Block title
Block content

Üstad’ımız “hareket-i fikriye ile seyahatinde hava âlemini temaşa ve o unsurun sahifesini mütalaa ederken,..” ifadesinde hava için âlem, unsur için sahife tabirini kullanmıştır. Acaba neyi kastetmiş olabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“İşte ben لَآ إِلَهَ إِلَّا هُوَ ve قُلْ هُوَ آ للَّهُ deki hareket-i fikriye ile seyahatimde hava âlemini temaşa ve o unsurun sahifesini mütalâa ederken, bu mücmel hakikatı tam vâzıh ve mufassal aynelyakîn müşahede ettim ve هُوَ'nin lâfzında, havasında böyle parlak bir bürhân ve bir lem'a-yı vâhidiyyet bulunduğu gibi; mânâsında ve işaretinde gâyet nurani bir cilve-i Ehadiyyet ve çok kuvvetli bir hüccet-i tevhid ve هُوَ zamirinin mutlak ve mübhem işareti hangi zâta bakıyor, işaretine bir karine-i taayyün o hüccette bulunması içindir ki, hem Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyân.. hem ehl-i zikir makam-ı tevhidde bu kudsî kelimeyi çok tekrar ederler diye ilmelyakîn ile bildim.”

a. Üstad’ımız burada “hareket-i fikriye ile seyahatinde hava âlemini temaşa ve o unsurun sahifesini mütalaa ederken” ifadesinde hava için âlem, unsur için sahife tabirini kullanmıştır. Acaba neyi kastetmiş olabilir?

b. Mücmel hakikatin tam vazıh ve mufassal aynelyakîn müşahede edilmesi ne demektir?

c. "Hüvenin lafzında bir lem’a-i vahdaniyet bulunduğu gibi; manasında ve işaretinde de nurani bir cilve-i ehadiyyet ve çok kuvvetli bir hücceti tevhid bulunuyor." Bu cümleyi açabilir misiniz?

d. “Hüve zamirinin mutlak ve müphem işareti hangi zata bakıyor?” işaretine bir karine-i teayyün o hüccette bulunması...” ifadesini açar mısınız?

AÇIKLAMALAR:

a. Allah’ın varlığına, birliğine, sıfatlarına ve isimlerine alamet olan, delil olan her şey bir âlemdir, bir işarettir. Bazı zatlar âlem kelimesini terkipler için kullanmışlardır. Buna göre, her terkip ayrı bir âlemdir ve bu âlem, unsurlardan yani elementlerden meydana gelmiştir.

Âlem kelimesi çok şümullüdür. Gayb âlemi, şahadet âlemi, sema ve arz âlemleri, melekler âlemi, insanlar âlemi, hayvanlar âlemi, bitkiler âlemi gibi genel manada çok âlemler olduğu gibi, her bir insan da ayrı bir âlem kabul edilmiştir.

Unsurlar da birer âlemdirler. Üstadımız burada hava için âlem derken, aynı risalede “hava sahifesinden” söz etmiş, havaya aynı zamanda sayfa da demiştir.

b. Bu nüktede yazılanlar, yazılmayanlara göre mücmeldir, yani kısa bir özet gibidir. Üstat hazretleri, bizlerin istifadesine sunduğu bu mücmel hakikati, bütün tafsilatıyla aynelyakin müşahade ettiğini ifade ediyor. Buradaki “müşahede” kelimesi, gözle görme manasında değildir, zira hakikatler göz ile değil, kalp ile, akıl ile görülürler. Aynelyakin kelimesi, bu görmenin çok net ve kat’i olduğunu ifade eder.

c. Vahdaniyet Cenab-ı Hakk’ın birliğini ifade eder. Zatî sıfatlarındandır; “zatında, sıfatında şeriki olmayan” diye tarif edilir.

“Lem’a-yı vahdet” ifadesi, “Allah’ın birliği güneş gibi bir hakikattir, hüve lafzının söylendiği hava da, o güneşten bir lem’adır, bir ışık huzmesidir.” manasını ifade eder. O kadarcık bir havaya bu kadar kabiliyetler takan ve bu kadar vazifeler gördüren ancak Allah’tır.

Hüvenin lafzı, bu şekilde, Allah’ın birliğini gösterdiği gibi, manası da Allah’ın birliğine işaret eder. La ilahe illa hu, Ondan başka ilah (hak mabud) yoktur, demektir. Kendinden başka ilah olmayan zat ise Ehad’dir, birdir. Ehad, Allah’ın zatının birliğini, “kıdem, beka, muhalefetü’n-lil-havadis gibi zati sıfatlara sahip bir başka ilah bulunmasının muhal olduğunu” ifade eder.

d. Hüve, “O” demektir. Bu zamir mutlaktır (kayıtsızdır), yani herkes ve her şey için kullanılabilir. Hüve dendiği zaman kimden söz edildiği de müphemdir, yani belirsizdir.

Ancak, لَآ إِلَهَ إِلَّا هُوَ ve قُلْ هُوَ آ للَّهُ ve benzeri tevhid ifadelerinde hüve zamiri o kadar çok kullanılmıştır ki, mesela, "La ilahe illa hu" denildiğinde Allah hatıra geldiği gibi, sadece mutlak olarak hüve (hu) denildiğinde de karine-i taayyün (bir şeyin belli olmasına, tayin edilmesine yardım eden işaret, iz) ile yine Allah hatıra gelir.

Günlük konuşmalarımızda da bunun örnekleri çokça görülür. Sadece o dediğimizde bununla kimden söz ettiğimiz bilinmez ve anlaşılmaz. Ama, birisi hakkında konuşuyorsak, sözün bir yerinde “o” dediğimizde, sözünü ettiğimiz kişiden bahsettiğimiz hemen anlaşılır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hüve Nüktesi | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 3201 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...