Block title
Block content

Üstadımız, helâl dairesinin keyfe kâfi geldiğini, harama girmeye lüzum olmadığını ifade ediyor. Bu zamanda ise harama bulaşmayan insanlar nadirdir. Bu konuda ne dersiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Helâl dairesinin keyfe kâfi geldiği, harama girmeye lüzum olmadığı” genel bir hükümdür. Her asır için geçerlidir. Yeme, eğlenme, müzik dinleme ve diğer bütün keyif verici hallerin hepsinin meşru yolla tatmin edilmeleri mümkündür.

Şu var ki, bu zamanda haram olup olmadığı şüpheli olan birçok muameleler, yiyecek ve içecekler her tarafı istila etmiştir. Böyle bir ortamda, helal olduğunu kesinlikle bilmediğimiz konularda çok dikkatli olmamız, ruhsatla değil azimetle amel etmemiz tavsiye edilmiştir.

Bir tereddüdümüz yoksa, “Ancak ölmeyecek kadar yemekle haramlardan salim kalabiliriz.” şeklinde bir genellemeye girmek de zararlı sonuçlar doğurabilir. Çiftçimizi bile, kendi emeğinin mahsulü olan ve şüpheden uzak gıdalardan istifadeden men etme yoluna gitmeyelim.

Üstad'ın koyduğu yol, Sünnet yoludur. “Yerken, iktisat üzere olmak, akarsu kenarında bile olsa abdest alırken suyu israf etmemek, sofradan yemeye iştihamız olduğu bir halde kalkmak, şüphelilerden sakınmak,..” gibi sünnetlere tam riayet ettikten sonra, helâl dairesindeki yeme, içme ve sair harcamalara fazla kayıt koymak İslâmî yaşantıya olan isteği kırabilir.

Üstad'ın, “Bu zamanda hükm-ü şer’i tereffühte bizi muhtar bırakmaz.” sözü de bu manada değerlendirilmelidir. Kimsenin sefaletine aldırmadan refah içinde yaşamak, komşusu aç iken tok olmayı yasaklayan bir peygamberin ümmetine yakışmaz. Ancak, böyle bir durum söz konusu değilse, dünya nimetlerinden Müslümanları menetme yoluna gitmek de ters sonuçlar doğurabilir.

Üstad'ın, “Çok sıkı tutmayınız. Herkes bir kararda olmaz.” sözünü de gözden ırak tutmamak gerekiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...