Block title
Block content

"Ve asıl lâfzın sahibi olan mânâ ise, bir suret-i hayatiyeye dönüyor, ona medet verir. Ve müstetbeattan istimdat eder..." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Her beyanın veya ifadenin, bir asıl ve hakiki anlamı bir de ona bağlı ve tabi muhtemel yan anlamları vardır. Bu muhtemel yan anlamları hakiki anlam kendine çeker ve kendine dahil eder. İfadenin asıl anlamı sair anlamları kendi içine dahil ettikten sonra, o tabi ve yan anlamlar asıl gibi kıymet kazanır, hakikate dönüşür. Tıpkı, sütün maya ile peynire dönüşmesi gibi. Bu muallak ve muhtemel manalar hakiki mananın aşılaması ve mayalaması ile hakikate dönüşür.

İfade ya da lafızın asıl manası ise o lafza bir hayat, bir ruh hükmüne geçer, sair manalarda ona aza ve organ olur. Nasıl vücut, hayat ve ruh sayesinde ayakta duruyor ise hayat ve ruhun devamı da aza ve organların yardımına bağlıdır. Böylece hayat ve vücut arasında sürekli bir yardımlaşma ve alış veriş vardır. Aynen bunun gibi lafız vücuttur, hakiki mana ise vücuda hayat ve ruhtur, tebei ve yan manalar ise organ ve azalar gibidir.

İşte kelamın kuvvet ve derecesi bu ahenge bağlıdır. Bu yüzden bir kelamda yüzlerce mana ve hüküm bulunabilir; özellikle bu kelam Allah’ın kelamı ise. Bu noktaları nazara almayanlar büyük belagatları kaçırıp kelamı kısırlaştırırlar. Şu ayet bu manaya işaret ediyor:

"De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, hattâ bir o kadarını daha getirip ilâve etsek, Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi."(Kehf Sûresi, 18/109)

Lafzın asıl manasını diğer yan ve işari manalar destekleyip kuvvet veriyor ise, asıl mana hayatlanır ve diğer manalara da kuvvet vermeye başlar. Yani asıl mana ile yan ve işari manalar uyum içinde alışveriş şeklinde ise, o lafız ve kelam belagat noktasından kuvvet kazanır.

Mesela İşârâtü'l-İ'câz da Üstad'ın vermiş olduğu şu misal bu manaya işaret eder:

” Arkadaş! Kelâmların hüsnünü artıran ve güzelliğini fazlaca parlatan belâgatın esaslarından biri de şudur ki: Bir havuzu doldurmak için etrafından süzülen sular gibi, beliğ kelâmlarda da zikredilen kelimelerin, kayıtların, heyetlerin tamamen o kelâmın takip ettiği esas maksada nâzır olmakla onun takviyesine hizmet etmeleri, belâgat mezhebinde lâzımdır.”

"Birinci misal:  وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ  olan âyet-i kerime nazar-ı dikkate alınırsa görülür ki, bu kelâmdaki maksat ve esas, pek az bir azapla fazla korkutmaktır. Ve bu kelâmda olan mezkûr kelimeler ve kayıtlar, tamamen o maksadı takviye için çalışıyorlar."

"Ezcümle, şek ve ihtimali ifade eden اِنْ şartiye olup, azabın azlığına ve ehemmiyetsizliğine işarettir.

Ve keza  نَفْحَةٌ sîgasiyle ve tenviniyle azabın ehemmiyetsizliğine îmadır.

Ve keza  مَسَّ kelimesi, azabın şedit olmadığına işarettir."

"Ve keza, teb’îzi ifade eden مِنْ ve şiddeti gösteren  نَكَالْ kelimesine bedel, hiffeti îma eden  عَذَابٌ kelimesi ve  رَبِّ kelimesinden îma edilen şefkat, hepsi de azabın kıllet ve ehemmiyetsizliğine işaret etmekle şu şiiri, lisan-ı hâlleriyle temessül ediyorlar."

  عِبَارَاتُنَا شَتَّى وَحُسْنُكَ وَاحِدٌ - وَكُلٌّ اِلٰى ذَاكَ الْجَمَالِ يُشِيرُ  Yani, “İbarelerimiz ayrı ayrı ise de, hüsnün birdir. Hepsi de o hüsne işaret ediyorlar.”(1)

(2) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 2.Ayet Tefsiri

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...