Üstad Isparta’ya geldiğinde yağmursuzluğu görmüş ve bir kamışa 41 defa Yasin-i şerifi okuyup bir suya bırakılmasını tavsiye etmiş ve bundan sonra da yağmur yağmış. Şimdi bu 41 Yasin de yağmurun yağması için okunmuş olmuyor mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hak musibetleri ve belaları vermesinin bir sebebi de insanların Allah'a yönelmeleri ve ona el açmaları içindir.

Allah'a dua etmek iki şekilde olmaktadır:

1. Fiili dua etmek: İstenilen işin yapılması ve meydana gelmesi için, âdetullah denilen ilahi kanunlara riayet etmek.

2. Kavli ve kalbi dua etmek: İstenilen şeyi elde etmek için Allah'a el açmak.

İşte yağmurun yağması için maddi ve manevi yapılması gereken her şeyi yapmak, duadır. Yine de istenilen şeyi Allah’tan istemek ve sırf dua vakti olduğu için dua etmek niyetiyle yapmak esastır. Yoksa yağmur yağsın diye dua etmek, o ibadeti iptal eder, en azından ihlası kırar.

İşte Üstad Hazretlerinin burada kırk bir Yasin okutmasını, sebeplere riayet olarak algılamalı ve yağmur duası zamanı olduğu için istenilen fiili ve kavli duayı yapmak anlamında anlamak gerekir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

serdar
Yani duamızda birşeyi isterken (mesela yağmuru) Allah rizasını mı isteyeceğiz, yoksa doğrudan doğruya matlup olan şeyi mi (yağmuru) ? Yoksa her ikisini mi? BUNU TAM TEFERRUATLI OLARAK AÇIKLARSANIZ, SEVİNİRİM. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM SELAM VE DUA İLE
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Mehmet Selim)

Biz duayı ve ibadeti Allah rızası için yaparız. dünyevi neticeler ise, onlar ikinci planda istenir. Çünkü, musibetler veya yağmursuzluk gibi vaziyetler, bizim Allah'a dua etme ve yakarma zamanıdır. Yani o zamanlarda Allah bizden dua istiyor. Bunu bir kul olarak, ibadet niyetiyle yapmamız gerekir. Nasıl ki, akşam namazı vaktinde Allah bizden ibadet istiyor. Nasıl ki, güneş ve ay tutulması vaktinde kılınan namazlar, onların açılması için değil kulluk içindir. Aynı şekilde, bazı vakitler var ki, özel bazı ibadetlerin vakitleridir. Biz ibadet ve duayı Allah rızası için yapacağız. İstenilen şeyi verip vermemek ise, Allah'ın hikmetine bağlıdır. Risale-i Nurlarda bu konu hakkında şunlara yer verilmektedir:


"Eğer desen: "Bir çok defa dua ediyoruz, kabul olmuyor. Halbuki, âyet umumîdir.. her duaya cevab var ifade ediyor. Elcevab: Cevab vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her dua için cevab vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek Cenab-ı Hakk'ın hikmetine tâbi'dir. Meselâ: Hasta bir çocuk çağırır: "Ya Hekim! Bana bak." Hekim: "Lebbeyk" der.. "Ne istersin?" cevab verir. Çocuk: "Şu ilâcı ver bana" der. Hekim ise; ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez.


İşte Cenab-ı Hak, Hakîm-i Mutlak hazır, nâzır olduğu için, abdin duasına cevab verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat insanın hevaperestane ve heveskârane tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbaniyenin iktizasıyla ya matlubunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez. Cenâb-ı Hak Hakîm-i Mutlak, hâzır, nâzır olduğu için, abdin duâsına cevap verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzûruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat, insanın hevâperestâne ve heveskârâne tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbâniyenin iktizâsıyla, ya matlûbunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez. Hem, duâ bir ubûdiyettir; ubûdiyet ise, semerâtı uhreviyedir. Dünyevî maksadlar ise, o nevi duâ ve ibâdetin vakitleridir; o maksadlar, gâyeleri değil.


