Block title
Block content

Üstad, talebelerinin kendisine Hz. Mehdi sıfatı vermeye, Risale-i Nurların şahsı manevisini de yine Mehdi olarak görmeye çalıştıklarını, oysa bunun bir hata ve bir yanılgı olduğunu ifade etmiştir. Bu yanılgı nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nur talebelerinin Üstad'ı, büyük Mehdi görmesi ve öyle kabul etmeleri hak olduğu gibi; Üstad'ın bu kabulü tevil ederek kendi üstüne almayıp, sehiv ve hata demesi de aynen  haktır.

“Kim, ben alimim derse, o cahildir.”(1)

Hadis-i Şerif’in   fehvasınca,  kim ben Mehdiyim derse o Mehdi değildir. Bu sebeple bir kişinin Mehdi olduğunun en önemli bir vesikası da o kişinin Mehdi elbisesine oturduğu halde bunu üzerine almamasıdır. Şayet alıyor ise,  bu kişi hamdır ve kamil bir insan değildir. Üstad'ın Mehdilik makamını geri çevirmesine ve Nur talebelerinin kanaatine hata demesi bu yüzdendir.

Üstad Mehdi manasının siyaseti de akla getirmesinden dolayı, zamanın zalim diktatörlerinin  iman hizmetine zarar vermemesi için bu makamı kabul etmiyor. Üstad'ın bütün himmet ve gayreti imanı tehlikede olan İslam ümmetinin kurtulmasında idi. Mehdilik makamı bazı makamperest ve aklı siyaset ile gevezeleşmiş insanların anladığı gibi, geniş dairede siyasi saltanat sürmek değildir. Mehdiliğin en mühim esası iman ve ahlakın yeniden inşa edilmesidir. Bu zamanda bu vazifeyi Risale-i Nurlardan daha iyi yapan da olmadığına göre fazla bir söze hacet yoktur. Zaten Mehdi ve Deccal gibi şahıslar iman nuru ile bilinecek.

(1) bk. Taberani, Mu’cemu’l-Evsat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

