Block title
Block content

"...Vahşetzâr fakat mûnis, vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü." Dağlara vefakâr ve namusperver denilmesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elyevm, Said Nursî memleketine döndü. Karışmış İstanbul'un havâ-i gıll ü gışından ve tezviratından ve bedraka-i efkâr olmak lâzım gelen gazetecilerin bazılarının bütün fenalıklara bâdî ve bütün felâketlerin müvellidi olduklarını görerek, bu derece açık cinayetlere tahammül edemeyerek meyus ve müteessir, vahşetzâr fakat mûnis, vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü. İsabet etti. Kimbilir, belki en büyük icraatından biri de budur."(1)

İstanbul ortamında her türlü insan yaşıyor, iyiler de var kötüler de var... Yalnız gönlü daraltan, tezvirat ile sosyal düzeni bozmaya çalışan, topluma güzel bir örnek olması gerekirken toplumu zehirleyip infiale neden olan gazeteciler, daha bir ön planda duruyor ve İstanbul’un manevi havasını zehirliyorlar.

Üstad Hazretleri gibi safi ve mert insanların, böyle kokuşmuş ortamda barınması mümkün değil. Bu yüzden yalnız, fakat dostça vefalı ve namuslu olan dağlara, yani Şark'a dönüyor.

Burada dağdan maksat; Anadolu’nun doğu kesimleridi. Yoksa mücerret dağlar kast edilmiyor. Kırsal ve dağlık alanda yaşayan insanlar kaba ve sert olabilirler; ama bunun yanında hile bilmez, vefalı ve mert insanlardır.

(1) bk. Divan-ı Harb-i Örfî, İfade-i Naşir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Divan-ı Harb-i Örfî | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1421 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...