Block title
Block content

VAHDET

 
Vahdet birlik demektir; zıddı kesrettir. Beş parmak kesreti (çokluğu) ifade eder; bunların bir araya gelmesi ve vahdete ermeleriyle bir el ortaya çıkar; elde vahdet vardır.


“Yüz trilyon hücre” kesreti ifade eder. Bunlar bir insan bedeninde birlikte görev yaptıklarında kesretten vahdete varılır.

“Tevhid ve vahdette cemâl-i ilâhî ve kemâl-i Rabbanî tezahür eder.” (Şualar)

Tevhid, “birleştirme, birlikte düşünme, bir araya getirme” gibi manalara gelir. Tevhid ve vahdet ile insanın tefekkürü küllileşir. Konunun devamında olayları birlikte düşünmekle yapılacak küllî tefekküre üç tane harika misâl verilir: Şifa, rızık ve hidayet.

Bu nimetler, tek bir insan için düşünüldüğünde de yine Allah’ın Rezzak olduğunu, Şâfî olduğunu ve Hâdî olduğunu gösterirler, ama bu ihsanlara mazhar olanların tamamı birden nazara alındığında, aynı hakikatler daha mükemmel olarak ve çok daha ileri bir mârifetle insanın kalp âlemine ve ruh dünyasına hükmederler.

Bu üç misâl, bütün hâdiselere ve bütün mahlukata tatbik edilebilir.

Hayat verme, ölümü tattırma, şekil verme, güzelleştirme, ikram etme, mağfiret etme, aziz etme, zelil kılma ve daha nice hâdiselere mazhar olan bütün fertler birlikte düşünüldüğünde, sırr-ı vahdetle, çok daha yüksek ve çok daha geniş tefekkür tabloları ve mârifet levhaları akla ve kalbe açılır.

“Tevhid ve vahdette cemâl-i ilâhî ve kemâl-i Rabbanî tezahür eder.” cümlesine bu nazarla bakıldığında, kâinatın tamamı bir kitap, bir fabrika yahut bir insan-ı ekber olarak değerlendirilir ve bu kitabın harflerini, bu fabrikanın aletlerini ve bu muhteşem insanın organlarını tek tek tefekkür etmekten elde edilecek marifetin çok daha fazlasına ulaşılabilir.

Bak: Kesret
Paylaş
Yükleniyor...