Üstad'ımız, "küreyvat-ı hamra" hakkında yanlış bilgi mi vermiş? Erzak taşıyan küreyvat-ı hamra değil kan plazmasıdır, deniliyor, bu doğru mudur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kan ise, içinde iki kısım küreyvat halk edilmiş. Bir kısmı 'küreyvât-ı hamrâ' tabir edilir ki, bedenin hücrelerine erzak dağıtıyor ve bir kanun-u İlâhî ile hücrelere erzak yetiştiriyor (tüccar ve erzak memurları gibi). Diğer kısmı 'küreyvât-ı beyzâ'dırlar ki, ötekilere nisbeten ekalliyettedirler. Vazifeleri, hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır ki, ne vakit müdafaaya girseler, Mevlevî gibi iki hareket-i devriye ile sür'atli bir vaziyet-i acibe alırlar."{1}

Alyuvarlar

İnsan kanında mikroskopla görülebilen, çapı 7 mikronu geçmeyen disk şeklindeki hücrelere alyuvar veya eritrosit adı veriIir. Normal olarak kanın her milimetre küpünde 5 milyon alyuvar bulunur. Alyuvarlar vücudun kemiklerindeki iliklerde megantotost denilen hücrelerden oluşturulur. Alyuvarın meydana geliş şekli ve hızı, kemik iliği incelenerek görülür. Göğüs ya da kalça kemiği gibi herbir kemiğin içine enjektörün iğnesi sokorak az bir miktar ilik dışarı alınır. Lamlar hazırlanarak mikroskop altında incelenir. Alyuvarların yaşam süresi ortalama olarak 120 gündür. Bu sürenin uzadığı görülmemiştir ama, hemofili denen hastalıkta bu sürenin kısaldığı bilinmektedir. Alyuvarların kırmızı rengi, içindeki hemoglobin maddesinden ileri gelir. Hemoglobin, akciğerlerden dokulara oksijen taşıyan demirli bir globindir. Ayrıca dokularda metabolizma sonucu meydana gelen karbondioksidin, akciğerler yoluyla temizlenmesini sağlar.

Kan hücrelerinin (alyuvarlar, akyuvarlar) içinde yüzdükleri sıvının ismi kan plazmasıdır. Kan plazması da basit bir sıvı değil, içinde birçok özel madde bulunan özel bir karışımdır. Plazma, % 90-92 oranında su, % 6-8 oranında protein, ayrıca eriyik halinde tuz, glikoz, yağ ve aminoasit, karbondioksit, azotlu atık ve hormonlar içeren sarımsı bir sıvıdır.

Plazma, yediğimiz yiyeceklerden elde edilen besinleri vücudun içine dağıtır. Hücrelerin ürettikleri artık maddeleri de bedenden uzaklaştırmak için ilgili organlara iletir. Eğer plazmanın bu taşıma-nakliye görevi olmasa, yenilen besinler hiçbir işe yaramaz, dokulara besin ulaşamaz, üretilen artık maddeler uzaklaştırılamadığı için vücut hemen zehirlenirdi.

"Altıncı Mukaddeme"

"Meselâ, tefsirde mezkûr olan herbir emir, tefsirden olmak lâzım gelmez. İlim ilme kuvvet verir. Tahakküm etmemek şarttır. Şöyle müsellemattandır ki: Hendese gibi bir san'atta mahir olan zat, tıp gibi başka san'atta âmî ve tufeylî ve dahil olabilir. Ve kavaid-i usuliyedendir ki: Fakih olmayan, velev ki usûlü'l-fıkıhta müçtehid olsa, icmâ-ı fukahada muteber değildir. Zira o, onlara nispeten âmîdir."

"Hem de hakaik-i tarihiyedendir ki: Bir şahıs çok fenlerde meleke sahibi ve mütehassıs olamaz. Ancak ferid bir adam, dört veya beş fenlerde mütehassıs olabilir. Umuma el atmak, umumu terk etmek demektir. Bir fende meleke, o fennin suret-i hakikiyesidir. Onunla temessül etmek gerektir. Zira bir fende mütehassıs ve malûmat-ı sairesini mütemmime ve medet verici etmezse, malûmat-ı perişanından bir suret-i acîbe temessül edecektir. Hem de âdât-ı müstemirredendir ki, kitab-ı vahidde ulûm-u kesiretezahüm eder."

"Zira ulûm birbirini intaç ve birbirinin elini tutmakla teânuk ve tecavüb ettiklerinden, o derecede iştibak hasıl olur ki, bir fende telif olunan bir kitapta, o fennin mesaili, o kitabın muhteviyatına nispeti, ancak zekâtı çıkabilir. Bu sırdan gaflet iledir ki, bir şeriat veya bir tefsir kitabında istitraden derc olunmuş bir meseleyi gören bir zahirperest veya mugalâtacı bir adam der ki: 'Şeriat ve tefsir böyle der.' Eğer dost olsa diyecek: 'Bunu kabul etmeyen Müslüman değildir.' Şayet düşman olsa, o bahaneyle der: 'Şeriat veya tefsir -hâşâ- yanlış.'"

"Ey ifrat ve tefrit sahipleri! Tefsir ve şeriat başkadır; tefsir ve şeriatte telif olunan kitap yine başkadır. Zira kitap daha geniştir. O dükkânda cevherden başka kıymetsiz şeyler dahi bulunur. Eğer bunu fehmedebildin; hayse beyseden kurtulacaksın."

