Block title
Block content

Üstad başına gelenlerin sebebini, "maddi manevi terakkiyatına vesile yapmak" olarak vasıflandırıyor. Ancak Külliyatta ben göremedim. Bu konuda bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Konuşan yalnız hakikattır" başlıklı yazı dikkatle okunduğunda, "İman ve Kur'an hizmetini maddi ve manevi kemalatına alet yaptığı için değil, alet edebilir tehlikesinden muhafaza etmek için" olduğu anlaşılacaktır.


"Allah'a binlerce şükür olsun ki, yirmi sekiz senedir dîni siyâsete âlet ittihâmı altında, Kader-i İlâhî ihtiyârım haricinde dîni hiçbir şahsî şeye âlet etmemek için beşerin zâlimâne eliyle mahz-ı adâlet olarak beni tokatlıyor, îkaz ediyor. "Sakın," diyor, "îman hakîkatini kendi şahsına âlet yapma. Tâ ki, îmâna muhtaç olanlar anlasınlar ki, yalnız hakîkat konuşuyor. Nefsin evhâmı, şeytanın desîseleri kalmasın, sussun...

"Bu derûnî hisler ve ilhamlar, beni hayretler içinde bıraktı. Herkes hoşlandığı mânevî makamâtı ve uhrevî saadetleri a'mâl-i sâliha ile kazanmak ve bu yola müteveccih olmak, herkesin meşrû hakkı olduğu, hem de hiç kimseye hiçbir zararı bulunmadığı halde, ben rûhen ve kalben bu ahvâlden men ediliyordum. Rızâ-yı İlahîden başka, fıtrî vazife-i ilmiyenin sevkiyle, yalnız ve yalnız îmâna hizmet husûsu bana gösterildi. Çünkü, bu zamanda, hiç bir şeye âlet ve tâbi olmayan ve her gayenin fevkinde olan hakaik-ı îmâniyeyi fıtrî ubûdiyetle bilmeyenlere, bilme ihtiyacında olanlara tesirli bir sûrette bildirmek, bu keşmekeş dünyasında îmânı kurtaracak ve muannidlere katî kanaat verecek bu tarzda-yani hiçbir şeye âlet olmayacak bir tarzda-bir Kur'ân dersi vermek lâzımdır ki, küfr-ü mutlakı ve mütemerrid ve inatçı dalâleti kırsın; herkese katî kanaat verebilsin.

"Uzun seneler ihtiyârım haricinde olarak, hizmet-i îmâniyemi maddî ve mânevî kemâlât ve terakkiyâtıma, azaptan, Cehennemden kurtulmaklığıma, hattâ saadet-i ebediyeme vesîle yapmaklığıma, yahut herhangi bir maksada âlet yapmaklığıma mânevî gayet kuvvetli mânialar beni menediyordu."
(1)

(1) bk. Emirdağ Lahikası-II, (69. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 69 | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2307 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

serdar
Üstaddan alıntı: "iman ve kuran hizmetini maddi ve manevi kemalatına alet yaptığı için değil, alet edebilir tehlikesinden muhafaza etmek için olduğu anlaşılacaktır." "yahut herhangi bir maksada âlet yapmaklığıma mânevî gayet kuvvetli mânialar beni menediyordu" Hem MANEVİ KUVVETLİ ENGELLERİN olması, hem de TEHLİKEDEN MUHAFAZA İÇİN olması halen benim için şu soru işaretini bırakıyor: Kemalata alet etmeden evvel bu müthiş cezaların verilmesi gerçekten Üstadın da kast ettiği adalet olabilir mi? Çünki bir bakıma "suç işlemeden ceza" var gibi geliyor bana. Hem de zaten manevi kuvvetli engeller vardı. Buradaki çelişki için dilerseniz bana özel cevap ta verebilirsiniz e-posta ile Selam ve dua ile
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (burhan)

Bu konuyu bir ceza olarak görmek değil, aksine bir mükafat ve muhafaza olarak görmek gerekir. Çünkü, Cenab-ı Hak üstadımızı ve Ona benzeyenleri böylece günahlardan muhafaza etmektedir. Yoksa bu gibi zatlar muhafaza edilmemiş olsaydı, beşeriyetten kaynaklanan bir saik ile hata ve günah işlemek söz konusu olabilirdi.
Onların işlediği hata, sadece onları değil onların arkalarından gelen tabileri için de meşru bir hareketmiş gibi algılanacağından rahatlıkla işlenebilecekti. Bu nedenle bir hata binlerce hataya inkılab edecekti.
İşte bu hikmete binaen, Cenab-ı Hak hem onların yaptığı ve ileride yapacakları hizmete bir mükafat olarak, hem de onlara tabi olacak kişilerin istikametlerini muhafaza açısından onları böylece terbiye eder.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...