Block title
Block content

Üstad'ın “Bir zaman gelecek, herkes benim halime gıpta edecektir.” demesini nasıl anlamalıyız? Bunu bir gurur olarak görenlere nasıl cevap verilebilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Molla Said, Van’da bulunduğu zamanlarda, bazı hususlarda o havalinin ulemasına muhalif bulunuyordu. (HAŞİYE: Aynı vaziyet, seksen senelik hayatında da devam etmiştir.) Bu hususlar şunlardır:"

1. Kat’iyen hiç kimseden hediye olarak para almamak ve maaş bile kabul etmemek. Evet, hayatta hiçbir maddî mülkiyeti olmayıp, fakir ve kimsesiz ve daimî nefiy ve hapislerle çok sıkıntılı ve dehşetli musibetler içerisinde yaşadığı halde kimseden para ve mukabelesiz hediye almadığı, bilmüşahede görülmüştür.

2. Hiçbir âlimden sual sormamak. Yirmi sene zarfında, daima ancak sorulanlara cevap vermişti. Bu hususta kendileri derlerdi ki: 'Ben ulemanın ilmini inkâr etmem; binaenaleyh kendilerinden sual sormak fazladır. Benim ilmimden şüphe edenler varsa sorsunlar, onlara cevap vereyim.'

3. Yanında bulunan talebelerini aynı kendisi gibi zekât ve hediye almaktan men etmek. Onları da yalnız rıza-yı İlâhî için çalıştırırdı. Hattâ çok zamanlar talebelerini kendi iaşe derdi.

4. Daima mücerred kalmak ve dünyada hiçbir şeyle alâka peyda etmemek. Bunun içindir ki, 'Bütün malımı bir elimle kaldırıp götürebilmeliyim.' demiştir. Bu halin sebebi sorulunca, 'Bir zaman gelecek, herkes benim halime gıpta edecektir. Saniyen, mal ve servet bana lezzet vermiyor; dünyaya ancak bir misafirhane nazarıyla bakıyorum.' derdi." (1)

Burada Bediüzzaman Hazretleri -haşa- bir övünme değil, kendi vaziyetinin ahir zamanda istenilir bir hâl olacağını beyan etmektedir. Zira günümüzde insanların çoğu kaldıramayacağı borç bataklığı içindedir. Bankaların veya başkalarının minneti altındadır. Üstad buna hayatı boyunca mecbur olmamıştır. Evlenip çoluk çocuk derdiyle İslama hizmetten geri durmamıştır. Bütün duyguları ve imkânıyla İslam hizmetine hayatını vakfetmiştir. Yeryüzünde bir karış toprağı ve kaldıramayacağı bir mülkü bulunmadığından, ahiret alemine odaklanmıştır. Bu ise gıptaya ve takdire şayan bir durumdur. Üstadımız bu sözleriyle bunu nazara vermek istemektedir. Siz de beni örnek alabilirsiniz demektedir.

Bu tarzı Efendimizin (sav) hadislerinde de görmemiz mümkündür.

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in zevce-i pâklerinin hâne-i saâdetlerine bir gruperkek gelerek, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sordukları husus açıklanınca, sanki bunu az bularak:

"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kim, biz kimiz? Allah O'nun geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmiştir (bu sebeple O'na az ibadet de yeter) dediler. İçlerinden biri: 'Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım.' dedi. İkincisi: 'Ben de hayatımca hep oruç tutacağım, hiç bir gün terketmeyeceğim.' dedi. Üçüncüsü de: 'Kadınları ebediyen terkedip, onlara hiç temas etmeyeceğim.' dedi. (Bilâhere durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onları bularak:

"'Sizler böyle böyle söylemişsiniz. Halbuki Allah'a yemin olsun, Allah'tan en çok korkanınız ve yasaklarından en ziyade kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazan oruç tutar, bazan yerim; namaz kılarım, uyurum da; kadınlarla beraber de olurum. (Benim sünnetim budur), kim sünnetimi beğenmezse benden değildir.' buyurdu."(2)

"Sizin en hayırlınız, eşlerine karşı en iyi davrananlarınızdır. İçinizde eşlerine karşı en iyi davrananız da benim."(3)

Cenab-ı Hak Peygamberimizi (sav) bizlere rehber, önder ve numune-i imtisal olarak gönderdiği için, bu hadisler ve Üstad'ın bu cümlesi, bir özelliği ön plana çıkarıp -haşa- gurur veya enaniyet olarak yorumlanmamalı. Ümmeti bu hâle teşvik olarak algılamalıyız...

Dipnotlar:

(1) bk. Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı

(2) bk. Buhârî, Nikah 1; Müslim, Nikah 5.

(3) bk. İbn Mâce, Nikâh 50.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...