Block title
Block content

"Ve her bir ferdinde kâinata bakan bütün isimlerin cilveleri bulunmakta, vâhidiyet içinde, senin ehadiyetine işareti olmasın." Buradaki "her bir fert"ten maksat nedir, açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve heyet-i mecmuasındaki vahdet-i tedbir ve vahdet-i idare ve vahdet-i nev'iye ve vahdet-i cinsiye ve umumun yüzlerinde göz, kulak, ağız gibi noktalarda ittifak cihetinde müşahede edilen sikke-i fıtratta birlik ve her bir nev'in efradı simalarında görülen sikke-i hikmette ittihad ve iaşede ve icadda beraberlik ve birbirinin içinde bulunmak gibi keyfiyetlerinden hiçbirisi yoktur ki, senin vahdetine kat'î şehadette bulunmasın ve her bir ferdinde kâinata bakan bütün isimlerin cilveleri bulunmakta, vâhidiyet içinde, senin ehadiyetine işareti olmasın."(1)

Bu paragrafta, kâinat ve eşyadan değil, insan ve canlılardan bahsediliyor. İnsan tek başına bir kâinattır ve Allah’ın bütün isim ve sıfatları bu kâinatta tecemmu (toplanarak) ile tecelli etmektedir.

Kâinatın genelinde belki insandaki bir tecelli söz konusu, hatta azamet ve haşmetle bir tecelli söz konusu. Lakin kâinatın cansız cüzlerinde böyle bir tecelli bulunmuyor. Yani kâinatın cüzleri insanın fertleri gibi ilahi isimlere mazhar-ı azam olamıyorlar.

Burada asıl mesele, kâinatın yüzünde haşmetle tecelli eden isimler insanda okunaklı ve küçük boyutlarda tecelli ediyor. Ta ki insan kendi dünyasında bu isimleri rahatlıkla görüp okuyabilsin.

İşte kâinatın genelinde haşmet ve azamet ile tecelli etmeye vahidiyet, aynı tecellinin insanda / bir fertte küçük boyutlarda ve okunaklı bir şekilde tecelli etmesine de ehadiyet deniyor.

İnsanı diğer mahluklardan üstün kılan husus, bu ehadiyete mazhar olmasıdır. Allah her bir insanı âdeta küçük bir âlem, küçültülmüş bir kâinat şeklinde yaratmıştır. Bu anlamda kendini bilen ve okuyan bir insan Rabbini de bilir.

(1) bk. Şualar, Üçüncü Şua (Münacat).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...