Meselâ, yağmur namazı ve duâsı bir ibâdettir. Yağmursuzluk, o ibâdetin vaktidir; yoksa, o ibâdet ve o duâ, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyet ile olsa, o duâ, o ibâdet hâlis olmadığından, kabule lâyık olmaz. Nasıl ki, güneşin gurûbu, akşam namazının vaktidir; hem güneşin ve ayın tutulmaları, küsûf ve husûf namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın vakitleridir.


Yani, gece ve gündüzün nurânî âyetlerinin nikaplanmasıyla bir azamet-i İlâhiyeyi ilâna medâr olduğundan, Cenâb-ı Hak, ibâdını, o vakitte bir nevi ibâdete dâvet eder. Yoksa, o namaz, açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesâbiyle muayyen olan ay ve güneşin husûf ve küsûflarının inkişafları için değildir.


Aynı onun gibi, yağmursuzluk dahi, yağmur namazının vaktidir. Ve beliyyelerin istilâsı ve muzır şeylerin tasallutu, bâzı duâların evkât-ı mahsusalarıdır ki, insan o vakitlerde aczini anlar; duâ ile, niyaz ile Kadîr-i Mutlakın dergâhına ilticâ eder. Eğer duâ çok edildiği halde, beliyyeler def' olunmazsa, denilmeyecek ki, "Duâ kabul olmadı." Belki denilecek ki, "Duânın vakti, kazâ olmadı." Eğer Cenâb-ı Hak, fazl ve keremiyle, belâyı ref' etse, nurun alâ nur, o vakit duâ vakti biter, kazâ olur.


Demek duâ, bir sırr-ı ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, hâlisen livechillâh olmalı. Yalnız aczini izhâr edip, duâ ile Ona ilticâ etmeli; Rubûbiyetine karışmamalı. Tedbîri Ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini ittiham etmemeli. " ( Sözler: 317)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
serdar
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. YALNIZ BİR TEFERRUAT KAÇIRILMIŞ GİBİ GELDİ BANA: Dua rıza-i İlahi için olmalı, ancak yağmuru isterken sırf rıza için mi dua edeceğiz, yoksa yağmur için de mi??? "Tedbîri Ona bırakmalı" demişsiniz... Halbuki kul tedbirini alacak, neticeyi Yaradan'dan bekleyecek, diye biliyorum. BU İKİSİNİ NASIL BAĞDAŞTIRACAĞIZ? SELAM VE DUA İLE
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Mehmet Selim)

İnsanın üzerine düşen şey: vazifesini yapıp vazife-i ilahiyeye karışmamaktır. Bu nedenle tedbiri alıp, sonucu Allah'a bırakmalıdır. Ayrıca Yağmurun yağması için dua edilmez. Allah'ın rızası ve isteği için dua edilir. Neticede yağmurun verilip verilmemesi Allah'ın vazifesidir. Ama bu duanın neticesinde yağmurun yağdırılması da ayrıca şükür etmeyi gerektirir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
serdar
TEKRAR TEŞEKKÜR EDERİM... ANCAK UMUMİ BİR KONU OLDUĞUNDAN VE DAHA NET ANLAŞILMASINI ARZU ETTİĞİMDEN SORUYORUM (BAŞKALARINA DA FAYDASI OLUR): Yağmur duasına gidenler ellerini açtı: "ALLAHIM SENİN RIZANI İSTİYORUZ, SEN İSTEDİĞİNİ VER" (vb) şekilde mi dua edecekler??? Hem "Allah'ın isteği için dua edilir" den ne anlayacağız?? Yoksa O bizi bizden daha iyi biliyor olduğundan sırf O'nun rızası için mi dua edeceğiz?? SELAM VE DUA İLE
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Mehmet Selim)

