Block title
Block content

Üstad Hazretlerinin Kürtlerle ilgili risalesi olduğu söyleniyor; bu doğru mudur?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımızın Kürtlerle alakalı telif ettiği doğrudan bir risale bilmiyoruz. Fakat gerek Münazarat eserinde gerekse Eski Said dönemindeki eserlerde, Kürtlere ders ve mesajlar vermektedir. Özellikle uyanıp güçlenmek, İslam birliğine katkıda bulunmak, cahillik, ihtilaf ve tembellikten kurtulmak hususlarında ciddi ders ve ihtarlarda bulunmaktadır.

Mesela;

A. 1893'te Van'a Hasan Paşa'nın yanına gider ve burada on beş sene kalır. Bu on beş sene zarfında bir taraftan ders okutur, diğer taraftan Kürt halkının arasındaki cehalet ve ihtilafları ortadan kaldırmak için irşad faaliyetlerini başlatır. Çünkü, Bediüzzaman beş yüz yıldır vahşet sahrasında, esaret altında gaflette bulunan kahraman Kürtlerin, eğer uyanmazlarsa daha büyük vahşetlere maruz kalacağını görmektedir.

B. Said Nursi Hazretleri, Van'da geçirdiği bu süre zarfında halkın en büyük düşmanlarından biri olan cahilliğin iyice farkına varır ve bunun eğitim ile çözülebileceğini, özellikle bölge halkının buna çok ihtiyacı olduğunu tespit eder. Buna binaen dönemin en ünlü eğitim merkezi olan el-Ezher Üniversitesi'ne mukabil Diyarbakır, Van ve Bitlis'te kurulacak "Medresetü'z-Zehra" diye adlandırdığı bir üniversite projesini kafasında oluşturur.

Üstad hazretlerinin kurmak istediği “Medresetü'z-Zehra”, milletler arasında kaynaşmayı sağlayıp, aralarında mevcut olan menfi milliyetçiliği kaldıracak özelliğe sahipti. Fakat bu medresenin şimdilik madden tahakkuku söz konusu olmadıysa da, nur medreseleriyle tahakkuk ettiği ifade edilmektedir.

“Câmiü'l-Ezher Afrika'da bir medrese-i umumiye olduğu gibi; Asya, Afrika'dan ne kadar büyük ise, daha büyük bir dârülfünun, bir İslâm üniversitesi Asya'da lâzımdır. Tâ ki İslâm kavimlerini, meselâ Arabistan, Hindistan, İran, Kafkas, Türkistan, Kürdistan'daki milletleri, menfî ırkçılık ifsad etmesin. Hakikî, müsbet ve kudsî ve umumî milliyet-i hakikiye olan İslâmiyet milliyeti ile اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ Ayetinin hükmünün tam inkişafına mazhar olsun. Ve felsefe fünunu ile ulûm-u diniye birbiriyle barışsın ve Avrupa medeniyeti, İslâmiyet hakaikıyla tam musalaha etsin. (1)

C. Bediuzzaman Said Nursi, 31 Mart vak'asından sonra Divan-ı Harb-i Örfi mahkemesine çıkarılır. Ama bundan beraat kazanır. Bundan sonra 1910 yılında ülkesine geri dönüp; Bitlis, Muş, Diyarbakır ve Urfa yörelerini dolaşarak, vaaz ve nasihatlerde bulunur. Bu tarihlerde aşiretlerin sorduğu sorulara binaen verdiği cevapları, Münazarat adlı eserinde toplar ve bu eseri neşreder.

D. Bediüzzaman'ın Türk - Kürt kardeşliğine verdiği ehemmiyet, millî birlik ve bütünlük yolundaki çağrıları ve o dönemde Prens Sabahattin'in yaptığı adem-i merkeziyet ve kendi kaderini tayin hakkı yönündeki çağrılara yaptığı eleştiriler herkesin malumudur. Bediüzzaman'a göre toplumda birlik ve beraberliği sağlayan bağlar güçlendirilmeden adem-i merkeziyete gidilmesi farklı unsurların merkezden kopmasına sebep olacak, on üç asır evvel ölmüş olan cahiliye dönemi ırkçılığını canlandırarak fitneye sebebiyet verecektir.

