Block title
Block content

Katre için ışığı vasıta aracılığıyla aldığı ifade ediliyor. Bir paragrafta ise; güneşin hem katreye hem zühreye hem de reşhaya iki şekilde tecellisi vardır: 1) Doğrudan 2) Perdeli... Güneşin katreye doğrudan görünmesini açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Reşha (Kalb): Kalbin tasfiyesiyle, iman ve teslimiyetle hakikate gidenlerin misalleridir. Bu meslek nübüvvet mesleğidir. Burada kul kendine ve benliğine itimat etmeyi bırakıp, tamamen iman ve teslimiyet ile Allah’a tevekkül ettiği için, hakikatler ona Allah tarafından vehbi bir suretle verilir. Hakikatler Allah vergisi olduğu için arızasız ve bulanıksızdır. Lakin burada da insanların külliyet ve cüziyet farkı vardır. Bazıları külliyet kazanarak, vehbi hakikatlere mazhar olurken, bazıları da cüzi olarak mazhar olur. Lakin buradaki cüziyet diğer iki mertebenin üstündedir. 

Katre (Akıl): Nefsin tezkiyesiyle ve aklın istimaliyle mücahede etmekle hakikate gidenleri temsil eder. Bu meslek ehl-i velayeti temsil eder. Velayet mesleğinde tam manası ile tevekkül ve teslimiyet vuku bulmadığı için, vehbiyet manası burada karışık ve renklidir. Yani safi Allah vergisi değil, kulun kesbi ve benliği de işin içinde vardır. Bu sebepten dolayı nübüvvet mesleği gibi safi vehbi olamıyor. Bir parça insan benliği ve kesbilik işin içine giriyor, bu da safiyeti bozmaya yetiyor. Bu sebepten dolayı bu meslekte çok büyük mevki ve makama çıkan bir veli veya asfiya, nübüvvet mesleğinden giden cüziyet içindeki veliye yetişemiyor. Hakikatleri onlar gibi safi ve külli idrak edemiyorlar.  

Zühre (Nefis): Cismani cihazat ile kemaline sa'yedip hakikate gidenleri temsil eder. Bu meslek felsefeyi temsil eder. Bu meslekte insan benliği ve kesbi tamamen devrede olduğu için, vehbi ilimlerin bulaşığı bile kalmıyor. Burada insanın benliği hakimdir. Yani insan bu meslekte Allah’a şunu demeye getiriyor; "Ben hakikatleri kendim elde ederim, senin vergine ve yardımına ihtiyacım yoktur." Bu sebepten dolayı da Allah, kulu kendi haline bırakıyor, yani yardımsız ve medetsiz koyuyor. Tıpkı yıldız böceğinin kendi küçük ışıkçığına güvenip güneşe meydan okuması gibi, insanda kendi akıl ve benliğine itimat edip, Allah’ın yardım ve imdadına sırt çeviriyor. Yıldız böceği nasıl karanlık içinde kalıyor ise, insan da manen ve fikren karanlıklar içinde kalıyor.

Güneşin tecellisi ile güneşin tecellisine kabil olan mahallin durumunu karıştırmamak lazımdır; ikisinin durumu farklıdır. Güneş azameti gereği her şey üstüne tecelli dip doğar. Lakin bazı mahaller kendi kabiliyetsizliği yüzünden güneşin o ihatalı tecellisini içine alamaz.

Güneş katreye tıpkı reşhada olduğu gibi doğrudan tecelli edip tezahür ediyor, ama katre, kabiliyetsizliği yüzünden bu tecelliyi üzerine alıp tam  istifade edemiyor. Ancak vesile ve araçlarla istifade ediyor. Allah kainatta her şeye tam ve eksiksiz tecelli ediyor, ama her şey o tecelliyi tam ve eksiksiz tutamıyor. Yani doğrudan ifadesini güneşe atfetmek gerekir, katreye değil. Güneş katreye doğrudan tecelli ediyor ama katre, o doğrudan tecelliye doğrudan cevap veremiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...