Block title
Block content

Üstad kâfirlerin çokluğuyla ilgili "Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve adet çokluğunda değil." der. Diğer yandan, "Ve nısf-ı arz ve hums-u beşer, onun hediye-i hidayetini kabul edip hırz-ı can etti. Bizim nefis ve şeytanımıza ne oluyor ki, böyle bir zâtın bütün dâvâlarının esası olan Lâ ilâhe illâllah’ı, bütün meratibiyle beraber kabul etmesin?" diyor. Nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kafirlerin inkar sebepleri muhteliftir. Kimi, inadından inkar eder, kimi hasetliğinden inkar eder, kimi ibadet yükünden kaçmak için inkar eder, kimi ahmaklığından Allah’ın varlığına ve birliğine olan işaretleri okuyamadığı için inkar eder, kimi de örf ve adetlerine körü körüne bağlı olduğu için inkar eder, vs,..bunları çoğaltmak mümkün. Lakin bunların hiç birisi bir noktaya bakıp, bir hakikati gördükleri için inkar ediyor değildirler. Tam aksine, farklı sebeplerden dolayı inkar ediyorlar. Bu yüzden kafirlerin çokluğu küfürleri üzerinde bir ittifak ve kuvvet oluşturmuyor.

Ama iman edenler, bir noktaya bir hakikate bakıp, orada gördüğü şeye iman ediyorlar. Yani kafirler gibi demiyor, “Benim nazarımda bu hak, bu doğrudur." Hak ve doğru onu hakka sürüklüyor. Yani iman edenlerin iman gerekçeleri ve sebepleri aynıdır. Kafirlerin küfür sebep ve gerekçeleri ise birbirinden farklıdır. Bu da onların inkar sebeplerinin muhtelif olduğuna işaret ediyor. Bir milyar mümin aynı şeye iman ederken, bir milyar kafir farklı şeylere inanıyorlar.

Hatta kafirler kendi aralarında da birbirlerine düşmandırlar. Felsefenin tez, antitez ve sentez metodu buna şahittir. Yani felsefi ekoller tamamen birbirlerine alternatif ve zıttırlar. Bir filozof, fikirlerini diğer filozofun tezlerinin çürütülmesi üzerine bina eder. Öyle ise iki kafir filozofun İslam aleyhinde ittifakı söz konusu olamaz. Onların tek ortak paydası inkardır, ama inkar etme gerekçeleri ve sebepleri farklı ve birbirlerine zıttır. Öyle ise inkar edenlerin inkar etmelerinde bir kuvvet ve bir hakikat yoktur. Kafirler bu halde iken, rakam olarak bir trilyon da olsalar yine ittifak sayılmaz.

"Ve nısf-ı arz ve hums-u beşer, onun hediye-i hidayetini kabul edip hırz-ı can etti.”(1)

Bu ifade  Müslümanların hakiki ittifakına işaret ediyor.

 "Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakaik-i imaniyenin inkârındaki ittifaklarından telâşa düşen ve itikadını bozan biçare insan! Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve adet çokluğunda değil." (2)

Bu ifade ise, kafirlerin  farklı gerekçeler ile küfre düştüklerine işaret ediyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz.
(2) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Altıncı Nota | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3123 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

naturklich

Cevap için teşekküler, Allah razı olsun, çok istifade ettim. Sitenizin çok faydalı olduğu ortadadır. Hizmetleriniz için Allah sizden razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...