E. Prof. Dr. İbrahim CANAN, Bediüzzaman'ın içinden çıktığı Kürtler için söylediği sözlerin, dışa karşı dağınık durumda olan bütün Müslüman cemaatlere yapılmış bir çağrı olduğu kanaatindedir. Ona göre, Üstad'ın "Kürtlerin kuvve-i cesimesinden istifade etmek gerek." sözünün sanki bu asır için söylenmiş olduğunu kaydediyor. Güneydoğu meselesi yüzünden kırk bine yaklaşan üretken yaşta, çoğu okumuş genç insanımızı toprağa verdiğimiz, çatışmanın maddi faturasının yüz milyar doları aştığı bir ortamda 'kuvve-i cesimenin' ne olduğunu daha iyi anlayabileceğimizi söyleyen Canan Hoca, Bediüzzaman'ın geri kalışımızın sebepleri arasında zikrettiği 'bizi birleştiren manevi rabıtaları bilmemek' hastalığının da zamanla tedavi edilmeyip artmış olduğu kanaatinde.

F. İngilizlerin Osmanlıyı bölme düşüncelerini hayata geçirmek için boş durmuyor, bölgeye gönderdikleri özel ajan ve heyetlerle amaçlarına ulaşma gayreti içinde bulunuyorlardı. Rahib Frew ve Binbaşı Noel bu alanda en fazla ün yapmış şahsiyetlerdi. Diğer taraftan merkezi İstanbul’da olmak üzere kurulmuş bulunan Kürt Teali Cemiyeti de bu işin gönüllü üstlenicisi idi. ( Kürt Teali Cemiyeti’nin en önemli şahısları şunlardır: Seyyid Abdülkadir, Emin Ali (Sâbık Adliye Müfettişi), Hamdi Paşa, Halil Bey (Eski Polis Müdürü), Bedir Ali (Emekli Jandarma Albay), ulemadan Bahazâde Şükrü, Ali, Cemil Paşazâde Ekrem, Mevlânzâde Rifat ve Memduh.(2)

Kürt Teali Cemiyeti amacı doğrultusunda her türlü etkinlikte bulunuyor ve etki alanını daha da güçlendirmek için bir takım Kürt aydınları ile diyaloga geçiyordu. Cemiyetin bu amaçla temas kurduğu aydınlardan biri de Said Nursi idi. Kürt Teali Cemiyeti üyelerinden Gazeteci Mevlânzâde Rıfat, Bediüzzaman’a bağımsız bir Kürt Devleti kurulması fikrini bir mektupla bildirmiş, ancak gayet sert bir tepki ile karşılaşmıştır.

Said Nursi cevabî mektubunda, Devlet-i Aliyye’yi yeniden diriltmek için yapılacak her türlü hareketin içinde yer almaya hazır olduğunu, ancak Kürt Devleti tahayyülünün sadece İslâm düşmanlarının işine yarayacağını ifade etmişti. (3)

İşte Üstad Bediüzzaman'ın Kürtlerle alakalı faaliyetlerinden ve eserlerinde onlarla ilgili bölümlerden sadece bir kaçı. 

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağ Lahikası-II, (139. Mektup)
(2) bk. İsmail Göldaş, Kürdistan Teâli Cemiyeti, İstanbul 1991, s. 16-45; Tansel, Mondros, I/132.
(3) bk.  Mustafa Nezihi Polat, Mülâkat, Erzurum 1964, s. 30-34; Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, İstanbul 1979, s. 214-216.

İlave bilgi için tıklayınız:

MİLLİ MÜCADEL'DE BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

prens

Üstadın Kürtlerle ilgili görüşlerini okumak ve anlamak isteyen Abdulkadir Badıllı'nın topladığı Üstad'ın ASAR-I BEDİYYE eserine başvurabilir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...