Block title
Block content

Üstadımız "Hayvan muhtar olduğu için, lezzet ile beraber elemi de var." buyuruyor. Fakat sair yerlerde hayvanın elemi olmadığı, insandan bu yönüyle farklı olduğu açıklanıyor. Bu ifadeleri nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah, hiçbir mahlukuna kaldıramayacağı teklifi ve sorumluluğu yüklemez. Bu, ayet ve hadislerle sabit bir hakikattir. Bunun böyle olduğuna ayrıca kainatta cari olan ölçü, adalet ile muamele, intizam ve ahenk gibi fiiller şahittir. Yani Allah’ın adaletle iş gördüğüne bütün kainat şahittir.

Allah mahlukatı sınıf sınıf  yaratmıştır ve hepsini ayrı vazifeler ile donatmıştır. Vazifesinin ağırlığına göre de güç ve kuvvet vermiştir. Mesela inek, deve, koyun gibi mahlukların vazifesi et ve süt vermektir, cüssesi de bu vazifeye orantılı olarak yaratılmıştır. At, eşek, deve, katır gibi hayvanların vazifesi ise yük taşımaktır. Bu yüzden vücutları buna göre tanzim edilmiştir. Her mahlukun vazifesi ile bedeni arasındaki mütenasiplik Allah’ın ne denli hikmet, adalet ve rahmet ile iş gördüğünün ispatıdır.

Aynı şekilde yırtıcı ve vahşi hayvanların da bir vazifesi ve buna uygun vücutları vardır. Allah onlara da ayrı bir misyon, ayrı bir vazife takmıştır. Bunların vazifeleri ise ekolojik dengeyi muhafaza için zayıf ve hastalıklı hayvanları yemektir. Ot obur olan hayvanların içindeki zayıf ve hastalıklı hayvanlar, türlerini tehdit eden birer unsurdurlar. O türlerin hem ekolojik dengesini muhafaza  hem de sağlıklı olabilmeleri için Allah vahşi hayvanları onlara musallat etmiştir. Bu kural bütün türler için geçerlidir. İşte vahşi ve yırtıcı hayvanlar bu zayıf ve hastalıklı hayvanları yemekle o türlerin zinde ve sağlıklı kalmalarını temin ediyorlar.

Bu yırtıcı ve vahşi hayvanlar bazen haddini ve vazifesini aşarak, sağlam hayvanlara ve onların  şefkate muhtaç yavrularına  saldırıp, onları parçalıyorlar. Yani yaradılış maksatlarını aşıp zulüm ve gaddarlık yapıyorlar. Allah da bu zulüm ve gaddarlığa mukabil onları genelde fıtri kanunlar dahilinde cezalandırıyor. Şimdi akla doğal olarak şu soru geliyor: "Bunlarda cezayı gerektirecek sorumluluk ve irade var mıdır?.."

Allah her mahlukuna münasip bir irade ve teklif yüklemiştir. Ve yüklediği teklif ve iradeye göre de onlara öyle muamele ediyor. Yani bu yırtıcı ve vahşi hayvanların da mübtedi ve ilkel bir iradeleri vardır. İradesinin derecesine göre de sorumludurlar. Bu yüzden bu ilkel ve basit iradesi nispetinde cezaya müstahak oluyorlar. İnsanın iradesi geniş ve kamil olmasından, ceza ve mükafatı da ona göre oluyor. Yani Allah iradenin oranına göre ceza ve mükafata tabi tutuyor. Bu da onun adalet ve rahmetine yakışan bir haldir.

Üstat bu manaya şu şekil işaret ediyor;

"Evet, âkilüllâhm hayvanların helâl rızıkları, vefat etmiş hayvanların etleridir. Hayatta olan hayvanların etleri onlara haramdır. Eğer yeseler, cezâ görürler." 

حَتّٰى يَقْتَصُّ الْجَمَّاۤءُ مِنَ الْقَرْنَاۤءِ  (ev kemâ kàl). Yani, 'Boynuzsuz olan hayvanın kısâsı kıyâmette boynuzludan alınır.' diye  ifade-i hadîsiye gösteriyor ki: Gerçi cesetleri fenâ bulur; fakat ervahları bâkî kalan hayvânât mâbeyninde dahi, onlara münâsip bir tarzda, dâr-ı bekàda mücâzat ve mükâfatları vardır. Ona binâen, canavarlara sağ hayvanların etleri haramdır, denilebilir."(1)

Yine Üstad'ın hayvanlarda da basit ve ilkel bir iradenin olduğuna dair şu cümleleri vardır;

"Ve bu saray-ı kâinatta ikinci kısım amele, hayvânattır. Hayvânat dahi, iştiha sahibi bir nefis ve bir cüz-ü ihtiyarîleri olduğundan, amelleri hâlisen livechillâh olmuyor. Bir derece nefislerine de bir hisse çıkarıyorlar. Onun için, Mâlikü'l-Mülki Zü'l-Celâli ve'l-İkram, kerîm olduğundan, onların nefislerine bir hisse vermek için, amellerinin zımnında onlara bir maaş ihsan ediyor."(2)

Üstad Hazretlerinin bu ibarelerinden, hayvanların da bir nefis ve irade sahibi olmasından dolayı ceza ve mükafata orantılı olarak tabi olacakları anlaşılıyor. Aynı zamanda bu manayı hadis ile de teyit ediyor. Tabi bu hayvanların ceza ve mükafatlarının  mahiyeti ve keyfiyeti hakkında geniş bir bilgi mevcut değil, ama iradenin basitliğinden ceza ve mükafatın da basit olduğu anlaşılıyor.

Allah’ın  iradesiz ve hiç sorumluluğu olmayan bir hayvana ceza vermesi rahmet ve adaletine uygun düşmeyeceği için, buradan hayvanların da basit ve ilkel bir iradeye sahip oldukları anlaşılıyor. Bu iradelerini bazen onlara fıtri olarak yasaklanmış şeylerde kullanabiliyorlar. Bu da bir haksızlığı ve zulmü netice verdiği için, adalet-i İlahi bu zulüm ve haksızlığı cezalandırıyor.

Hayvanın eleminin olmamasını, Üstad Hazretleri genelde insanla mukayese ederken ifade ediyor. İnsanda akıl olduğu için, geçmişin elemlerini ve geleceğin endişelerini hazır zamana getirip, hazır olan lezzeti bozabiliyor. Ama hayvanda akıl bulunmadığı için, geçmişin elemlerini ve geleceğin endişelerini düşünüp  hazır lezzetini bozmuyor. Yoksa hayvanın maddi ve fiziki bazı elemleri tatması vardır. Hayvanın insan gibi külli bir lezzet ve eleme kabil olmaması ayrıdır, cüzi ve ani bazı fiziki elemlere kabil olması ayrıdır. Mukayese genel ve manevi olunca, elem yoktur;  ama cüzi ve fiziki olduğu zaman vardır. Hayvanın ayağı kırıldığı zaman elem çektiğini görebiliyoruz, öyle ise elem çekmemesini manevi ve külli olarak anlamak gerekiyor. 

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a.

(2) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...