meşveret
Hz.Mehdinin ahirzamanda yapacağı faaliyetler hadislerde belirtilmiş ve bu faaliyetlerin daha çoğu çıkmamış iken ölmüş bir insanı mehdi kabul etmek pekte aklıma yatkın gelmiyor şimdi diyeceksiniz ki mehdi hepsini görmeye ömrü yetmez cemaati gerçekleştirecek diğerlerini ama onun izinden giden cemaatler kitap okuyalım başkada bir şey yapmayalım mantığı var mehdinin cemaati sadece sabahtan akşama kadar kitap mı okuyacak başka bi şey yapmayacak mı sosyal iktisadi ve bir çok alanda nurcular pasif ayrıca kitap okumayı bile farz sünnet gibi bazı kurallara sokmuşlar sadece bir neşriyt okunacak izah olmayacak ....vs hz.mehdinin cemaati bu şekilde mi diğer vazifeleri görecek ?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
sami
"meşveret" kardeşim; "onun izinden giden cemaatler kitap okuyalım başkada bir şey yapmayalım mantığı var mehdinin cemaati sadece sabahtan akşama kadar kitap mı okuyacak başka bi şey yapmayacak mı sosyal iktisadi ve bir çok alanda nurcular pasif" demişsin -------------------------- Senin kitap okumak diye bahsettiğin şey roman okumak değil. Kuranın hakiki ve tam bir tefsiri olan imanın hakikatlarını en mükemmel bir şekilde izah ve ispat eden, Okuyucularına taklidi iman dan tahkiki imana terakki ettiren, hatta gayri müslim okuyucularını imana getirip islamla şereflenmesine seben olan Risale-i Nuru okumaktır. Herkes Mekke devri yaşanmadan Medine devrinin hatta Peygamberimiz(s.a.v.)in hayatta iken görmediği kıtalara hükmeden şanlı günlerin özleminde. Sorarım sana İmanı tam olmayan birsi İslama nasıl hizmet eder? Nasıl Mehdinin askeri olabilir. Nurcular pasif demişsin. Pasifik Denizi var, bilirsin. Bu denizin yüzeyi çok sakindir pasif görünür. Çünkü çok derindir. Dalaga fırtına tusunami sığ sularda olur derin sularda değil. Nurcular da, yaptıkları hizmetler de öyledir. Sirran tenevveret sırrıyla gürültüsüz patırtısız sakin, fakat çok derin ve muhteşem hizmetler. O sabahtan akşama kadar Kitap okuyan Nurcular bu gün dünyanın uzak köşelerinde dersanelerini kuruyorlar, iman ve islam hizmetini devam ettiriyorlar. Nice İslam aliminin içinden çıkamadığı meseleleri Lise talebelerine de kolaylıkla ders veriyorlar. Milyonlarca insanın iman-ı tahkikiyi kazanmasına neden oluyorlar. Sosyal iktisadi alanda Pasif demişsin, Bu gün Nur talebelerinin ekonamik gücü Dünyanın en köklü Dini topluluğu olan VATİKAN'ı geçti. Ekonomik olarak Milyar dolarları aşan hizmet potansiyeliyle İslamiyete ve müslümanlara bilfiil maddi ve manevi hizmetler yapılıyor yardımlar götürülüyor. Fakat dedikya siz denizin sakin yüzüne bakıp artık görebildiğiniz alan ne kadarsa onun altındaki derinliği hiç düşünmeden ve kapladığı alanı hesaba katmadan yorum yapıyorsunuz. "ayrıca kitap okumayı bile farz sünnet gibi bazı kurallara sokmuşlar sadece bir neşriyt okunacak izah olmayacak ....vs" demişsiniz Evet biz Üstadın Neşir varisi olarak bıraktığı Abilerin nezaret ettiği yayınevlerinin kitaplarının okunmasını tavsiye ediyoruz, diğer yayınevlerini okuyanlara da bir sözümüz yok okusunlar istifade etsinler. Ama şunu unutmayın bu gün en basit bir kitabın telif hakları varsa Risale-i Nurun manevi telif Hakları da neşir varisi abilerdedir. İzah mevzuunda ise herkes izah edebilir lakin Risalelerin Ruhundan uzak izahlara elbette müsaade etmeyiz. Bir Mesele var ki Kürt veya Türk olup Seyyid olan bir çok insan var. Seyyidler illa saf kan Arab olacak diye bir kaide yok. Seyyid olan bir arap bir Türk'le veya Kürt'le veya Farisi ile evlenmiş olabilir. Son Olarak da Bu mehdi meselesiyle ilgili Üstadın çok önemli bir sözünü birçok yorum da yazdığım gibi yazmak istiyorum. Bence Mehdi meselesini tam halleden bir kaidedir: "Hem de, o eşhâsın şahs-ı mânevîsine veya temsil ettikleri cemaate âit âsâr-ı azîmeyi o eşhâsın zâtlarında tasavvur ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhâs-ı hârika çıktıkları vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki, demiştik, bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyârı elinden alınmaz. Öyle ise, o eşhas, hattâ o müthiş Deccâl dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de bidâyeten deccâl olduğunu bilmez. BELKİ NUR-U İMÂNIN DİKKATİYLE O EŞHÂS-I ÂHİR ZAMAN TANINABİLİR. " (Yirmi Dördüncü Söz)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
şefkat

