Üstad, bir taraftan "hayr-ı kesir için şerr-i kalil kabul edilmeli" diyor, diğer taraftan "dokuz cani ve bir masumun bulunduğu bir geminin batırılamayacağını" söylüyor. Adalet-i izafiye ve bu iki durum arasındaki münasebet nasıl anlaşılır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, Allah küllî hayırları netice veren cüz’î şerlere müsaade ediyor. Küçük ve cüz’î şerler olmasın diye küllî hayırlar terk edilse, büyük şer olur.

İkincisi, mülkün hakiki maliki olan Allah mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Allah hiç kimseye zerre miskal zulüm etmez. Adil-i mutlak olan Allah zulümden münezzehtir.

Zulüm, bir başkasının mülkünde haksız tasarrufta bulunmaktır. Öyle ise Allah’ın kendi mülkündeki tasarruflarına -hâşâ- haksız ve zulüm nazarı ile bakamayız. Nitekim bu tasarruflarda bizim bilemediğimiz ve göremediğimiz sayısız şefkat ve hikmet noktaları vardır. Öyle ise bütün hikmetler ihata edilmeden hükme varmak yanlış olur.

Üçüncüsü, "dokuz cani bir masum" meselesi, insanlar için geçerli olan bir adalet tabiridir. Allah kendi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder.

Mesela, bir insanın başka bir insanın canına kıyması zulüm ve cinayet iken, Allah’ın o canı alması ayn-ı adalet ve hikmet olabiliyor.

Adalet-i mahza ve izafiye de aynen bunun gibi, insanlar arasındaki hukuki tabirlerden ibarettir. İnsan için geçerli bir hukuki kaideyi aynen Allah hakkında düşünmek yanlış neticelere götürebiliyor.

Dördüncüsü, şerri yaratmak şer değil, şerri kesb etmek şerdir. Allah’ın kâinattaki cüz’î şerlere bazı hikmet ve maslahatların tahakkuk ve tezahürü için müsaade etmesi şer sayılmaz. Şerleri kendi hür irademizle irtikâp etmemiz şerdir. Yani Allah kâinatı ve her şeyi mutlak hayır üzerine yaratmıştır. İnsan ise iradesi ile bazı hayırları kendi aleyhine çevirmek sureti ile şer yapmaktadır. Öyle ise burada ilahi adalete mugayir bir durum yok ki, tezat ve tenakuz olsun.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...