"Üstad'ın sünneti" gibi bir kavram kullanmak "Bediüzzaman'ın sünneti" demek doğru mu? Varsa nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sünnet, Hazret-i Muhammed'in (asm) Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışlarıyla, şu ya da bu konuda söylemiş olduğu sözlerin tümü, koyduğu kurallar ve Müslümanlara gösterdiği yoldur. Sünneti bu anlamda Peygamber Efendimizin (asm) dışında herhangi birisine izafe etmek caiz değildir.

Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında, davranışlarında, ahlakında hüküm ferma olan Kur’an ve sünnettir. Yani Bediüzzaman Hazretlerinin hayatının en büyük gayesi, sünnet üzerine yaşamak ve bunu insanlara ilan etmektir. Kendi hevasına ya da kendi isteğine özgü yeni bir yaşam formu (sünneti) oluşturmak asla ve kata mümkün değildir. Onun hayatının en büyük misyonu sünneti yaşamak ve yaşatmaktır.

"Demek oluyor ki, insan için en mühim, âli maksat, Cenâb-ı Hakk'ın muhabbetine mazhar olmasıdır. Bu ayetin nassıyla gösteriyor ki, o matlab-ı âlânın yolu Habibullaha ittibâdır ve Sünnet-i Seniyyesine iktidâdır."

"Sünnet-i Seniyye, saadet-i dâreynin temel taşıdır ve kemâlâtın madeni ve menbaıdır."(1)

Risale-i Nur'un birçok yerinde, bir Müslümanın en mühim vazifesi sünnete ittiba etmek olarak gösteriliyor. Hâl böyle iken Üstad'ın kendine ait bir sünneti veya adabı ortaya koyup insanları buna davet etmesi mümkün değildir.

Sünneti, dini konuların dışında da bir âdet, bir tarz, bir usul ve bir bakış açısı şeklinde ele alırsak, elbette Üstad'ın da diğer âlimlere nazaran kendine özgü bir tarzı ve has bir bakış açısı olduğu söylenebilir. Yani "herkesin kendine has olan meşhur bir özelliği için, bu tarz onun sünneti yani tarzıdır" denilirse, bunda dini bir mesuliyet olmaz. Lakin farklı manalara yol açabileceğinden kullanmamak lazımdır.

Mesela, Risale-i Nur mesleğinin Rahim ve Hakim isimleri üzerine gitmesi, eserlerinde ve fikirlerinde hikmet, ispat ve delili öne çıkarması; "Üstad'ın kendine özgü bir bakış şeklidir." diye yorumlanabilir.

Ama "sünnet" ibaresi şeriatın bir kavramı olması ve şeriatın ikinci büyük bir delili olması hasebi ile başkalarına izafe ve nispet edilmesi doğru bir yaklaşım olmaz. Sünnet, Peygamber Efendimize (asm) ve şeriata ait bir kavramdır ve böylece de kullanılması gerekir.

1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

turkkamuran

Sorularla İslamiyet sitesinden bir alıntı...

Fıkıh ve usul alimleri "Ümmetimin en hayırlısı kendilerine gönderildi­ğim asır (da olanlar)dır. Sonra onlardan sonrakiler, sonra da onlar­dan sonrakilerdir." (Buhari, Şehadât 9; Müslim, Fedail 210. 214) mealindeki hadis-i şerif ve benzerlerine ba­karak, Hz. Peygamber (asm)'in sahabilerinin tümünün sünnetinin de raşid halife­lerin sünnetleri gibi bir delil olduğunu söylemişlerdir. (bk. Muhammed Ebu Said el-Hadimî, Berika, 1/84)

Şimdi sahabilerin sünneti demek caiz olursa neden diğeri olmasın?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Sahabe, tabiin ve tebe-i tabiin dönemi hadislerde açık bir şekilde tafdil edildiği için onların imtiyaz ve hususiyeti söz konusu. Bu yüzden diğer insanlar ve dönemler için sünnet kavramını tamim ve teşmil etmek doğru olmaz. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...