Biz Allah'ın rızası için ve ibadet niyetiyle yağmur isteriz. Neticeyi de Allah'a bırakırız. Neticeye de kanaat ederiz. Neticede ibadet niyetiyle dua ettiğimiz için sevabımızı alırız. Tevekkül ile istediğimizden dolayı da ayrıca sevap kazanırız. Ayrıca böyle teslimiyet sahibi insanlara da Allah'ın bir dünyevi ihsan ve ikramı hükmünde ki yağmuru vermesini de bekleriz. Elbette böyle bir neticeyi de zayıf olan insanların beklemesi de meşrudur. Hatta müreccih (tercih edici) ve müşevvik (teşvik unsuru) hükmüne geçer.
(1) Sözler, Yirmi Üçüncü Söz

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
"kamışa 41 defa Yasini şerifi okuyup bir suya bırakılmasını tavsiye etmiş " kamışa ve 41 defa ve suya konması neden.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Sünnette de bu tarz araçlar kullanılmış. Üstadımızın neden böyle yaptığına dair elimizde bir veri bulunmuyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
agariban
“Kur’ân’ın hizmetine sed çekildi, bu köydeki mescidimiz kapandı. Bunda bir eser-i itab var ki, yağmur gelmiyor. Öyleyse, madem Kur’ân’ın itabı var. Yâsin Sûresini şefaatçi yapıp Kur’ân’ın feyzini ve bereketini isteyeceğiz.” .Bu paragrafta 41 yasin okunması açık bir şekilde yağmurun yağması için şefaatçi yapılmıştır. "Çocukluk itibarıyla elimden bir ceviz gibi ehemmiyetsiz birşey kaybolsa, ‘Yâ Şeyh! Sana bir Fatiha, sen benim bu şeyimi buldur.’ Acîptir ve yemin ediyorum ki, bin defa böyle Hazret-i Şeyh, himmet ve duasıyla imdadıma yetişmiş." Cevizin bulunması için Gavs-ı Geylani'den himmet istemesi gibi yağmurun yağması için Yasin suresinden şefaat istenmiştir. ikisinde de aracı kılınmış ve doğrudan matlup(yağmur ve ceviz) istenmiştir. Ceviz bulunmasının ve Yağmurun yapmasının istenmesinde Allah rızası nerededir anlayamıyorum. Umumi bir konu olduğu için ikna edici bir cevap verebilir misiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
agariban
Bir önceki yorumum yanlış anlaşılmış sanırım . Anlatmak istediğim sizin söylemiş olduğunuz gibi 41 defa yasin okumakta Allah rızasını göremiyorum. Yağmur yağmasına şefaatçi olması için Yasinlerin okunduğu yani bir tür tevessül edildiği kanaatindeyim. Yani matlup(yağmur) için Yasinlerin okunduğunu düşünüyorum. Yanlışsam düzeltin lütfen.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Kırk bir rakamı ibadetin bir şekli bir kalıbıdır tıpkı beş vakit namaz otuz üç defa tekbir ve tesbih gibi. İbadetlerin sayısı, şekli ve kalıbı mantık ile ölçülemez bu yüzden taabbudi şeylerde akıl ve fikir yürütmek abesle iştigal etmektir. Biz niyet ve kalp okuyacak kadar basiret sahibi değiliz bu yüzden Üstadı hüsnüzan ilkesine göre ihlaslı görüyoruz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
agariban
Konunun üstadın ihlası ile ilgisini anlayamadım.Kendimi ifade edemedim sanırım . Benim sorularımın amacı dua konusunun netleşmesi ve doğru anlaşılması. ." Yâsin Sûresini şefaatçi yapıp Kur’ân’ın feyzini ve bereketini isteyeceğiz." Burdan anladığım şefaat niyeti ile okunduğudur. Şefaat niyeti ile okunması bir tür tevessül değil midir. ( Üstadın , çoçukken kaybolan cevizi için Gavs-ı Geylani'den himmet istemesine gibi..) Yasin süresi matlup (yağmur) için şeffatçi yapılmıştır. Allah rızası için yapılması ve şefaatçi yapılması arasında fark olduğunu düşünüyorum. Sorularımın amacı risaleleri daha iyi anlamaktır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...