Üstadımız Kitab-ı Mübin tabirine; tohumları, çekirdekleri ve kökleri misâl olarak veriyor. Bunu Kitab-ı Mübin’in bir tefsiri olarak değerlendirebilir miyiz? "Yaş-kuru” her şeyin Kitab-ı Mübin'de bulunmasını Kur’an-ı Kerim açısından nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

a. Her şeyin muhafaza edildiğinin, bilhassa, “yaş-kuru” tabiriyle zikredilmesinin hikmeti nedir?

b. Üstadımız Kitab-ı Mübin tabirine; tohumları, çekirdekleri ve kökleri misâl olarak veriyor. Bunu Kitab-ı Mübin’in bir tefsiri olarak değerlendirebilir miyiz? “Yaş-kuru” her şeyin Kitab-ı Mübinde bulunmasını Kur’ân-ı Kerîm açısından nasıl anlamalıyız?

a. Kâinat denilmesi yerine semavat ve arz denilmekle, göklerin ve yerin ayrı ayrı düşünülmesine yol açılması gibi, burada da yaş ve kuru mefhumlarına dikkat çekilmektedir. “Biz her şeyi çift yarattık.” mealindeki âyet-i Kerîmenin birçok cihetinden birisi “arz ve sema” ise, bir diğeri de “yaş ve kurudur.” Yani, mahlûkat, bahusus yeryüzündeki varlıklar, yaş ve kuru olmak üzere iki esas üzerinde yaratılmışlardır. Yer küresinin yaklaşık üçte ikisi deniz, üçte biri kara olduğu gibi, insan bedeninin de yine yaklaşık üçte ikisi sudur.

Üstad Hazretleri yerküresinin yaratılışından söz ederken şöyle buyurur:

“Evet, arzın evvel-i hilkatine bakıyoruz ki, mâyi haline gelen bir madde-i seyyâleden taş ve taştan toprak halk edilmiş. Mâyi kalsaydı, kâbil-i süknâ olmazdı. O mâyi taş olduktan sonra demir gibi sert olsa idi, kâbil-i istifade olmazdı.” (Yirmi İkinci Pencere)

Aynı şey insan bedeni için de geçerlidir. İnsan bedeninde hiç su bulunmasaydı beden ortaya çıkmaz, çıksa bile bir işe yaramazdı.

Hayvan bedenlerinin de büyük kısmı sudur, bu durum sebze ve meyvelerde de kendini göstermektedir.

b. Nur Külliyatı'nda “Bir kavle göre Kitab-ı Mübin Kur’ân-ı Hakîmdir.” buyrulmaktadır. Üstadımızın “Kitab-ı Mübin” tabirine; tohumları, çekirdekleri ve kökleri misâl olarak vermesi de bir başka kavil olarak düşünülmelidir. Risalelerde, İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin için “Levh-i Mahfuz'un defterleri” tâbiri kullanılır ve bunların “ilm-i İlâhînin ünvanları” oldukları beyan edilir. Buna göre mazi, hâl ve istakbali bilen Cenâb-ı Hak, bu ilmini İmam-ı Mübin denilen manevî bir defterde kaydetmekle, onda “Hâfiz” ismini tecelli ettirdiği gibi, hazır zamanda yarattığı ve yaratacağı mahlûkatın planlarını çekirdeklerde ve tohumlarda kaydetmekle de onları yine “Hâfiz” isminin tecellisine bir başka ayna yapmıştır. Üstadımız, Kitab-ı Mübin'in bu kayıtların tümünü ihtiva ettiğine işaret etmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’e Kitab-ı Mübin denilmesi de, onun bütün mahlûkattan ve bütün hâdisattan haber vermesi cihetiyledir. Bu haber veriş, yaş ve kuru her şeyin onda bulunduğu şeklinde ifade edilmiş olmaktadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...