Üstad kadın hakim Hesna Şener'i talebeliğine kabul edip, ona gavsların isimlerinin yanında dua ediyormuş. Bu hanım okuyup iyi bir makama gelip dine hizmet etmiş. Biz de kızlarımızı okutup çalışmalarına müsaade etsek, doğru olur mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu konuya birkaç açıdan yaklaşmak gerekir:

1. Üstadımız bu hakime olan ablamızın bu işe girmesi için teşvik etmiş değildir. Üstadımızı tanıdıkları vakit zaten bu işte çalışıyorlarmış.

2. Üstadımız bunların işten ayrılmak istemeleri fikirlerine karşı çıkmış, burada İslama ve masum insanlara faydaları dokunabileceklerini ifade etmiş ve ayrılmalarına taraftar olmamıştır.

3. Hanımların uygun ortamlarda yüksek eğitim almalarının ve uygun şartların bulunduğu ortamlarda çalışmalarının dinen bir mahsurunun olmadığı dini bir kaidedir.

4. Hanımların "kadın doktoru, kadınlara vaaz verecek bir vaize, kız çocuklarımıza ders verecek bir öğretmen" olmasının bir mahsuru olmadığı gibi, bu mesleklere müspet ve dindar kızların teveccüh etmeleri hikmetli olacaktır.

Madem bu zamanda kızların çoğunun okumak ve meslek sahibi olmak istedikleri bir vakıadır. Öyleyse bu anlamda içerisinde bir şevk bulunduran ve eğitimle veya tıpla alakadar olan ve hanımlara faydalı olmak için okumak isteyen kızlara yol göstermek elbette hikmetli bir davranış olacaktır.

İlave bilgiler için tıklayınız:

- Risale-i Nur'da kadının sosyal hayattaki yeri nedir, kadının çalışması uygun mudur?
- Risalelerde bayanların çalışması ile ilgili bahsedilen konular nelerdir? ...
- "Medeniyet ise, kadınları yuvalarından çıkarıp, perdelerini yırtıp, beşeri de baştan çıkarmıştır." cümlesini nasıl anlamalıyız, ...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ömernur4040

 Üstadımız bunların işten ayrılmak istemeleri fikirlerine karşı çıkmış, burada İslama ve masum insanlara faydaları dokunabileceklerini ifade etmiş ve ayrılmalarına taraftar olmamıştır.

Ayrılmalarına taraftar olmamaktır ifadesi için yazılı bir mektup belge var mı yoksa şifai olarak mı söylenmiş bir cümlemi yada sizin kanatiniz mı?

Selametle kalın 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Mehmet Selim)

Üstadımızın Denizli Hakimesi Hesna Hanımın işten ayrılmak fikrine sıcak bakmamış ifadesi, merhum Mustafa Sungur ağabeyimizin (r.h) hatıralarında geçiyor. Fakat çok araştırmamıza rağmen, bu konu ile ilgili yazılı veya video tarzında bir ifade bulamadık. 

Bununla beraber "Ağabeyler Anlatıyor" serisinin yazarı Ömer Özcan ağabeyimizin hatıra kitaplarında hanım kızların belirli meslek ve şartlarda çalışabilecekleriyle ilgili iki hatırayı aşağıya naklediyoruz:

ABDÜLMECİD NURSİ AĞABEYİN GELİNİ ŞÜKRAN ÜNLÜKUL’DAN BİR HATIRA:

Eşim Suad Bey Kars Çıldır’dan henüz gelmemişti. Oğlum Seyda bir yaşındaydı. Çok huysuzluk yapardı. Saadet ders çalışmak ister, Seyda’nın sesinden çalışamazdı, babamla birlikte Seyda’yı susturmaya çalışırdık. Saadet daha sonra Üstad’ın müsaadesiyle öğretmen oldu. Saadet 1931 doğumludur.

Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor, cilt-6, sayfa 351

Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı hatıraları 

***

ABDÜLMECİD AĞABEYİN ISPARTA ZİYARETİ VE KIZI SAADET’İN ÖĞRETMEN OLMASI

  • 1987 yılından beri Konya’dasınız. Üstad’ımızın yeğeni, Abdülmecid ağabeyimizin kızı Saadet abla da Konya’da ikamet ediyor. Görüşüyor musunuz?
  • Bu da çok güzel bir soru oldu. Önce Saadet ablayla alakalı Hz. Üstad’ın duasını anlatayım. Sene 1958 diye hatırlıyorum. Yaz aylarından biri. Üstad Hazretleri Emirdağ’ındaydı. Ben evde nöbetçiyim, her gün öğleden sonra merhum Rüşdü Çakın ağabeyin dükkânına gider, Üstad’a gelen mektupları alır ve eve dönerdim. Yine böyle bir gün dükkâna gittim, orada Üstad’ın kardeşi Abdülmecid ağabeyi gördüm. İlk defa görüyorum, şaşırdım kaldım. Abdülmecid Ünlükul vücut yapısı itibarıyla sanki ağabeyi Bediüzzaman’ın ikiz kardeşi gibiydi. Onun Üstad’a gelmesinin çok özel bir sebebi vardı. Konya Kız Öğretmen Okulu’nu bitiren kızı Saadet’in Konya’ya tayin olması için ağabeyi Bediüzzaman’dan dua almak için gelmiş. Fakat Abdülmecid Ağabey, Hz. Üstad’ın Emirdağ’da olduğunu öğrenince, görüşemeden üzüntülü bir şekilde tekrar Konya’ya döndü. Konya’da ikamet ediyordu.

Üstad Hazretleri iki gün sonra Emirdağ’ından geldi. Arabadan ayağını atar atmaz, “Keçeli! Sen benim kardeşimi niye misafir etmedin?” dedi. Üstad bunu nerden duydu hala bilmiyorum. Ben: “Üstad’ım! Abdülmecid ağabeyin kızı öğretmen okulunu bitirmiş, Konya’nın yakın bir yerine tayin olması için duanızı almaya gelmiş” dedim. Üstad hiçbir şey söylemeden, kendine has vakur adımlarla merdivenlerden çıktı ve odasına çekildi.

Daha sonra ne mi oldu? Onu da anlatayım sana. Bu hadiseyi ben çoktan unutmuştum. Aradan 15-20 gün geçti, Hz. Üstad kendisine gelen bir mektubu oku diye bana uzattı. Mektup Abdülmecid ağabeyden geliyordu. Abdülmecid Ağabey, Seyda dediği ağabeyi Said Nursi’ye teşekkürlerini bildiriyor, duaları bereketiyle kızının Konya’nın Silley beldesine tayin edildiğini yazıyordu. Silley Konya’ya sadece sekiz kilometre uzaklıktadır.

Konunun bundan sonrası daha da ilginç, size onu da anlatmak istiyorum.

1987 yılında Konya Selçuk Üniversitesi’ne tayin olup geldim. Tabi Abdülmecid Ağabey çoktan vefat etmişti. Daha önce hiç tanışmadığım, Saadet ablaların aile dostu Abdülkadir Atik’ten bir telefon geldi. “Zekeriya Ağabey, İbrahim Kaynak ağabeyle sizi ziyarete geleceğiz. Sizin yazdığınız Anadolu İman Hareketi kitabını okumuş, tanışmak istiyor” dedi. İbrahim Kaynak Ağabey Saadet ablanın eşidir. Çok yerlerde Kaymakamlık ve Vali Yardımcılıkları yapmış çok nazik, çok değerli, çok kibar bir ağabeyimizdir.

Evime teşrif ettiler. Gözlerim projektör gibi açıldı. “Saadet abla siz misiniz?” dedim. Hemen cebimden mendilimi çıkardım, sağ eline sardım ve doyasıya öpmeye başladım. Oysa o, bir Şafii idi, kolay kolay elini kimseye vermezdi. Benim bu halimi görünce o da şaşırıp kaldı. Sonra bu hatıramı anlattım. Saadet abla dedi ki: “Evet bunu biliyorum. Babamın Isparta’ya giderek benim için amcamın duasını almak istediğini biliyorum. Bundan önce de; liseyi bitirdim, babam benim hangi okula gitmemi Hz. Üstad’a sordu. Üstad, "Saadet öğretmen okuluna gitsin, öğretmen olsun’ demişti.”

Abdülkadir Atik Bey, Konya’nın fedakâr nur talebelerinden biridir. Bir defasında üç aile olarak bir minibüsle Barla’ya gitmeye karar verdik. Önce Isparta’ya uğradık, Hz. Üstad’ın evini ziyaret ettik. Orada gözyaşlarımı tutamadım. Bu dersanenin her köşesinde ayrı hatıralarım vardı. Üstad’ın vefatından sonra ilk defa ziyaret ediyor ve yeğenini ona getiriyordum. Saadet Abla ilk defa geliyordu bu eve. Çok memnun oldu. Şunu da söyleyeyim; Saadet ablanın siması aynı amcası Bediüzzaman’ın siması gibidir. Saadet ablayı her gördüğümde Üstad’ı görmüş gibi oluyorum. Hz. Üstad’ı özlediğimde Saadet ablayı ziyaret ediyorum.

Not: Zekeriya Kitapçı Isparta İmam Hatip Okulu talebesi iken 1958’de 18 ay Hz. Üstad’ın yanında kalmıştır. (Ayrıntılar kitapta)

Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor, cilt-7, sayfa 398

Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı hatıraları

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...