"Dikkat et: Nasıl ki bir evin levazım-ı mütenevviası yalnız bir san'atkârdan alınmaz. Belki herbir hâcette, o san'atta mütehassıs olana müracaat olmak gerektir. Öyle de, saadet-saray-ı kemâlâtta, o kanuna tatbik-i hareket etmek gerektir. Acaba görülmüyor mu ki, birinin saati kırılsa, terziye 'Saatimi dik!..' dese, 'Yuha'dan başka cevap var mıdır?"(2)

Üstad'ın yukarıdaki ifadeleri ile, fennin bugün ortaya koymuş olduğu tespitler ışığında meseleye bakacak olursak, muhtemel iki mana vardır:

Birisi; fen ilimleri tedrici ve tekemmül ile geliştiği için, zaman ve zeminin büyük önem ve tesirleri vardır. Üstad'ın dönemi ile, şimdiki dönem arasında, fen çok tekemmül etmiştir. Bu yüzden, o dönemde kabul edilen bazı şeyler şimdi reddedilebilir. Burada sorumluluk müfessirde değil, müfessirin atıfta bulunduğu bilim camiasındadır. Bu yüzden hatalı olan Üstat değil, o dönemin fen alemidir deyip; hakikat olarak bugünkünü esas alacağız.

Üstad, biyoloji alimi ya da uzmanı olmadığı için, o dönemin camiasına dayanarak konuşmuştur. Bu, Üstad'ın güvenirliğine ve alanındaki saygınlığına bir leke getirmez. Nitekim tarihte de çok büyük müfessirler böyle durumlara düşmüşlerdir.

Diğer muhtemel bir mana ise, nasıl geçmişte fen camiası yanılmış ise; şimdiki camianın da aynı oranda yanılması muhtemeldir. Bu yüzden mesele zahir hale gelene kadar beklemek gerekir. Belki ileride teknik daha da gelişip latifleşerek, çok ince fenni hakikatleri su yüzüne çıkarabilir. Ama şu an yapmamız gereken, şimdiki hakikatleri kabul etmektir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Haşiye-1.

(2) bk. Muhakemat, Birinci Makale, Altıncı Mukaddeme.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yorumlar

drerkan
Eritrositler oksijeni akciğerlerden hücrelere taşır.Bu en önemli görevidir.Oksijen hayatiçin en önemli ERZAK tır kanaatimce. Dr. Erkan Mercimek
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
abdullah_06
türlerin sayısına 400 bin çeşit denmesi veya karbon ile oksijenin imtizacları ile aşk-ı kimyevi bahsleri gibi, veya kanın kabaca tarifinin yapıldığı ...gibi ,VE İSTİTRADEN derc olunmuş meseleleri gören bir zahirperest veya mugalâtacı bir adamlar aynen diyorlar ki: "Şeriat ve tefsir böyle der." "Şeriat veya tefsir -hâşâ- yanlış."..Allah anlayışımızı artırsın.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
abdullah_06
evet, üstad zamanın fenni kadar açıklama yapmış , amma maksat manayı harfî... "Hem de bir müfessir veya fakih, mütehassıs olmak şartıyla, hükmü yalnız nefs-i şeriat ve tefsirde hüccettir. Yoksa, tufeylî olarak izinsiz tefsir, şeriat kitaplarına girmiş emirlerde hüccet değildir. Zira onlarda tufeylî olabilir. Nâkile itab yoktur."
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ahmet hüsrev
Ve bilhassa rızık için gelen zerreler, rızık kafilesinde seyrüsefer eden o zerreler, o kadar hayretfezâ bir intizam ve hikmetle seyr ü seyahat ederler ve öyle tavırlarda, tabakalarda intizamperverâne geçip gelirler ve öyle şuurkârâne ayak atıp hiç şaşırmayarak gele gele tâ beden-i zîhayatta dört süzgeçle süzülüp rızka muhtaç âzâ ve hüceyrâtın imdadına yetişmek için kandaki küreyvât-ı hamrâya yüklenip bir kanun-u keremle imdada yetişirler. Ondan bilbedâhe anlaşılır ki, şu zerreleri binler muhtelif menzillerden geçiren, sevk eden, elbette ve elbette bir Rezzâk-ı Kerîm, bir Hallâk-ı Rahîmdir ki, kudretine nisbeten zerreler, yıldızlar omuz omuza müsavidirler.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
memo333
İnsan maddî hayatında, her anda havaya, her vakit suya, her zaman ve hergün gıdaya, her hafta ziyaya muhtaçtır. Bunların tekerrürü haddizatında tekerrür olmayıp, ihtiyaçların tekerrürü içindir
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
msaydin
Kan ise, içinde iki kısım küreyvât halk edilmiş. Bir kısmı “küreyvât-ı hamrâ“ tabir edilir ki, bedenin hüceyrelerine erzak dağıtıyor ve bir kanun-u İlâhî ile hüceyrelere erzak yetiştiriyor (tüccar ve erzak memurları gibi). Diğer kısmı küreyvât-ı beyzâdırlar ki... burda fark ettiyseniz üstad eritrositler için sadece erzak dağıtıyor, yetiştiriyor diyor , yani ana görevini soylüyor (başka görevlerinden bahsetmiyor) ki bu da herkesce bilinen oksijen taşımasıdır. sonuç olarak erzak burda oksijen anlamındadır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...