Block title
Block content

Üstad'ın, "Fena ve fâni bir adamın, güzel ve bâki şöyle bir sözü var.", demesi, mezhebi farklı Ehl-i sünnet dışındaki insanların bazı güzel düşüncelerinden yararlanmanın, onların bize ters düşmeyen sözlerini kullanmanın sakıncası olmadığını mı gösteriyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir fikir sisteminin veya düşünce ekolünün her tarafı bütünü ile doğru ya da yanlış olmaz. İslam açısından batıl olan bir fikir sisteminde doğrular bulunabileceği gibi, İslam açısından hak olan bir mezhep ya da düşünce sisteminde de yanlış noktalar bulunabilir.

Meseleye blok halinde doğru ya da yanlış nazarı ile bakmak doğru olmaz. Üstad Hazretleri bize bu hususta analitik bir metot ve tarz öğretiyor. Bir düşünce sistemini sorgularken toptancı bir şekilde doğru ya da yanlış şeklinde bakmanın mahzurlu olacağını ifade ediyor.

Bazen olur ki doğru ve hak olan bir mezhep içinde bazı yanlışlar bulunabilir. Şayet biz bu mezhebe toptancı bir şekilde doğru ve hak nazarı ile bakıp incelemeden ve ölçmeden peşinen kabul edersek, doğruların yanında o yanlış noktaları da doğru kabul ederiz. Yanlışlar doğruların vizesi ile akıl cebimize sıvışır. Bunu fark etmek de kolay olmaz.

Bazen de batıl bir mezhebin savunduğu düşünceler içinde hak ve doğrular olabilir, yine biz blok halinde bu mezhebi red ve inkar edersek, yanlışların yanında o doğruları da inkar etmiş oluruz. Bu kez de yanlışları akıl cebimize geçirmemek için çekilen barikatlar doğruları da yanında geçirmiyor bir şekle bürünür.

Öyle ise biz öyle bir sistem kuralım ki hangi düşünce sistemi olursa olsun doğruları içeri alsın, yanlışlar dışarıda bıraksın. Bu sistem şeriatın mizan ve mihengine hakim ve vakıf olmakla mümkün olur.

Üstad Hazretleri bu hakikati şu veciz sözleri ile özetliyor

"...Her batıl mezhebin her bir ciheti batıl olmadığı gibi, her bir hak mesleğin dahi her bir ciheti hak olmak lazım değildir."(1) 

Mesela, sosyalizm içinde işçilerin haklarının savunulması, sosyal dayanışma, eşitlik ve adalet gibi kavramlar hak ve doğru kavramlardır, ama sosyalizm batıl bir mezheptir.

Tasavvuf ve tarikatlar haktır, ama içine bir çok yanlış ve hurafeler sızmıştır. İlhamı vahiyden üstün görme, şeyhini sahabeden üstün tutma gibi bir çok batıl ve yanlışlar hak tarikatların içinde bulunabiliyor.    

Risale-i Nurların en önemli bir vasfı da hakikati, kimden olursa olsun kabul etmesidir. Yani

"Fena ve fâni bir adamın, güzel ve bâki şöyle bir sözü var:.."

demesi, Risale-i Nurların toptancı bir yaklaşım içinde değil analitik bir düşünce metodu içinde olduğunu gösterir. Yani bir şahıs ya da ekolü toptan kabul veya inkar etmek yerine onların doğrusunu alıp yanlışını terk etmek yolunu esas alıyor.

 Mesela Mehmet Akif Ersoy’un doğruları yüz ise bazı cüzi hata ve yanlışları olabilir, şimdi biz cüzi yanlışları için yüz doğrusunu inkar mı etmeliyiz. Yoksa onu hakikatli bir mümin kabul ederken yanlış bazı fikirlerini de terk mi etmeliyiz. Elbette ikinci şık doğru olandır.

İşte Risale-i Nurların şahıs ve ekollere bakış açısı bu şekildedir. Toptancı bir anlayış ile bir insan ya da ekol ya doğrudur ya da yanlıştır demek yanlış bir tutum olur.

Yine Mevdudi, Seyyid Kutub, Hasan el Benna, Şeyh Muhammed Abduh, Cemaleddin Efgani gibi İslam aydınları ve alimlerine bütünüyle yanlış ve batıl nazarı ile bakmak nasıl bir hata ise, onların bazı Ehl-i sünnete uymayan fikirlerini kabul etmek de aynı derecede hata ve yanlıştır. Biz bu mübarek zatların doğrularını alırız, yanlış bazı cüzi fikirlerini almayız. Meseleye böyle bakmak daha isabetli olur kanaatindeyiz.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Altıncı Risâle Olan Altıncı Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...