Hz. Mehdî nerede, hangi millet içinde vazife yapacaktır?
Hz. Mehdî'nin neseben Âl-i Beytten olduğuna dair rivayetler vardır.* Ancak bu, Hz. Mehdî'nin illâ Araplar arasında çıkacağını göstermez. Hatta hadislerden Arapların dışında zuhur edeceğini çıkarmak bile mümkündür. Meselâ Tirmizî'de yer alan bir hadiste, "Hz. Mehdî'nin Araba hakim oluncaya kadar Kıyametin kopmayacağından" söz edilir ki, buradan Arapların içinde çıkmayacağını anlıyoruz. Çünkü Araba hâkim olmak için onların dışında olmak gerekir. Bir rivayette, Hz. Mehdînin Doğu tarafından çıkacağı bildirilir.2
İbni Haldun ve Kurtubî, yukardaki rivayeti teyid eder tarzda Hz. Mehdî'nin Meşrık, Horasan ve Amuderya taraflarından geleceğini kaydetmektedirler.3
Kurtubî'nin onun Kuzey Afrika'dan çıkacağını söylemesi ise, o günlerde bir ıslahatçı ve mehdîye duyulan ihtiyaç sebebiyledir.4
Başka bir hadis-i şeriften ise şunu öğreniyoruz: Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdîye zemin hazırlayacaklar, yani Hz. Mehdî onlar arasında hükümran olacaktır.5
Bu hadis Doğuda bulunan veya Doğudan gelen bir millet içerisinde çıkacağını göstermektedir ki, "Allahu a'lem" bunlar o zamanlar Doğuda bulunan, sonradan Anadolu'ya yerleşen Türklere işaret etmektedir. İs'afü'r-Rağıbîn'de buna daha da açıklık getirilmiştir. "Mehdî Rum'dan,** Türklerden ayrılmayacaktır."6
Birçok hadis kitabıyla birlikte Hakim'in Müstedrek'inde yer alan, Buharî ve Müslim'in şartlarına uygun gördüğü bir hadis-i şerifte ise siyah sancaklılar diye nitelendirilen bu topluluğun kahramanlıklarına dikkat çekilir: 'Hazinelerinizin yanında üç kişi savaşacak. Üçü de halife oğludur. Fakat hiçbiri halife olamaz. Sonra Doğu tarafından bir takım siyah sancaklılar belirir ve öyle bir savaşırlar ki, böyle bir savaşı hiçbir kavim yapmamıştır.' Peygamberimiz daha sonra bir kısım şeyler söyledi ki hafızamda kalmadı. Devam edip şöyle buyurdular: 'Siz bu siyah sancaklılarla gelen zâtı gördüğünüzde kar üzerinde emekleyerek de olsa gidip ona bîat ediniz. Çünkü o Allah'ın halifesi Mehdî'dir.' Kitabü'n-Nihaye'de yer alan rivayette ise Hz. Mehdî'nin bu siyah sancaklılarla teyid edileceği, ona muvafakat edecekleri ifade edilmektedir.8
Seyyid Ahmed Hüsameddin (r.a.) İstihraçnâme'sinde Mehdînin doğuş yeriyle ilgili şöyle bir not düşmüştür: "Müslümanlardan bir zât gelecek, bu zâtın şerefi, Kafkasya'nın en ulu dağından etrafa güneşin şuâı gibi şûlenisar olacaktır."9
Bütün bunlar, Hz. Mehdînin yoğun faaliyetini Türkler içerisinde yürüteceğini göstermektedir. Düşmanlarının ehl-i içtihad âlimlerinin mukallidleri olduğunu, Mehdînin kendi imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan hoşlanmayacaklarını, fakat karşı da gelemeyeceklerini söyleyen Muhyiddin Arabî, onun kılıncının ise "kardaş"ları olduğunu söyler. Bu kılınçtan korktukları için ister istemez hâkimiyetine boyun eğerler. Muhyiddin Arabî şöyle devam eder: "Onun açık düşmanları fukahâ olacak. Elinde kılıncı, yani "kardaşları" olmasa idi katliyle fetvâ vereceklerdi. Lâkin Cenab-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek; onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak, hattâ ahkâm hususunda ilimleri de azalacak. Mehdî'nin gelişiyle âlimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. Ondan hem korkacaklar, hem de birşeyler umacaklar. Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler."10
*Bkz: http://www.sorularlaislamiyet.com/index.php?s=article&aid=9407
http://www.sorularlaislamiyet.com/index.php?s=article&aid=9414
1 Tirmizî, Fiten: 43.
2 Tirmizî, Fiten: 79.
3 Macdonald, İslâm Ansiklopedisi MEB Yayınları, 7:478.
4 A.g.e., 7:477.
5 İbni Mâce, Kitabü'l-Fiten: 35 (4088.). ** Eskiden Türkiye’ye diyar-ı Rum deniliyordu.
6 Tılsımlar, s. 212 (İs'afü'r-Rağıbîn'den naklen).
7 İbni Mâce, Kitabü'l-Fiten, 34 (H. 4084.); Müstedrek, 4:464; Kurtubî, Tezkire, s. 186.
8 İbni Kesir, Kitabü'n-Nihaye, 1:29, 30; Suyûtî, el-Havî, 1:61, 62.
9 Osman Yüksel Serdengeçti, Mabedsiz Şehir, Serdengeçti Neşriyatı: VI, s. 107.
10 M. Arabî, Fütûhât-ı Mekkiye, 66. Bab.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...