Block title
Block content

"Ve bu insanlar, o Sultan-ı Ezelî'nin makasıdına çalışan amelelerdir. Bu ameleler, aldıkları ücretlerinden maadâ bu binadan bir şeye mâlik ve sâhip olmadıklarına tekraren hükmedecektir." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Bu küre-i arz misafirhanesi, insanların mülk ve malı değildir. Ancak insanlar, amele gibi o misafirhanenin çeşit çeşit işlerinde ve tezyinatında çalışırlar. Eğer küre-i arzın hâricinden yabancı birisi gelip misafirhanenin bir mu’cize ve harika olduğuna ve insanların da âciz, fakir, muhtaç olduklarına dikkat ederse, bu insanlar bu binaya sâhip ve sâni  olacak bir iktidarda değildir, ancak böyle harika bir masnûun sânii de mu'ciznüma olduğuna kat'iyetle hükmedecektir. Ve bu insanlar, o Sultan-ı Ezelî'nin makasıdına çalışan amelelerdir. Bu ameleler, aldıkları ücretlerinden maadâ bu binadan bir şeye mâlik ve sâhip olmadıklarına tekraren hükmedecektir. Ve kezâ, o çiçeklerin zevilhayata karşı gösterdiği teveddüdlerine ve tahabbüblerine ve tebessümlerine dikkat eden anlar ki: Bir Hakîm-i Kerîm tarafından misafirlerine hizmetle muvazzaf bir takım hedâyâ ve behâyâdır ki, Sâni ile masnû arasında bir vesile-i teârüf ve tahabbüb olsun.

“Sultan-ı Ezelî'nin makasıdı”, ifadesi Nurlardaki şu dersleri bize hatırlatır: Eşyanın yaratılmasındaki birinci maksat, Cenâb-ı Hakk’ın kendi sanatını o eserde bizzât müşahede etmesi, esmâ-ı hüsnâsını o varlıkta tecelli ettirmesidir. İkinci maksat,  bu güzel sanatını başka seyircilere yâni meleklere ve ruhaniyata da seyr ettirmesidır. Üçüncü maksat ise, bu dünyayı ahirete bir tarla yapmış olması, özellikle insanın amellerinden cennet ve cehennem gibi uhrevî meyvelerin çıkmasıdır.

Bir insan yahut bir hayvan bu gayelere ettiği hizmete peşin bir ücret olarak, bu dünya hayatından zevk alır, nimetlerinden istifade eder.

“Bu ameleler, aldıkları ücretlerinden maadâ bu binadan bir şeye mâlik ve sâhip olmadıklarına tekraren hükmedecektir.”

Amele;  “bir  ücret karşılığında iş gören”, “işçi” manasına geliyor. Bir binanın yapımında görev yapan ve ücretini alan bir işçi nasıl o binaya sahip çıkamazsa, insan da bu vücut binasının sahibi olmayıp, o binada İlâhî fiillerin icra edilmesinde ve esmâ-i hüsnanın tecelli etmesinde kendisine düşen bir görevi yerine getirmekte ve buna karşılık bu bedenden dünyada istifade etmekte, zevkini almaktadır.  Meselâ, insan yemek  yemekle o  gıdaların et, kemik, kan, ilik haline gelmesiyle sergilenen İlâhî sanatlarda esmâ-i İlâhiyetini teceli etmesine hizmet eder.  Ayrıca, bedenindeki yüz trilyona yakın hücreye rızık gönderilmesine de vasıta olur.  Bütün bu ve bezeri hizmetlerine karşılık kendisi de yediği o şeylerden tat almakta, zevk duymaktadır. İşte bu zevk onun ücretidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Zeylû'l-Hubab | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 753 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...