Block title
Block content

Üstad'ın tesbihatı uzundur; bizim bunlara vaktimiz olmuyor veya tembellik var bizde. Bu tesbihatı yapmaz isek sakıncası var mı? Bu durumda Nur talebelerinin duasına ortak olamaz mıyız, şahsı maneviye dahil olur muyuz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstad Hazretleri  Risale-i Nur'a talebe olmanın vasıflarını açıkça belirtmiştir. Biz bu vasıfları hayatımıza tatbik edersek, talebeliği ve şirket-i maneviyeye iştiraki kuvvetle umut edebiliriz. Ama gurur ve enaniyete düşmemek için daima talebe adayı gibi hareket etmek en güzelidir.

Talebelik vasıflarını haiz olan birisi zaten şirket-i maneviyeye tabidir. Yalnız önemli bir husus, cemaatle irtibatı koparmamaktır. Zira bu zamanda insanın şahsi bir gayret ve çaba ile hizmet edip kendisini muhafaza etmesi çok zordur. Cemaat bu hususta  fitili koruyan cam bir fanus gibidir. Fanus olmadan fitilin ateşi çabuk söner. İnsanın şahsi ilmi ve gayreti ne kadar sağlam da olsa cemaatin kuvvetine yetişemez ve bu yüzden cemaate muhtaçtır. Şirket-i maneviye zaten cemaat ile olan bir şeydir, cemaati terk eden şirketi de terk etmiş olur.

Talebeliğin, dolayısı ile manevi şirkete tabi olmanın şartlarını Üstad Hazretleri şu şekilde beyan etmiştir:

"Talebeliğin hâssası şudur ki: Yazılan Sözlere kendi malı gibi sahip olmalıdır. Kendisi telif etmiş ve yazmış nazarıyla bakıp neşrine ve ehil olanlara iblâğına çalışmaktır."(1)

"Şu kısa tarikin evrâdı, ittibâ-ı sünnettir; ferâizi işlemek, kebâiri terk etmektir. Ve bilhassa, namazı tâdil-i erkânla kılmak, namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır."(2)

"Kardeşlerimizden birisinin namaz tesbihatında tekâsül göstermesine binaen dedim: Namazdan sonraki tesbihatlar tarikat-ı Muhammediyedir (a.s.m.) ve Velâyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) evradıdır. O noktadan ehemmiyeti büyüktür..."(3)

Bunun yanında beş vakit namazı kılmak ve ardından tesbihatı yapmak ve büyük günahları işlememek talebeliğin zaruri şartlarıdır. Bu şartları yaparsak inşallah Nur talebesi vasfını kazandığımız gibi, şirket-i maneviye de iştirak etmiş oluruz.

Tesbihatları vakit yok diyerek terk etmek Nur talebesine yakışmaz. Vakit namazlarının  arkasından yapılan uzun tesbihatlar en fazla beş dakikamızı alır. Dünyanın adi ve basit işlerine vakit ayırırken, ebedi saadetin vesikaları hükmünde  olan böyle mübarek ve bereketli ibadetleri terk etmek ciddiyet ve sadakat ile bağdaşmaz.

Kaldı ki, cemaatin şahsı manevisi ile tesbihat aracılığı ile irtibat kuruyor ve manevi desteklerini bu kanal üzerinden elde etmiş oluyoruz. Zira tesbihat içinde geçen isimler ve tanımlamalar, intisabımızı ve bağlığımızı adeta bildiriyor ve beni unutmayın, ben buradayım hatırlatmasını yapıyor denebilir.

Diğer yandan, bizim cemaate olan manevi desteğimiz yine bu tesbihat üzerinden sağlandığı içindir ki, Üstadımız tesbihatı şart koşmuştur.

Dipnotlar:

(1) bk. Barla Lahikası, (252. Mektup)

(2) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Zeyl

(3) bk. Kastamonu Lahikası, (70. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...