meşakkatlidir. İşte İmam-ı Gazzalî ve Hazret-i Mevlana’nın işaret buyurdukları nokta ve husus burasıdır. Yoksa Kur’an’ın o eşsiz ihtira ve inayet delilleri neticeye ulaştırma bakımından gayet mükemmel ve kusursuzdurlar. Sahabelerin hayatlarında da bu deliller hâkimdir.

Üstad Hazretleri bu hususa şu şekilde işaret ediyor:

"Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’ân’dan alınan minhâc-ı hakikînin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki:"

"Meselâ, bir su getirmek için, bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir. Bir kısım da, her yerde kuyu kazar, su çıkarır. Birinci kısım çok zahmetlidir, tıkanır, kesilir. Fakat her yerde kuyuları kazıp su çıkarmaya ehil olanlar, zahmetsiz her bir yerde suyu buldukları gibi, aynen öyle de:"

"Ulema-i ilm-i kelâm, esbabı, nihayet-i âlemde teselsül ve devrin muhaliyetiyle kesip, sonra Vâcibü’l-Vücudun vücudunu onunla ispat ediyorlar. Uzun bir yolda gidiliyor. Amma Kur’ân-ı Hakîmin minhâc-ı hakikîsi ise, her yerde suyu buluyor, çıkarıyor. Herbir âyeti, birer asâ-yı Mûsâ gibi, nereye vursa âb-ı hayat fışkırtıyor. وَفِى كُلِّ شىْءٍ لَهُ اٰيَةٌ تَدُلُّ عَلٰى اَنَّهُ وَاحِدٌ düsturunu her şeye okutturuyor."

"Hem iman yalnız ilim ile değil; imanda çok letâifin hisseleri var. Nasıl ki, bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif âsâba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor. İlimle gelen mesâil-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis, ve hâkezâ, letâif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa noksandır. İşte, Muhyiddin-i Arabî, Fahreddin Râzî’ye bu noktayı ihtar ediyor."(1)

İmam-ı Gazzalî ve Mevlana’nın da eksik ve lüzumsuz gördüğü deliller devir ve teselsül gibi nakıs olan felsefî delillerdir. Risale-i Nurlar; Kur’an’ın tarzı olan sahabe mesleği üzerine gidiyor ve bu tarzı bu zamanda hakkı ile temsil ediyor.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

drerkan
Allah razı olsun.Çok faydalı oldu.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
naturklich
Bu soruya ancak bu kadar kapsamlı ve ikna edici bir cevap verilebilirdi. Allah razı olsun, bu cevabı çok aramıştım.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nurcu56
Çok güzel bir cevap, Allah razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...